ZAMPARA
Ben aşk adamı
sözlerin romantik soytarısı
sokakların deli fişek
göz zamparası
öpsemde ruj lekeli çığılıkları
arıtmaz asla
sevdaların pınarı
görsemde diz üstü
çıplak baldırları
eteğine çağırmaz
hiç bir zaman
bozkırların yamacı
ben saf yüreklerin
ihanet sarısı
gönüllerin aptal hırsızı
zaman zaman çağırır beni
otel odaları
atlatmak zordur çaylak bahçivanı
taşımaksa zordur
hep rezil bir aşkı
horsuma beni ne olur maralı
hayat öğretti bana
bu fırıldak tokatı
birgün sende öğrenirsin
gökyüzündeki martıları uçurmayı
turuncu arsızı
hayaller kurmayı
kınalı ihbarları
çakıl taşı yüreğine
sancısız şiirler yazmayı
gecenin görünmeyen kızılını
saklamak zorunda bile kalırsın
karanlığa aşk yıldızını
her yıl es geçersin
zevk için haziranı
keyifden beklersin
sevişmek için
en azgın sıcağı
dinleme sen
bağrı taş döşeli kaldırımları
bırak bu felsefik
tiyatronun dramını
nasılsa bulunur
ikinci sınıf figüranları
dert etme sen
yine dolar
o sinemanın koltukları
sen hep yüksekten uç
nazlı sevdalara inat
sürükle hoyratında
bir ömür ardından koştuğun
o marjinal rüzgarı
çekme kimsenin kahrını
kırılsa bile kıralası dalı
birde sen doğra
yüreğindeki kuşbaşı umutlarını
hayat bu gülüm
sen devirmessen
devirirler dağları
yıkarlar hep zayıf olanı
uyumadan çalarlar
pembe rüyalarını
birgün sende anlarsın
boş hayallerine
kare-kare zar atmayı
işte o zaman
pişmanlıklar denizinde
arama sakın sandalını
ibret alem için as
çürümüş duygularını
tanıma hiç düşmanını
koru hep sen yinede gazabını
öğren acımasızlarla savaşmauı
şimdi anladınmı
ellere sattığın bu aşkımızın
kalbimde hiç kalmayan
namağrem yarasını
yoldan çıkmış sevdamızı...
© Oktay Şafak
DANDİK GÜZEL
Sen bütün güzelliklerin kahpesi
boş sokakların sükseli cilvesi
koparttın gözlerimdeki çiçeği
şimdi bir bir çiğniyorum
ayaklarıma kadar düşen sevgini
tırnakların ojeli
saçların gölgeli
gözlerin lensli
ne fark ederki
sağı sultan bile duydu
kırmızı topukların sesini
ucuz pazarların diskotek afişesi
mercedesli zübpelerin
yaylı kanepesi
boşuna örtme kendini
senin yüreğin kirli
hatırla yaşatırken sevgimizi
beraber yazmıştık kavgamızın şiirini
o tuttuğun kalem tükendi
yazdığın beyaz sayfa
kendi kendini kirletti
meşhur oldun kaldırımlarda hadi
tüm yakışıklı ve renkli gözlü
serseriler çizer resmini
nasılsa suçüstü geceler
sentezledi eşkalini
bilmiyorum ya sensizlik şimdi
buruk tadında bir viski
esmiyor cafemizde artık
kavakların uzun yeli
kimse bakmıyor,sevmiyor
koklamıyor okşadığın
o ıtırlı çiçeği
değerinde bile değer ederdi
sevseydim yerine
harman yerinin
çadırlı çingenesini
ince bilekli
gözü şöhretli
sana ölüme kadar elveda
bozulmş oyunların
DANDİK-GÜZELİ...
© Oktay Şafak
SENİ ÖLÜMÜNE SEVİYORUM
Bir orospu kadar güzel,
zina yatakları kadar akıcı
terk edilişler kadar acı
şarkılara nakarat olmuş birben
romantik bi serseri mayını
gözlerim tetikte
hazır bi keleş mermisi
yeminim körkuyu gecelerine
inan sevgilim
sana bakan bir çift göze
kurşun olur yağarım
seni kıskanan bu manyak sevgimle
bir eroin gibi
girdin kanıma
çırıpçıplak akarım sana
siyah şallara bürünsende
ömrün boyunca
bu dünyada
gözlerimin alevi yakar
kan çiçeklerini
ıslığım yükselir
göküyüzünün taaa
deli mavisine
estiğimde
çığırırım bulutlara ismini
nefesini aldığım
tutuklu gecelerimde
yüreğin cız demez
benim aşkımda
şüphe duymaz hiç duygularımda
uçmaz benliğim asla
bi sosyete rüzgarın dalgasına
dört mevsim dönsede
şıkıdım şirineler etrafımda
yanlız sen, yanlız sen
doğarsın baktığım zaman
her sabah şafağımda
benim sevgim böyle işte sana
sonbaharın eylülü gibi
kırmızı bi gül damarımda
gittiğinde bilki;
beyaz kefeni giyer
ölüm olup dönerim sana...
© Oktay Şafak
O ADAM
Alnında delikanlı pusulası
ödlek havanın bozgun kaçışı
titretirdi bakışlarında sokakları
nefsinde çığırsada
görmezden gelirdi
sevişmek isteyen dudakları
istediğinde ateşi alevsiz yakardı
o adam gibi adamdı
tek aşktan korkardı
o herkeze adamım derdi
herkezi kendi gibi
adam zannederdi
fitnelik düşünmezdi
sözlerine yalan eklemezdi
para pulmu asla önem vermezdi
o herkezi eşit severdi
bilmezdi
kulaktan kulağa fısıldananı
görmezdi
etrafındaki basitlik savaşını
birikmişti
özürler hiç acıtmıyordu canını
affederdi
hep o adam
onuru kıralanı
yakası açık bağırlara
elleriyle hiç uzanmadı
okşamadı popusu güzel kadınları
elbisesi cici parası bol
fıstıklarla hava atmadı
oysa o çok karizmatik
çekici çok yakışıklıydı
yüreğinde hiç binmediği
mercedesi vardı
o aşklara hiç bu gözle bakmadı
birgün kendine yakışanı
elbet çağıracaktı
o bize hiç benzemiyordu
çok fark vardı
çünkü o adam gibi adamdı...
© Oktay Şafak
ABAZA
Bir sevdam var sana
kör sağır dilsiz
rolsüz bir oyun bu
benimkisi yanıbaşında
en cici en güzel en şık
elbiseleri sen giy
karda-kışta yazda
bense çırılçıplak
ne fark ederki görmüyosunki
nasılsa beni bu kalabalıkta
aktör değilim ben
duygularımla oynayamam
öyle kuş yürekleri gibi
daldan dala konamam
çırpındıkça batıyorum zaten
uzaklaşayım derken karanlığına
sende anla
artık o gözlerindeki
pembe perdeyi arala
söyle hadi söyle
kim anlatırkı aşkını
böyle çatık kaşa
insan ya deli olmalı
yada deliler gibi sevmeli
sığmıyor içime artık
tutamıyorum sevdamı
dürtüyor çıldırtırcasına
seni seviyorum
her halinle
her tavrınla çılgınca
sende duyy
ahh vahhh sesleriyle
anmayacak bu sevdayı dünya
seviyosam ve bende bensem
ölüme dek gidecek
senli yada sensiz bu dava
duygularım tepetaklak nasılsa
kimse dokunmayacak yarama
ellerinden başka
sonsuza dek olsamda
aşka kör sağır dilsiz abaza...
© Oktay Şafak
ŞİİRLERİNİZ