MÜNTAZ KOÇAK
KÖY KONAĞI
Konak açık girenlere
Emek yardım verenlere
Mork’u da var ölenlere
Hizmet için bu meydanda.
Durmaz şakılar badılar
Bitmez dediler kodular
Nicesi yunak yudular
Ejdadımız bu meydanda.
Tiyatro salonunda
Gençlik spor hep burada
Orkestra çala çala
Eğlenelim bu meydanda.
Aman faka gelmeyelim
Köyümüzü bölmeyelim
Karga süsü vermeyelim
Bülbül ötsün bu meydanda.
Konağa hizmetler gelsin
Pirimiz hümmet eylesin
Ozanlar türkü söylesin
Eğlenelim bu meydanda.
Yaptık yıkmayak duvarı
Üğüttürmeyek zavarı
Kamaz bağlasın zağarı
Ürdürmeyek bu meydanda.
Gençlik işe başlayalım
Kör şeytanı taşlayalım
Hür olup hür yaşayalım
Size emanet bu meydanda.
Sunuyorum size tüzük
Kör kalmasın, düşsün gözlük
Geçen zamanlara yazık
Etmeyelim bu meydanda.
Yobaz sürdürür huyunu
Her yerde verir yayını
Alsın ağzının payını
Gelsin görsün bu meydanda.
Hele ayı irisini
Koyman domuz sürüsünü
Kırın piçin kurusunu
Yetişmesin bu meydanda.
Nankörün bozuktur kanı
Olurmu dürzünün dini
Bürünmüş domuzun gönü
Gizlenmesin bu meydanda.
İyi dinle garip hayvan
Kahrolası be kör şeytan
Açıldı hodri meydan
Gel görelim bu meydanda.
Nerede o gemi batan ?
Yenmez para tutam tutam
Teres iftirandan utan
Yere yapış bu meydanda.
Pişmanlar dergaha gelsin
Beleşci yemeden ölsün
Bana yardım veren sorsun
Gerçek olsun bu meydanda.
Bitermi Mümtaz hecesi ?
Mum yakın kandil gecesi
Tütsün konağın bacası
Gururumuz bu meydanda.
Pir Hacı Bektaşi Veli
Gerçek erenlerin yolu
İçinde cemaat dolu
Cem yürütek bu meydanda.
Dönermi Mümtaz sözünden
İnsanı anlar gözünden
Yürür atanın izinden
Bu meydanda bu meydanda.
Temmuz 1995
Mümtaz Koçak
KUŞSARAY’IN LiSANI
Mırıkcası kâinatın dilinde
Kuşsaray’ın imkanı var elinde
Sapmaz gider Atatürk’ün yolunda
Övün yarınınla yaşa Kuşsaray.
Yeşilliğe bürünüyor dağları
Suyu güzel eritiyor yağları
İşte görülüyor aşkın bağları
Salın muhabbetle yaşa Kuşsaray.
Sağmaca suyunun akışı hoştur
Reyha ember burcu kokusu hoştur
Kale cindoruktan bakışı hoştur
Hazın tadı ile yaşa Kuşsaray.
Kurucu Uz Ali Sivas’dan gelmiş
Kerpiçten duvarı Cobbasan örmüş
Bu köyü buraya acep kim kurmuş
Diyenlerle yaşa güzel Kuşsaray.
Sağmaca üstünde var yeşil alan
Bal yapar Kuşsaray olmaz boş kuvan
Birlikte güç alır her an her zaman
Güven özveriyle yaşa Kuşsaray.
Köyümün hüneri saymakla bitmez
Adımlar ileri, geriye gitmez
Sevilen halkımız yaş yere yatmaz
Seven sevgin ile yaşa Kuşsaray.
Mümtaz der özveri bize az gelir
Cilala gönlünü bahar yaz gelir
Cahil engelleri bize vız gelir
Engelsiz aşkınla yaşa Kuşsaray.
Mümtaz Koçak
KÖYLÜME TAVSiYE
Dinle köylüm benim tavsiyem sana
Şimdi hayalinde düşü unutma
Alaylı alaylı boşa gülersin
Mirt mirt eden dudak döşü unutma.
Sabah sabah erken yığın yığdığın
Hoşur hoşur karaineği sağdığın
Nice çilelere boyun eğdiğin
Soğanla yediğin aşı unutma.
Sakın özen verme bir densiz huya
Helkeleri alıp koştuğun suya
Aman hiç hor bakma doğduğun köye
Sokular dövdüğün taşı unutma.
İnanıp yanana girme hoyhoya
Güvenme hızlıya kalırsın yaya
Açık azıcık sür dudağa boya
Adabı maşarat işi unutma.
Aldanma baharın güzel rengine
Mevsimi gelince döner yangına
Ani kararlarla olma çılgına
Taşıdığın akıl başı unutma.
Kös içinde oğlak, kuzu sevdiğin
Sekinin başında koyun yaydığın
Dam başında gece yıldız saydığın
Güneşde, aydaki süsü unutma.
Hani cem’lerdeki çalınan sazı
Mangalda saklanan ol meşe közü
Sağmacada olan değirmen gözü
Kepekte undaki pozu unutma.
Yumurta yaptığın isli tavayı
Yağmura yaptığın büyük duvayı
Kışın dolaştığın ahmak sayayı
Karla dolaştığın kışı unutma.
Çok şelek çektiğin oluklu yolu
Sağmacaya giden gediğin beli
Ev kayada vardı meşenin dalı
Guk guk öten hacı kuşu unutma.
Çulların üstünde sergi serdiğin
Kalburla öküze saman verdiğin
Pırıl pırıl uçtuğunu gördüğün
Bıldırcın isimli kuşu unutma.
Mümtaz bu maziler saymakla bitmez
Öksedin turnalar havada ötmez
Bir şey söylerimya hoşuna gitmez
Dünyan değişecek yaşı unutma.
Temmuz 2000
Mümtaz Koçak
MERHABA
Allı turnam avrupaya varırsan
Aşiretler orda söyle merhaba
Mekanımız vardı gidip görürsen
Haspi hal eyleyip söyle merhaba.
Kalmamış yıkılmış ADLER yapısı
Dağılmış işcisi gitmiş hepisi
Sanki türklerdedir bunun tapusu
Kapıcısı kel Şimid’e merhaba.
Ucuz satılırdı Aldi’nin malı
Uzayıp giderdi Höküs’ün yolu
Alış veriş eden hep türklerle dolu
Kasadaki sarı kıza merhaba.
Acep duruyormu Şade kavuğu
Çok güzel olurdu ölü tavuğu
Malamat parkında yüzen kayığı
İçindeki çil Helmud’a merhaba.
Frankfurt’ta zevkle sefa bol idi
İş bilene güzel kazanç var idi
Braun’dan çalıntılar bol idi
Nice elek çalanlara merhaba.
Darmıştad’da turşucunun bahçesi
Seyyar satar hazır idi bohçası
Tükenirmi almanyanın akçacı
Deste deste yeşillere merhaba.
Hele Ofenbah’ta tranvay yolu
Her adım başında kontorol dolu
Çok cezalar verdi Halis’in eli
Biletsizi sezen göze merhaba.
Tutalım biz Danimarka yolunu
Unutmadık İnge ile Heleni
Soralım biz vatandaşın halini
Danimarka kronuna merhaba.
Rimas vardı Ringsted’in hoyuğu
Rasmus idi insanların büyüğü
Kaldımola sivaslının ayığı
Caddesinde sarhoşlara merhaba.
Çok uzak sayılmaz yülend adası
İhtiyaca kısık vapur odası
Köprünün üstünde esen lodosu
Hele serin havasına merhaba.
Roskilde’ynen Kopenhag’ın arası
Anıları hatırlarda kalası
Skol denen hoş içilen birası
Şişedeki efesine merhaba.
Ülkede hatır gönül bol idi
İyiliği bilenlere yar idi
Park bahçesi bezenecek şar idi
Güller kokan çimenine merhaba.
Mümtaz gel kısa kes kendini yorma
Unut geçmişleri derine dalma
Kapanmış ziyaret yüzünü sürme
Sorup sival edenlere merhaba.
22 ocak 2001
Mümtaz Koçak
BOZUK DÜZEN
Düzen temelinden bozuk
İşimiz zor Yusuf bizim
Hayal kurup köşe dönme
Düşümüz zor Yusuf bizim.
Çoğalmıştır sahte yazan
Ahbabına kuyu kazan
Şenlikli oyunu bozan
Huyumuzdur Yusuf bizim.
Önüne geleni ezen
Niye göstersin ki özen
Kaşı eğik insan süzen
Neyimizdir Yusuf bizim.
Mümtaz derki neynemeli
Cehalete uymamalı
İşi geri koymamalı
Payımızdır Yusuf bizim.
10 ocak 2001
Mümtaz Koçak
MEMLEKETTEN HABERLER
Yine memleketin neşesi kaçtı
Duyun çok yakına kuşumuz uçtu
Çivisi aşınmış nalları düştü
Yalın ayak tükenmiyor emmoğlu.
Çalı oldu dikenleri batıyor
Duyan çevre köylü bize çatıyor
Eskiköylü horoz olmuş ötüyor
Bekmezcioğlu elden gitti emmoğlu.
Bundan birtek örnek koza yetiyor
Beş kuruşa ejdadını satıyor
Adır kızı nişangahsız atıyor
Tutturacak defi de yok emmoğlu.
Daha neler bizim köyden ötesi
Af edildi memleketin çetesi
Gördünüz mü sincandaki nefesi
Piç kurusu tükenmiyor emmoğlu.
Biri İsa olup gökten süzüldü
Artık piller bitti mezar kazıldı
Arnımıza kara yazı yazıldı
Sorunumuz tükenmiyor emmoğlu.
Neme yarar Atatürk’den gayrısı
Tansu benim diyor Türkün perisi
Artık adım başı domuz sürüsü
Güvencemiz sarsılıyor emmoğlu.
Bülent beyimiz var kaşını çatmış
Umurunda değil memleket batmış
Badırığı kalmış Hasan’ı gitmiş
El ayağı titiriyor emmoğlu.
Kırk yıl sürdü Süleyman’ın devranı
Suya düştü Erbakanın puğanı
Çift keserek develerden kurbanı
Büyük başı bitirdiler emmoğlu.
Son kozumuz el altında yatıyor
Usul usul kötülükler bitiyor
Mümtaz vicdanını rahat tutuyor
Kemalizim gelecektir emmoğlu.
10 ocak 2001
Mümtaz Koçak
KUŞSARAY’DAN HABER
Eğer Kuşsaray’dan haber sorarsan
Dertlerimiz sıralıdır emmoğlu
Dünden geri gittik çağdaşız diye
Yüreğimiz yaralıdır emmoğlu.
Ya biz çok değiştik yada bu asır
Yüz yılın suçu ne bizdedir kusur
Bence nefsimize oldukca esir
Araya nefisler girdi emmoğlu.
Her geçende aratıyor yıl yılı
Bağ koymadı bozdu kamazın biri
Kalmadı tükendi sağmaca gülü
Kızamıklar tükeniyor emmoğlu.
Komşu komşusuna gelir giderdi
Kader hepimize aynı kaderdi
Birinin yasını biri güderdi
Herkes birbirine yârdi emmoğlu.
Tatlı muhabbeti susturdu teller
Sinsin halayını götürdü yeller
Nara atmıyor Çiphasanın göbeller
Suskunluğa bürünüyor emmoğlu.
Kılıçların Selver kefeni yırttı
Azrail Nakı’nın böğrünü dürttü
Şevket bekçiliği epey abarttı
Arada yırttırdı çulu emmoğlu.
Fini Kamil akşam sabah candadır
Yaşına bakarsan hemen öndedir
Kim bilirki belki sıra bendedir
Feleğin bilinmez sırrı emmoğlu.
Sanmayın burada herşey yolunda
Su çeken azaldı helke kolunda
Çift sürecek Kuşsaray’ın çalında
Kalmadı tabanı yarık emmoğlu.
Teşi, Yücoyuğu domuzlar sardı
Kurtlar samimidir ta köye geldi
Hüsük tetikciymiş birini vurdu
Kurt köpeğe sürünüyor emmoğlu.
Frankfurt’ta KDD’yi kurmuşlar
Eğitimi hemen ele almışlar
Aynı kişilere salgı salmışlar
Toplamakla yürümüyor emmoğlu.
Sanılmasın bu birliği kınadık
Kimlerine göre erken bunadık
Yıllar önce bunu bizde denedik
İşin sonu görülüyor emmoğlu.
Kale işlenmemiş çok gençtir yaşı
Yaz getirin bitsin gönülün kışı
Tam zamanı geldi gençliğin işi
Taş ocağı düşünsünler emmoğlu.
Önde pilan fırsatını bilmeli
Fabrikayı kurup ortak olmalı
Bazı kuruluşdan örnek almalı
Bu kaynakla yürütülür emmoğlu.
Mümtaz bu planın masaya yatmaz
Belki çoklarının hoşuna gitmez
Kaynaksız hanenin bacası tütmez
İlla kaynak bulunmalı emmoğlu.
2 şubat 2001
Mümtaz Koçak
GÜZEL MEMLEKETİM
Güvencemiz ordusu var
Cesareti işe yarar
Komşusuna vermez zarar
Huyu güzel memleketim.
Her tarafı yeşil alan
Sefa sürer sende kalan
Yörür yaylasında olan
Suyu güzel memleketim.
Dağlarına doyulurmu
Sarhoş kafa ayılırmı
Muhabbete doyulurmu
Soyu güzel memleketim.
Bülbülü var arısı var
Daha bunun gerisi var
Çimenlerden halısı var
Payı güzel memleketim.
Hüneri saymakla bitmez
Adımını geri atmaz
İçine curcuna katmaz
Köyü güzel memleketim.
Gönüllerin bayramıdır
İçenlerin ayranıdır
Mümtaz Koçak hayranıdır
Toyu güzel memleketim.
2 şubat 2001
Mümtaz Koçak
İNSAN, İNSAN OLDUĞUNU
BİLMELİYiMİŞ
Başa gelecekler girmiyor düşe
Değer verilmiyor akraba eşe
Mayıl olup kaldık gökteki kuşa
Turnayı sesinden bilmeliyimiş.
Gidiyoruz nasibimiz almadan
Aydın kalıp ilim, irfan bilmeden
Kabalıkla kendimizi yormadan
Sağ iken mezara girmeliyimiş.
Meğer, gam kederi silmek gerekmiş
Sağlık kıymetini bilmek gerekmiş
Densizliğe vurup gülmek gerekmiş
Herkesden bir akıl almalıyımış.
Nice önem verdik sağ ile sola
Akılsız kafayla kul olduk kula
Bir daha dünyaya gelirsek ula
Vefalı düzende kalmalıyımış.
Hayat yollarında bastıkça hıza
Sandık gireceğiz keza biz göze
Kaçarken yağmurdan girdik bir toza
Gözümüzü açıp görmeliyimiş.
Hayâl denizine gemiler saldık
Ezbere okuduk sınıfta kaldık
Mademki insanık dünyaya geldik
Biraz sefasını sürmeliyimiş.
Halbuki başında hatayı gördük
İftira dinledik yalancı olduk
Bozuk düzenlerin içinde kaldık
Dönüp kendimize gülmeliyimiş.
Dünya kamoyuna maskara olduk
Sahte peygamberin farkına vardık
Annesi sokakta şaşırdık kaldık
Mezarcıdan gamsız olmalıyımış.
Nasıl olsa cezası yok affı var
İşte gördük göz önünde aşikâr
Akıllı cebine katkılar yapar
İsa olup gökten inmeliyimiş.
Nice hizbullahçı katliamın bulduk
Yataksız yorgansız uykusuz kaldık
İmdat dedik çetelere yaslandık
Uçurumdan geri dönmeliyimiş.
Ne söylesem durum bizleri aştı
Sömürü düzenin ilmeği kaçtı
Önüne geçilmez vakit çok geçti
Tekrar Atatürkü bulmalıyımış.
Mümtaz yolsuzların adını sorma
Daha neler olur kusura kalma
Aman Susurluğun sırrına erme
İnsan alın teri silmeliyimiş.
9 şubat 2001
Mümtaz Koçak
ATIŞMA VE HABERLEŞME
Mümtaz Koçak soruyor
Hacı Ahmet Ünkap cevaplıyor
Hacı dayı çiğdem çiçek açtımı,
Sultan navruz yanaştımı geçtimi,
Yere, suya cemre’leri düştümü
Hacı dayı ilkbahardan ne haber ?
Bire Mümtaz kimi tohum ekiyi
Sofu bizim kavakları söküyü
Köslü olmuş yer altından çekiyi
Kuruyacak kavaklardan bir haber.
Çalıyormu Salim,Garip zurnayı,
Halay çektirirmi allı turnayı,
Sofu dayı getirdimi hurmayı,
Hacı dayım beytullahtan ne haber ?
Keşkem bilmesekte bizde sır etsek
Haram lokma yiyenleri kör etsek
Hac nasip olsada biraz kâr etsek
Sahte yerde gezenlerden al haber.
Hacı dayı beytullahta boşmudur,
Kurduğumuz hayalmidir düşmüdür,
Durum oysa hoşa giden işmidir,
Hatır,gönül,dürüstlükden ne haber ?
Kalmadı köylerde ol hatır sayan
Yokuşta çoktur tekere taş koyan
Sandık,sepet ile bavulu soyan
Bulunmadı suçlulardan bir haber.
Sanma dünya sahtekara kalıyı
Felek kulu çec eyleyip eliyi
Hacı dayı sıra kime geliyi,
Azrayılın pusuladan ne haber ?
Haroğ Veli baba çıktı saraya
Kelgız yemin etmiş gelmez sılaya
Neciye fahının Güllü girdi araya
Azrailin pusuladan gör haber.
Dermi Çilalide bu keşik benim,
Halibrahim eyler görecek günüm
Vizaliyi çalmış o gafil ölüm
Daha yaşlı olanlardan ne haber ?
Epey yaşlı varya daha çok diri
Kalmadı içinde akıllı biri
Uzadıkça uzar Serçenin dili
Dili uzun olanlardan sor haber.
İşittim ben hökümeti kurdular
Hayırmıdır haylı karar aldılar
Nasıl Erbakanı asil kıldılar,
Hacı dayım siyasetten ne haber ?
Haberin var hökümeti kurdular
Tarikatlar ol Meclise girdiler
Elimizden Eceviti aldılar
İşte edin siyasetten bir haber.
Anlaşıldı memleketin neşesi
Bize lâzım Sağmacanın köşesi
Yeşerdimi derindere meşesi,
Hacı dayı’m manzaradan ne haber ?
Kalede çınarın gölgesi koyu
Bedelsiz satıldı Sağmaca suyu
Üstüne içildi ol imam suyu
Kesildi ümitler ordan bir haber.
Hacı dayı derdimizi çoğalttın
Sen aslında uyuyanı uyarttın
Kalenin yüzünde bir şey ayarttın
Hacı dayım fidanlardan ne haber ?
Köylü bu durumu sineye sarsa
Hayır duğa edip kaleye gelse
Yetişmiş fidanın yaprağın derse
Yakın çağda Zerklasanda gör haber.
9 şubat 2001
Mümtaz Koçak
AMAN BİRER BİRER
GÖTÜRÜN BİZİ
(1969-1970 Yıllarından)
Hacı Ahmet Ünkap istek istiyor
Mümtaz Koçak cevap veriyor
Kesilmez ki şu burnumu keseyim
Kasılmaz ki ben boyumu kasayım
Kime darılıp ta kime küseyim
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Boyu uzun burnu büyük demezler
Aklı kısa karnı yayık demezler
Avrupada beli salık demezler
İhtiyaç var burda öyle adama.
Dişçi Faruk tamam yaptı dişimi
Nevzat tamir etti deli başımı
İpiçürük boyamıştır kaşımı
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Takma dişler pırım pırım pırlasın
Hacı dayım kırat gibi gürlesin
Kıdışali geldiğini duymasın
Sakın emanete zarar getirir.
Mümtazın arabaya olsam tekeri
Biz anlarız şalgam ile şekeri
Kıdışali Kuşsaray’ın bekarı
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Yürümez araba teker olmadan
Dövüzün hazırla daha gelmeden
Hecele geç sen sınıfda kalmadan
Arada deperler bil Hacı dayı
Hamdi beğde Sultan Hamit efesi
At oynatan deli Feyzi kafası
Hayırlıdır anne baba duvası
Mümtaz birer birer götürün bizi.
İklim bozuk çok kesiyor nefesi
Mecbur olup içiyoruz efesi
Hazır burda polislerin kafesi
Pasaportu sağlam al Hacı dayı
Deli Hacı tilki,kurdu bağlardı
Bir zamanlar deli başı dağlardı
Coşkun sular gibi akıp çağlardı
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Gazi’nin babası Ali çatal baş
Dillerde geziyor Mümtaz Kızılbaş
Tükenirmi avrupada delibaş
Sende aletinle gel Hacı dayı
Danimarka inekleri aladır
Kızlar sarı erkekleri kuladır
Bizden önde olan şeker paladır
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Doğru Danimarka ineği ala
Kron lâzım para ceplere dola
Sarı kız sokakta yerinde dura
Onları danaya sür Hacı dayı
Murat Erkan Kuşsaray’ın naçarı
Sakın unutmayın Mahmut Uçar’ı
Şevket’din Çelebi’de kalmış naçarı
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Neler yatar insanların payında
Naçar bitmez Kuşsaray’ın köyünde
Çalışsınlar sülüklünün çayında
Önce sen buraya gel Hacı dayı
Mümtaz çaresiziz imdada gelin
Burada yoksulların halini görün
Bir iki kişide Güneyden alın
Mümtaz birer birer götürün bizi.
Bizde İnge ile yola yürüdük
İnsanların hizmetine var idik
Ayırdım bilmeyen asıl er idik
Yanına turistler al Hacı dayı
Deli Feyzi etsiz içmez rakıyı
İstek nerde kaldı geri bakıyı
Dike kuzu yeyip keyfin çatıyı
Durma birer birer götürün bizi.
Hele çil padişah sefasın sürsün
Yeyip içip gülüp ağzını silsin
Yaşı yetmiştedir hattini bilsin
Bunları anlatmak zor Hacı dayı.
Serçe hatun bakçiliğin kıralı
Güllüş hatun mahallenin maralı
Kara Ahmet ta yürekten yaralı
Derde melhem olun götürün bizi.
Danimarka iklimleri serindir
Karahmedin yaraları derindir
Dönüp geleceğin yine Çorum’dur
Bunları şimdiden bil Hacı dayı.
İbrahim Özdemir gamlı kederli
Annesi hastadır acep gidermi
Mümtaz’ın hakkını köylü ödermi
Hakkı düşünmeden götürün bizi.
Bitermi yaşamın gamı kederi
Annesi giderse kalır pederi
Bellimi olur insanların kaderi
Bunlar gizli kalan sır Hacı dayı.
Kıvrık diyezem turistleri soruyor
Ümmet deyip omuzlara vuruyor
Çomardan hoşafı rüşvet alıyor
Rüşvet yayılmadan götürün bizi.
Kıvrık Sultan besmelesiz yatarmı
Çomarda armut çok hoşaf bitermi
Üçyüz turistine harçlık yetermi
Çomarlıyı gütmek zor Hacı dayı.
Mümtaz düşün son sıraya kalmadan
Türüs varıyoruz istek gelmeden
Kamber bize kavalını çalmadan
Aman birer birer götürün bizi.
Buyur Hacı dayı hayırlı olsun
Gözle bu günlerde isteğin gelsin
Kamber dertli dertli kavalın çalsın
Oku evrakları gül Hacı dayı.
Mümtaz kınaladım koçu süsledim
Harçlık yapam diye toklu besledim
Kıdış Ali için kapı kösledim
Bekarlar azmadan götürün bizi.
Hacı dayı tokluları durma sat
Peygamber ruhuna verek selavat
Takacaksın atkı ile kravat
Atkını savursun yel Hacı dayı.
Mümtaz Koçak
Hacı Ahmet Ünkap sohbeti
Hacı Dayı sohbet edek biraz da
Bir şey söyleyim de gül Hacı dayı
Yine bu günleri dertler çoğaldı
Yüreğine düşer kor Hacı dayı.
Sorma Mümtaz sorma dertler bitmiyi
Doğruyu söylesem hoşa gitmiyi
Hacı dayın rahat edip yatmıyı
Bizi ısıracak çakal çoğaldı.
Hacı dayı adımını denkli at
Yatağında uyu ama haflı yat
Oşt derisen kopacaktır kıyamat
Kuduz çevremizde bol Hacı dayı.
İyiki söyledin Mümtaz bu sözü
Yolunu şaşırmış çap kalmış izi
Dört nala geliyor kaldırmış tozu
Azısın gösteren domuz çoğaldı.
Doğru Hacı dayı ormanda sürü
Bizle sohbet eder ahh olsa dili
Bırak gezsin onlar dağların gülü
Onlar böcük cücük yer Hacı dayı.
Mümtaz düşündürdün beni iyiden
Sinyal verki hisse kapam kıyıdan
Yoksa bana korkmu dersin ayıdan
Başa gelecekler zaten doğaldı.
Hacı dayı korkma, kendini üzme
Ayının, domuzun keyfini bozma
Sohbet yarıdadır sen bana kızma
Asıl iki ayaklar şer Hacı dayı.
Mümtaz kızarmıyım seni anladım
Böyle düşündüğün önce sanmadım
İnan bana sohbetine inandım
İblisin atına ondan binmedim.
Hacı dayı çok yol aldın keseden
Soyanlar kaçıyor bizim kasadan
Libasını hazır eyle hasadan
Cennetinde sefa sür Hacı dayı.
Keşke gitsem kıyamete kalmadan
Mümtaz fesatlarım bana gülmeden
İzbullahın zulümünü almadan
Ümmet eyle Nuh tufanı gelmeden.
Hacı dayı içe sızı düşüyü
Kale senin cennetini döşüyü
Susmuş fesatların dili şişiyi
Senin hayırların bol Hacı dayı.
Mümtaz takdirlerin bana güç verdi
Nice kamaz senin peşinden ürdü
Hakikati gören imana geldi
Mümtaz olan rüya değil hayaldi.
Hacı dayı o kadar da olmalı
Rahatmıdır vijdanlara sormalı
Artık cehaletın sonu gelmeli
Manzaraya biraz gül Hacı dayı.
30 Haziran 2001
Mümtaz Koçak
Ankara da 25 Temmuz 2001
günü sabah erken çattığım
hacıyla tartışmama
Bu gün sabah çattık yine
Gavur olda söğme dine
Hacı geliyorsun yana
Hacım işin zora vardı.
Hacı namaza gidiyor
Şeytanları elediyor
Baktım küllükte yatıyor
Hacım işin zora vardı.
Dişini sırtartmış gider
Böyle boş akıla yeler
Vakit namazını sorar
Hacım işin zora vardı.
Hacı sakalın ürsümüş
Bıyıkların çok pörsümüş
Herhal cinlerin dinsizmiş
Hacım işin zora vardı.
Emineyi yanılttınız
Fadimeyi soyurttunuz
Ümütleri kuruttunuz
Hacım işin zora vardı.
Hacı dişlerin çürümüş
Yokla vijdanın kurumuş
Yoktur imanın erimiş
Hacım işin zora vardı.
Kekillerin taranıyor
Hac yolları zorlanıyor
Donun bile aranıyor
Hacım işin zora vardı.
Kubarma sokak hindisi
Azlimendinin kedisi
Sensin şimirin kendisi
Hacım işin zora vardı.
Hacdan altın getirdin mi?
Hesabına yatırdın mı?
Epey ocak batırdın mı?
Hacım işin zora vardı.
Nerenizde sizin iman
İçinizde dolu güman
Kimdir sizi böyle salan
Hacım işin zora vardı.
Hacı için rahat olsun
Durmadan namazlar kılsın
Günahın boynunda kalsın
Hacım işin zora vardı.
Dedi kodu senin işin
Niye eğiyorsun kaşın
Baddal oldu işte düşün
Hacım işin zora vardı.
Sofu bunlar esen yeldir
Komiklik yap bizi güldür
Vaktiken destini doldur
Hacım işin zora vardı.
Hacı ben sana küsmedim
Yine selamım kesmedim
Amma fakına basmadım
Hacım işin zora vardı.
Hele gözü kör olası
Ulan hey itin alası
Koçak ümtaz’ın belası
Hacım işin zora vardı.
Mümtaz Koçak
KARDEŞ KARAÖZÜ’LÜLERE
ŞÖYLE SESLENİYORUM.
Sekenleri gördüm karga sekmez’de
Kim der birşey bitmez Teneli sende
Vasıl,Delibayır,Kurugöl hele
Karaöz gülünü dermek isterim.
Karaöz’n net görülen yazısı
Pirinçlikte dalar gider bazısı
Kılıç burnu yüreklerin sızısı
Karaöz mazini bilmek isterim.
Geldik bizde Karaözü’de göründük
İki asır içimize büründük
Artık burda kavimlere sarıldık
Her yıl ziyarete gelmek isterim.
Bir yerin adını koymuşlar Horlak
Çakırlı göründü gözüme parlak
Sanmayın Nihatlı Çakşak’tan uzak
Bütün mevkileri saymak isterim.
Mevki senin ismin neden Teneli?
Tam üç asır dedem sana geleli
Bakır bucağında kalmış yaralı
Onun sebebini sormak isterim.
Çıktım baktım kalesinin başına
Mayıl kaldım Deveboynu döşüne
Onun için düştüm işin peşine
Tren geçişini görmek isterim.
Suna gelin yakınında boğulmuş
Fakı Veli neden senden kovulmuş
Sancak beyi bu kadarmı yanılmış
Bunlardan ibret almak isterim.
Sadık baba bu oymakta yaşamış
Döven sürmüş, çakmak daşı dişemiş
Veysel toprakları sende okşamış
Ozan tellerinden çalmak isterim.
Mümtaz gel kısa kes zamandan çalma
Çoşkun Kızıl ırmak ortaya dalma
Her şey düzelecek kendini yorma
Sivas sancağını görmek isterim
20 Temmuz 2001
Mümtaz Koçak
TRAKTÖR
Hani Traktör alıydın
Adını mümtaz veriydin
Önünde secde kılıydın
Hür vatandaş noldu sana
Kaybetlere atan tutan
Cehalette huydur zaten
N’olacak’ki pasif adam
Kovar Mümtaz’ı köyünden
Sahte havalara girme
Kaybet edip yüze gülme
İstersen kendini bilme
Değişmeyen ben Mümtaz’ım
Garip hiç yorulma boşa
Aklın fikrin topla başa
Adam insan gibi yaşa
Kovulmayan ben Mümtaz’ım
Kimse kanmaz yalanına
Döndün işin sağlamına
Hele havat ona buna
Seyredenin ben Mümtaz’ım
Helâl sana kana kana
Geçmişleri getir öne
Acımalı nankör sana
Ezilmeyen ben Mümtaz’ım
Çaldığın kamaz davulu
Ağzın yalanlarla dolu
Nerden duysun Mümtaz onu
Dünkü dostun ben Mümtaz’ım
Hele yüzdür kayığını
Bir sığatla bıyığını
Göster bize kayıbını
Nankör dayım ben Mümtaz’ım
Haziran 1992
Mümtaz Koçak
Kap Kaççılar
Kap kaççılar kovalıyor
Bulduğunu ovalıyor
Herkes hırsız kovalıyor
İzlerini süre süre
Yeni kanunlar çıkıyor
Seli baraca akıyor
Karga neşeli sekiyor
Nefesini ala ala
Ördek gelmiş gölümüze
Her şey kolay dilimize
Engel çıktı yolumuza
Ölüyoruz güle güle
Bundan kimler utanacak
Dalmı kalmış tutunacak
Azalıyor tüten ocak
Şaştık işsiz kala kala
Aşılacak yol kalmadı
Nerde çare hal kalmadı
Venedikte tel kalmadı
Boş tezene vura vura
Yıllar geçti okuldayız
Sınıflarda kala kala
A demeyi ezber kıldık
Öğretmeni yora yora
Yaşamaya verdik ara
Başımıza sardık bela
Yine hesaplar karıştı
IMF’den ala ala
Mümtaz sansın dirilecek
Bunda ne var gülünecek
Sandım yara sarılacak
Hekimini bula bula.
25 mart 2002
Mümtaz Koçak
SABAH KALK AKŞAM YAT
ARA HA ARA
Böyüttün bir gözü kara
Rusyanın başına bela
Bu ne oyun Amerika?
Bizim elde Ladin ara
Afkan hali görülüyor
Yürekleri yarılıyor
Ayağına sarılıyor
Yalançıktan Ladin ara
Bilmem bizim neyimize
Ne düşecek payımıza
Gelmemişki köyümüze
Köşemizde Ladin ara
El yürekte sine sine
Koşuyoruz inden ine
Uydum akıl coştu yine
Dağda taşta Ladin ara
Kılıklara bürünüyor
Ayna gibi görülüyor
Bak yanında görülüyor
Yum gözünz ladin ara
Sanki olay son bulacak
Tarihte ipret kalacak
Başka ismiyle gelecek
Bin adıyla Ladin ara
Sakalı dizine inmiş
Kendir keçenine dönmüş
Bakarsınki traş olmuş
Yün sakallı Ladin ara
Bulmuş yer altı dibini
Yıkmış Afkanın bendini
Koruyorlar birbirini
Dön hayalde Ladin ara
Düşün akla neler gelir
Gücün yetmez aklın sarır
Arayan anında bulur
Üç avratlı Ladin ara
Mümtaz derki bu ne haldir
Siyaseti bilmek zordur
Mert’isen gündemden kaldır
Uyu uyan Ladin ara.
25 mart 2002
Mümtaz Koçak
ÇORUM’DAN HABERLER
Kısa kısa haber size Çurum’dan
Geçilmiyor İyercinin karından
Sıklık deresinin buzlu yolundan
Vasıtalar çk kayıyor bu sene.
Kiracılık çok azaldı Çorumdan
Çoğu köye gitti geçim zorundan
Kimi ümit kaesti artık yarından
Hemşeriler of diyerek bu sene.
Kurt sürüsü hoy hpolardan bakıyı
Açlık zalim nefesleri kokuyu
Kimi kar üstüne buğday ekiyi
Tohumları çürütecek bu sene.
Kuraklıktan ayrık kikü kurudu
Otsuzluktan hayvancılık zorudu
Geçen yıl Çoruma hava kir idi
Karlar yağdı bolluk olur bu sene.
Kucak açar Çorum geri göçmeye
Moral bulup neşesini saçmaya
Bağlar yeşeriyor şarap içmeye
Üzümümüz bol olacak bu sene.
Yeni yeni siyasete soyunan
Doğrumola Kuşsarayda duyulan
Sekseninde çapkınlığa bayılan
Yuva yıkan çoğalıyor bu sene.
Kimi bunalımdan nara atıyor
Sanki hayat diken olmuş batıyor
Ekonomi kriz cana yetiyor
İniltiler çoğalıyor bu sene.
Baktım coğrafyada ortada Çorum
Sabredip duralım bitermi sorun
Çoğunun aklında intihar yarın
Tövbe çekip sabredelim bu sene.
Sanırım dert bitti yüzümüz güldü
Çoğaldı suyumuz barajlar doldu
Ne kaldıki şurda ilkbahar geldi
Çeşmeleri bol akacak bu sene.
Köse dağu çimenliği görecek
Koyun kuzu yaylalara gelecek
Son olsun kuraklık hitam bulacak
Pikniğimiz şen olacak bu sene.
Çiğdem çiçek yüzümüze gülecek
Menekşeler renkli renkli olacak
Kekik kokuları zabit kalacak
Yeşilliğe bürünecek bu sene.
Arıyor Ecevit kaynak bulacak
Lokman geldi yaramızı saracak
Amerika coştu yardım verecek
Umudumuz çoğalıyor bu sene.
Garip Mümtaz çal gönlüne cilayı
Yaşayan çok çeken bilir çileyi
Vaat boştur uzatırlar arayı
Uzadıkça uzayacak bu sene.
02 ocak 2002
Mümtaz Koçak
KUŞSARAY HABERE
KUŞSARAYDAN HABERLER
Kriz fırtanaymış esiyor yeli
İp almıi ahıra gidiyor biri
Nasıl şaşırtmasın Cıncığın Ali
İşte hallerimiz bizim vatandaş.
Karlar yağdı ümitlerin düzüne
Ali Demir dokanıyor sazına
Ratlanmadı Aliosmanın izine
İşte yollarımız bizim vatandaş.
Düzenler tutmuyor aldık ayazı
Sözde düzgün ekonomi krizi
Yallah yallah eder Şevketin gözü
Artık kırık kaldı beller vatandaş.
Yeni yıla ne vaatler söylendi
Yılbaşında doyasıya eğlendi
Cemo Ali sekseninde evlendi
Herkes bildiğine yollar vatandaş.
Mustafa şiire sıvadı eli
Çoktan aştı gitti gediğin beli
Uzadıkca uzar Dığanın dili
Elbet konuşacak diller vatandaş.
Nüfustan silinmiş Hakkının Ali
Vatansız kalanın aklı yok deli
Atanın izinde yoluna yürü
Bölemi olurdu haller vatandaş.
Hacahmet tek kolla vuruyor beli
Mümtaz Koçak
ŞİİRLERİNİZ
|