EMEKLİ KUYRUK ÇİLESİ
Emekli oldum da noldu Pakize ?
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Sabahın dördünden akşam sekize
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Ayak üstü durmak yaşlıya amut
Ankara unuttu gel sende unut
Kar altında kaldı, şubatta umut
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Derinleşir oldu günbegün yara
İnsan mı değerli yoksa ki para
Beş yüz kişi kuyruk önümde sıra
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Sıcak potalarda maden erittim
Alevin içinde gözüm kör ettim
Lokmalar gitmiyor ümükte bittim
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Zengin eden bendim beylere araç
Kundura yapan ben sayacı saraç
Bizden vergi diye alınmış haraç
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Der İlhami vurdu dünya vurgunu
Biz ormandık beyler ağaç sürgünü
Devlet de onlara yonttu her günü
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
.................. Ah…! Pakize ah…! Açma yaramı…
Gözümü kör edenlerin gözü kör olsun...NE DEYİM BAŞKA...?
Not: Birlikte emekli kuyruğunda beklediğim sırada,
yaşlıların sohbeti arasındaki serzenişlerini dile getirdim.
ALACAKARANLIK BİR UMUT
Ey ..!
Mavi gözlü yorgun bulut
Çökme üstüme üstüme
Derdin ağlamaksa git
Susayan topraklara
Yanan yüreklere
Kuruyan başaklara git
Açtır yoksulun göğsünde umut
Beni kendime bırakıp öyle git
Var git
Kanatma kabuk bağlamış acılarımı
Bölme gecemi ikiye
Hiç olmazsa
Dörtte bir mutluluk bırak
Bu gün
Canımın bölündüğü gün
Katlama acımı dörde
Evet sen..
Kendi derdine ağlıyorsun
Biliyorum
Seninde
Bağrında şimşekler çakmış
Daha en başında baharının
Parçalanmış umutların
Ama hiç değilse sen
Ağlıyorsun
Oysa benim gözlerimin
Ağlamaktan kurumuş gözeleri
Var git ne olur
Bana hiç değilse
Birkaç renk sevda bırak
Ya da kim bilir
Alacakaranlık bir umut
İNSAN
Oturup şöyle bir düşün dünyayı,
Gerçekten dünyaya yansıt aynayı,
Hele bir gör şu mükemmel binayı,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Daha kundağında ses verir sese,
Gülücükler atar anne gel dese,
Mutluktur,hazdır aldığın buse,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Onsuz düşünülmez dünyada hayat,
Aklıyla haslolur her türlü icat,
Onunla dengeye girer tabiat,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Mekânlar keşfedip ülkeler kuran,
cevher yüklü aklı ,fikrini yoran,
Kendi yarasını kendisi saran,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Uzayı keşfetmiş bilginin feri,
Çeliği eritmiş alnının teri,
Canlılar içinde müstesna yeri,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
İçinde mevcuttur her şeyin rengi,
Emeğiyle anlam bulur bu döngü,
Hiç bir varlık onun olamaz dengi,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Doğruyu yanlışı ayırt ederek,
Ehil elleriyle ilmi güderek,
Aklıyla sırları çözmüş giderek,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Değişmez kanundur aldığın feyiz,
Biz köşe taşıyız ,ekmeğiz,suyuz,
Bir kez düşününüz ne olduk neyiz,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
Der İlhami kötülüğü bilerse,
Nasıl ki ozonu gazla delerse,
İnanın doğruyu yapar dilerse,
Evrenin kuruluş harcıdır insan.
BULAMADIM
Ben neler kazandım, kaybettim neler,
Sevginin tadında bal bulamadım.
Çok gönüller gezdim,gördüm de neler,
Yüreğim yetecek hâl bulamadım.
Bazı dolu geçti bazı boş günüm,
Gözüme fer oldu bu güne dünüm,
Bu günden peyledim yarınki yönüm,
Elimden tutsalar kol bulamadım.
Verdim olanımı özde kârımı,
Kendime sakladım ahu zarımı,
Paylaştım yürekten ayva, narımı,
Sonra tutunacak dal dulamadım.
Gönüller feth ettim gönüller aldım,
Bazı zaman uçsuz ummana daldım,
İçinde sadakat olanda kaldım,
Ummanda yüzecek sal bulamadım.
Şefkatten artanı sevgiye kattım,
Harmanladım onu içimde tuttum,
Dünya döner iken ben demir attım,
Cennete gidecek yol bulamadım.
Tek bir aşk yaşadım eşimi sevdim,
Gayretle çalıştım işimi sevdim,
Üç fidan yetirdim beşini, sevdim,
Gülü sulayacak el bulamadım.
Kurdum saatimi kâr oldu zaman,
Kimin ehil gördüm kimisin yaman,
Her zaman cahilden dedim elaman,
Fikrimi diyecek el bulamadım.
Kendimi tanıdım varlığım hakmış,
Bazı yerde eksik kaldığım çokmuş,
Varsın olsun büyük varlığım yokmuş,
Vicdan yıkmayacak mal bulamadım.
İlhami yim dostu sevdim sevildim,
Minnet duydum sevgisine eğildim,
Bunca yıldır çağlasam da duruldum,
Bir sahip çıkacak kul bulamadım.
ŞEHRİBAN
Bu vatana canı verdik can için
Umudumuz küle düştü şehriban
Karlar yağdı amaçların üstüne
Göz yaşımız tüle düştü şehriban
Tuttu cahil sokaklarda başımız
Taşa vurdu mutluluktu düşümüz
Bırakmıyor kör cehalet peşimiz
Bedenimiz ele düştü şehriban
Kahrolmuşuz yalan,dolan al ile
Millet sustu bir parmaklık bal ile
Kavgadayım yarım beden kol ile
Ayağımız çöle düştü şehriban
Geçirmek zor bunca ömür yılını
Ben neyleyim millet kesti dalını
Gelen soydu hep fukara malını
Bu seferde file düştük şehriban
Kötülüğe boyun eğdi velimiz
Hak etsede istemedi dilimiz
Akıllandı paragözlü delimiz
Ekmek diye yala düştük şehriban
Koca şehir yuttu bizi varoşla
Onurumuz çöpe gitti faraşla
Öte yanda Sivas, Çorum, Maraşla
Bu ülkede züle düştük şehriban
Öz vatanda kurda kuşa yem olduk
Yıllanarak derdimizle dem olduk
Dillerimiz döndüğü an mim olduk
Ekmeğine köle düştük şehriban
Der ilhami işte böyle halimiz
Elde copla göbek attı dölümüz
Yüzde seksen vergi oldu malımız
Bohça elde yola düştük şehriban
mektup)
KIZIMA ALTIN ÖĞÜTLER
Dinle kızım gençlik insanda cila
Öğüt dinle tamah etme her kula
Öğür olma bir musibet bin bela
Dost görünen nice düşman var kızım
Tatlı söze bel bağlama pek sakın
Oku öğren yavan kalmasın çıkın
Bilgi demek en iyi dosttan yakın
Kâğıt kalem al yaranı sar kızım
Nicesi var çarkın döndürür gider
Kimisi var ocak söndürür gider
Vaat verir seni kandırır gider
Bilgin varsa çözülür bu sır kızım
Hizmet et toprağa döşüren olma
Saadet aşını taşıran olma
Kendini alçaltıp düşüren olma
Hâl bilmezin dil yarası zor kızım
Giden zaman dönmez geri çağırsan
Duymaz seni avaz avaz bağırsan
Huzur gelmez vicdanına sağırsan
Doğrulara doğru aklın yor kızım
Hatır kırma onu yapmak güç olur
Hatalardan dönmek bazen geç olur
Gönül boşsa insan gözü aç olur
Bilmediğin bir bilene sor kızım
Kültürün al hep sevesin vatanı
Zorda koma canın anan atanı
Cehaletin girdabına batanı
Çıkaramaz okumayan kör kızım
Der ilhami can yoldaşın erine
Hiçbir şeyi koyma onun yerine
Sakın ola gitme gönül körüne
Eteğini bir kâmile ser kızım
Cahillerin dağarcığı dar kızım
''ULUSUMUN BÜTÜN EVLATLARINA İTHAF OLUNUR''
PARA
Kılığı düzeltip adam saydıran
Müşkülleri bir cevize sığdıran
Kimisini insanlıktan caydıran
Kimine din ile imandır para
Menfaatçi onun ile can bulur
Eşdeğerdir onur paradır gurur
Parayı görünce insafı kurur
Kimine merhamet vicdandır para
Her türlü keramet parada sanır
Can çekişse dostu parayı tanır
Hatırı uğruna hatta can alır
Ona candan öte bir candır para
Kimini yüceltir şaha kaldırır
Yokluğunda fukarayı yıldırır
Kimisini ipten bile aldırır
Kimine adalet kanundur para
İlhami der hiç birine kanmayın
Para ile onur buldum sanmayın
Varlığına yokluğuna yanmayın
Bana göre büyük düşmandır para
YILDIZI TETİKLEMEK
..........Ferhat Gülsün’e ithaf
bir
el tutmuştum sıcacık,
soğuk,
palandöken
omuzlarında.
devasa ışık vardı
gözlerinde.
sıcacık bir yürek,
bir mavi umut,
yüzünde tebessüm ve
özgürlük türküsüydü
gülen dudaklarında…
salt ve alıngan...
.............sahi diyorum ha..!
bak…!
neler oluyor
insanda
tetiklenince yürek
ölümsüz,
dizeler oluyor ebediyete…
............
alları
eksik olmasın
dudağında sevginin.
yoksa,
sevemezsin,
öpemezsin maviyi
sevmeyi sevsen bile.
Not: Geleceğin yıldızı, yiğit öğretmen
SANAT SANAT İÇİN Mİ ?
Yalın kılıç
üstüme geliyor ilham
sıfır dört sularında
hapsimi sorguluyor
gece mahkemesinde.
utangaç boynumu bükerek
dudağımda ıslanmış
satırlara düşüyor
buruk cümleler
ve bazı göz yaşı
bazı hüzün
bazende
umut buketleriyle
ama çoğu zaman
üstüme geliyor ilham
yalın kılıç
aklıma çatkapı girip
sıfır dört sularında
sızlatıyor vicdanımı ?
insanı insan eden
değerler çiğnenirken
vicdanım
sorgula ve
sorgulat diyor hayatı
yoksa
neden sızlasındı ki vicdan ?
'' sanat sanat içinse''
"SANAT TOPLUM İÇİNDİR"
SEVGİDEN GEÇER YOLUMUZ
Sevgiden geçer yolumuz,
Hem el veririz hem omuz,
Onunla huzur bukluruz,
Şiarımız sevgi bizim.
Sözümüz doğruya doğru,
Yönümüz insana doğru.
Canımız sarar cananı,
Yürekte tahtı revanı,
Her dem yüceltir insanı,
Şiarımız sevgi bizim.
Sözümüz doğruya doğru,
Yönümüz insana doğru.
Seven kalbe sevgi akar,
Kalp şimşekten hızlı çakar,
Gönüllere inci takar,
Şiarımız sevgi bizim.
Sözümüz doğruya doğru,
yönümüz insana doğru.
İlhami der sev gönülden,
Dilimiz söyler her dilden,
Sevgi topla yetmiş ilden,
Şiarımız sevgi bizim.
.
Sözümüz doğruya doğru
Yönümüz insana doğru.
BÜYÜK ULUSUMUZUN VE ÖĞRETMENLERİMİZİN BU GÜZEL GÜNÜNÜ KUTLUYOR.
SAYGILARIMI SUNUYORUM
İlhami Arslantaş
MEĞERSE
Onca yıl mutluluk peşinde koştum
Saadet şişesi boşmuş meğerse
Dağları devirdim yokuşlar aştım
Aşıkların bahtı kışmış meğerse
Sevdim yıllar yılı mecnuna döndüm
Ateştim volkandım kor idim söndüm
Bir anda yağmurla boranla dindim
Bağrıma bastığım taşmış meğerse
Ne gülüp dünyada murada erdim
Ne kurtulmak için bu canı verdim
Çıramı söndürdü şu gönül derdim
Ömür yarı yalan düşmüş meğerse
Çalma dedim gayri gönül telinden
Kurtulayım o muhanet dilinden
Geçilmezdi gözüm coşkun selinden
Yüreğim dert ile pişmiş meğerse
Yanarsın narınla sen bir çölmüsün
Gözesi kuruyan acı gölmüsün
İlhami açmazdın derdin cümlesin
Bir kalem derdini deşmiş meğerse
SAĞANAK
Sen kısrağı sağarken
Rakı şişelerine
O ağıtlar sağdı
Sağanak gözleriden
Her damlada bir umut
Her umutta özgürlük
Sen uyurken
Sıcak yatağında
O buzlar
Kırdığın şişeler
Ve
Dikenler üstündeydi
Aynı şafak
Göz yaşlarıyla ağardı
Ağardı ufak ufak
Sen kısrağı sağarken
Rakı şişelerine
O ağıtlar sağdı
Sağanak gözleriden
Her damlada bir umut
Her umutta özgürlük
Ne çetin kışlar
Titreyen kuşlar vardı
O ıssız sokaklarda
O soğukta
O karanlık gecelerde
Sen kısrağı sağarken
Rakı şişelerine
O ağıtlar sağdı
Sağanak gözleriden
Her damlada bir umut
Her umutta özgürlük vardı
Sağanak sağanak
HAVAMIZ BATSIN
İhtiyar bir eskicinin sattığı,
ambar göbekli efendilerin,
modası geçmiş eskileriydi,
daraltıp,
üstümüze uyduruğumuz.
Bir vebal gibi,
sırtımızda taşıdığımız,
kimbilir kimin paltosuydu?omuzlarımızdaki,
ve kim bilir,
yeni niyetine giydiğimiz,
kimin gömleğiydi ?
Sırtımıza giydiğimiz,
güveden artakalan,
nostalji kokulu,
lacivert,
haki,
beyaz.
ve hangi hovardanındı,
yumurta topuk,
nal mıhlı kunduralar.
kim bilir,
nice yosmanın,
ardında gezdi,
hangi kaldırımların,
parke taşlarını yaladı,
basık ökçeleriyle.
Biz de giydiğimizde,
havaya girmiştik,
Bu eskilerle.
Şiirlerimle ben bu eskilerin,
Büyüttüğü çocuğuz,
Havamız batsın
OKYANUSTA BALIK SUSUZ
Okyanusta balık susuz,
Gözleri seraba düşer.
Kim içer bu deryaları?
Yorgun ser haraba düşer.
Arayıp sorsam halimi,
Taş ezer başım elimi,
Biçare gönlüm deli mi ?
Sabahtan şaraba düşer.
Kâbus dolu hayâl düşte,
Kahpelik var bu gidişte,
Bir yenisi gelir peşte,
Umudum turaba düşer.
İlhami der bu alemin,
Çomağı senin kalemin,
Kendinden olursan emin,
Yolsuzlar yoraba düşer
Nor: ''YORAP'' kelimesi hakkında bir açıklama ihtiyacı duydum
yorap - yerel bir kelimie olup, aslı yörep kelimesinden gelmektededir.
yörep ise BAYIR ,KULLANIMA ELVERİŞSİZ YER demektir.
şiirde kazandığı anlam ise: kendinden emin olursan,
yolsuzların planı boşa çıkar demektir. Saygılarımla
ELLERİM
Onca yıldır bana ekmek yedirdin,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
Çeliği örs ile dize getirdin,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
Aslanın ağzından aldın payını,
Üç yavru yetirdin verdin tayını,
Senin ile içtim sabah çayını,
Hakkın ödenir mi senin ellerim,
Okşadın gülleri kadrini bildin,
Ağustos da alın terimi sildin,
Düz ettin yolları dağları deldin,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
Senin ile seçtim en güzelini,
Benim için olan en özelini,
Senin ile tuttum yarin elini,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
Karanlıkta yönü arayıp buldun,
Çırayı bularak çakmağı çaldın,
Mektuplar yazarak sılaya saldın,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
İlhami yim her şey güzel el ile,
Meziyeti kötü etme dil ile,
Sevgiliye gittin deste gül ile,
Hakkın ödenir mi senin ellerim.
Not: insan elin kıymetini elini kaybettiği zaman
daha iyi anlıyor 27 aralık 2002
KALEMİM
Öğrendim ki çok marifet var sende,
Aklım arı balısın sen kalemim.
Hesap ettim gönül yolu sır sende,
Şu fikrime velisin sen kalemim.
İlim yazdın ariflerin elinden,
Kelâm aldın dilsizlerin dilinden,
Sen bilirsin şiirlerin halinden,
Ozanların elisin sen kalemim.
Sol göğsümün üstündedir o yerin,
Sen yazdıkça nefes alırım derin,
Yüz yıllarca baki kalır eserin,
Hep elimde dolusun sen kalemim.
İrfanımla kardeş oldun serimde,
Aşk halinde hiç duramam yerimde,
Sen gereksin hem ölüm hem dirimde,
Bir ağacın dalısın sen kalemim.
Adaleti yazan sensin çizen sen,
Davaya şerh yazan sensin bozan sen,
Kâinatta denge sensin mizan sen,
Perşembesin ,salısın sen kalemim.
Sen olmasan hep içimde bir düğüm,
Günden güne sarar beni dert ağım,
Sustuğun an karanlık kalır çağım,
Aydınlığın yolusun sen kalemim.
Der ilhami hâl ahvalim yazamam,
Dilimdeki kör düğümü çözemem,
Şiir denen bu deryada yüzemem,
Bu deryanın salısın sen kalemim.
Can Telaşa Düşmüş
Can telaşa düşmüş
Dünya koridorunda,
Bir o yana bir bu yana
Daracık bir yerdeyim.
Keyfe keder mi dersin,
Yok...! babam yok
Yok kimseye nazım,
Açsam da açıksam da.
Can telaşa düşmüş,
Her gün bir başka hüsran,
Yaşamak bin türlü külfet.
Yarınlarım bitmiş,
Bitmiş kadife karanfiller.
Can telaşa düşmüş,
Artık ne yazık,
Bir çavlan değilim.
Köpük köpük
Berrak berrak.
Islak bir güneş,
Karanlık bir maviyim
Yaşama muhtaç
Yaşama aç gibi.
Can telaşa düşmüş,
Umudun bir gözü şaşı
Ah...! derken dökülür
Yorgun bedenimden ifrazat
Yıllarımı yontan
Bir bıçak,
Bir keser,
Bir rende,
Bir hızar
Ve bir tırpan biçer yeşillerimi.
Biliyorum,
Hakkım yok sevenlerimi üzmeye.
Onlara umutlar üstü
Özgürlükler dilerim,
Sevgili umudu ak;
Umudu pembe;
Umudu mavilerim.
İlhami Arslantaş
ÜSTÜME GELİYOR ZAMAN
I
Üstüme üstüme geliyor zaman.
Ardımızda
Nefes nefese günler
Boğuyor umutları
Kısalıyor,
çektikçe bir yerinden
Ha bitti ha bitecek
Sağılıyor
bir yerinden umut
çıkrıkta kelep
boşalıyor
büktükçe bir yerinden
bir şeyler var
insanı yok sayan
birileri var
kendi değerine düşman
sana düşman
bana düşman
beşikte bebeye
bastığı toprağa
soluduğu havaya düşman
II
nereye kadar bu düşmanlık
bu kin
bu nefret
bu talan
bu aymazlık
nereye
böyle kadar dönecek bu çark
böyle nereye kadar
sürecek bu saltanat
oysa
umudu var bebelerin
hem de
hayatta karşılığı olan.
Dağlarında yeşersin ışkınlar
Açsın istiyor çiçek gönüllerinde
Onlar
İstemiyor
Ne spreyle
Delinsin ozon
Ne atom
Nötronla yıkılsın umutlar
Daha dün ağlamadı mı
Hiroşimaya binlerce insan
Kaçınılmaz olan
Siz talancılar
Vurguncular
Siz
Kaçtıkça kovalayan
Kirletiyor
Tüketiyor
Bebemin nefesini
Havasını
Suyunu
Sağıyorsunuz doğayı
Her şeye rağmen
Sağıyorsun hunharca
utanmadan
KISSADAN HİSSE
Karanlıkta dedene gülümsemek,
Kara iste oturup ta aş yemek,
Bilirmisin kara çıra ne demek,
Şu lambayı bulanları say oğul.
Nedir çimmek ahırın bir yerinde,
Anlatsam da çıban kökü derinde,
Ayağın sıcakta başın serinde,
Sözlerimden biraz çıkar pay oğul.
Sayıklardık zenginlerden görünce,
Rüyasına yatar idik bilince,
Uyumazdık anam kazak örünce,
At olunca yükü tanır tay oğul.
Beş kuruşa beş gün ağlar bıkardık,
Olanların ellerine bakardık,
De ki baba bundan hisse çıkardık,
Fırsat kaçar fayda vermez vay oğul.
Anlattığım belki hoştur belki boş,
Hisse alıp gerçek hedeflere koş,
Gayret eden elindedir ekmek aş,
Ok olmadan neye yarar yay oğul.
İlhamiyim çile çile dokundum
Türkü yaktım geçmişimi yakındım
Bir şey var ki hep başıma takındım
Akla sahip ol gitmesin hay oğul
FİLİSTİN'E
Ortadoğu kan ağlarken orada,
Ben kendi adıma utanıyorum.
Bir kaç sözcük mermim olsun şurada,
Vicdan azabından yatamıyorum.
Mevzi kurup tüfek çatamıyorum
Taşla tanka karşı can diriyorlar,
Çoluk çocuk,yaşlı hep ölüyorlar,
Tüm dünya oturmuş seyrediyorlar,
Ben kendi kendimi tutamıyorumç
Mevzi kurup tüfek çatamıyorum
Bir şey gelmez elden, vahlar başıma,
Onca yıllar zehir oldu aşıma,
Kendim ile girdim bir savaşıma,
Filistine ışık tutamıyorum.
Mevzi kurup tüfek çatamıyorum
Besler amerika, şer güder onu,
Mazlumlar düşmanı katil şaron'u
Sırıtır ardından lordu baronu,
Böyle bir lokmayı yutamıyorum.
Mevzi kurup tüfek çatamıyorum
İlhamiyim vicdanımla baş başa,
Ben ozanım sözüm çalmayın taşa
Feryadım var,çıkarsa çıksın arşa,
Vicdanı yürekten atamıyorum.
Mevzi kurup tüfek çatamıyorum
selam olsun sevgili yüreklere
ELLERİN BABA
Ellerin baba ellerin,
Ellerin pırak pıtrak,
Kalbin yumuşak.
Toprak gibi üretken ellerin.
Nice güller derersin baba,
Nice bağlar bezersin.
Seninle dağında bahar,
Bağında bülbül olur memleketimin.
Ellerin baba ellerin,
Ellerin pırak pıtrak,
Kalbin yumuşak.
Toprak gibi üretken ellerin.
Gül yüzlü güzeller alır
Güllerinden.
Ürettiklerinden
Hastaya şifa,
Sevgiliye vefa olur.
Fırında ekmek,
Beylere pasta olur.
Buğdayın.
Ellerin baba ellerin,
Ellerin çatlak çatlak,
Kalbin yumuşak.
Toprak gibi üretken ellerin.
Ellerin baba ellerin,
Elleri kırılsın ,
Sana uzanan ellerin.
TAZE BİR UMUT
Daha dün
Güneşle yıkamıştık
Göz yaşımızı
Şimdi
Olta atılmış
Ekmeğimize,
Buruk yüreklerimize,
Bölünmüştü
Buğday tenli umutlarımız
Bölmüştüler
Kırkıncı keresinde
Zavallıca
Halbuki
Basmıştık
Hilesiz yüreğimize
Beş kardeş
Umuda sofra açmıştık
Gün ortasında
Beyaz bir sayfada yemiştik
Zeytinin yeşilini zamana dürüp
Noktasız,virgülsüz
Alaturka sevmiştik hepimiz
Hayatı ve
Umutlu yarınları
Nakaratlı şarkıları da
Varsa içinde
Oltaya düşmemiş
Taze bir umut...
SELAM OLSUN
Köprüler kurduk sevgiden,
Geçenlere selam olsun.
Bu çeşmenin gözesinden,
İçenlere selam olsun.
Sözümüzü namus bildik,
Kötülügü özden sildik,
Uzun ince yoldan geldik,
Gelenlere selam olsun.
Bağlaması ellerinde,
Güzel sözler dillerinde,
Bu sevginin göllerinde,
Yüzenlere selam olsun.
Türkü, kürdü, çerkeziyle,
Alevisi ,sünnisiyle,
Sevgi, barış ilkesiyle,
Sevenlere selam olsun.
Aydınlığın saçanlara,
Kötülükten kaçanlara,
Bize kucak açanlara,
Aydınlara selam olsun.
ilhamiyim erenlere,
Barış için ölenlere,
Kardeşliği görenlere,
Sevgi dolu selam olsun.
BİR GÜN YALANIN ÇIKIŞMAZ
Yalanlardan medet umma,
Yalan bir merde yakışmaz.
İdamdan döndürür sanma,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
Mayayı çok katıyorsan,
Göze,geze batıyorsan,
Hile ile yatıyorsan,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
Şarjörünü ittirsen de,
Tam isabet ettirsen de,
Horozunu öttürsen de,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
Bıyık altında gülerek,
Bilmem yalana ne gerek,
Metanet aslada yürek,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
Mecalin kalmaz canında,
Tek dostun olmaz yanında,
Sıkışsan da zor anında,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
Harçlık sanma şu yalanı,
Koynundan çıkar yılanı,
Şimdi kursan da planı,
Bir gün yalanın çıkışmaz,
İlhami der dinle özün,
Yalana bulama sözün,
Oltaya düşer öküzün,
Bir gün yalanın çıkışmaz.
O gün yalanın çıkışmaz.
AKORTSUZ KEMAN
Ekonomi akort tutmaz bir keman
Bir birine karışıyor sap saman
Eyvah ! Düzen failleri pek yaman
Kim vurduya gitti uyanın vatan
İmf’ye borçlu doğmadık bebe
Yani daha şimdi onlara gebe
Gemi batırılmış bak vurmuş dibe
Kim vurduya gitti uyanın vatan
Biz yem arar iken at-a, öküze
Sömürdü bizleri o yaptı füze
ABD,AB den fayda yok bize
Kim vurduya gitti uyanın vatan
Elden beklemekle olur mu zikir
Üç çeki tespihle hep kaldık fakir
Bilimden haber yok körlendi fikir
Kim vurduya gitti uyanın vatan
Emekliye boy boy kefeler biçmiş
İşçi memur bitti esnafı seçmiş
Bakın hele yoksul canından geçmiş
Kim vurduya gitti uyanın vatan
Ekmeği çalınmış tuzu yok aşta
Beş parasız kalmış şu karakışta
Vatandaşlar sessiz,arsızlar başta
Kim vurduya gitti uyanın vatan
Der İlhami artık uyan ne olur
Halk kendi çaresin kendisi bulur
İş işten geçerse olanlar olur
Kim vurduya gitti uyanın vatan
............Vatanı kurtaran atandan utan
KAVGAM SANA EMANET
kavganın
barışa özlemidir
şiirde atan yürek
kavgamı sakla oğul
ölümü çeyrek geçe
çalparası vurmayacak kalbimin
değmeyecek
ne acı söz
ne top
ne de tüfek.
ben uyurken
toprağın nazlı kollarında
belki bir şiir barıştıracak
renkleri arasındaki kavga
bitince yüreğimin
bu şiir
bu kavgam sana emanet
tıpkı nefesin gibi
çünkü kavganın
barışa özlemdir
yaşamın kendisi
o ki durmaz
kitapta durduğu gibi
o ki düşmandır namussuza
hain pusulara da
atoma da her zaman
sakla oğul
kavgamı bir bukle
kâkülü gibi yarinin
sakla oğul
kavgamı sol böğründe
sana emanet dizelerde
barışa giden güne sakla
kavgama iyi bak oğul
barışla özğürlük
kavgamın gülü
belki bir dalı
belki bir acı
bir tatlı meyvesidir
dizelerin bu kavga
NOT:''Şiir de bir kavga biçimidir ''Tıpkı ekmek kavgası gibi
22 Ekim 2004 Saat: 04.00
ŞARAP GİBİYİM
Terki viran olmuş vücudum şehri
Kırk dört yıl beklemiş şarap gibiyim
Halimi ne sen sor ne ben söyleyim
Yıklımış her yanı harap gibiyim
Ağardı saçlarım dünden bu güne
Sakal saç ağardı döndüler yüne
Başıma olmadık geldi bu sene
Kırılmış dökülmüş bitap gibiyim
Bir asır beklerdim gönül kapında
Böyle bir insandım kendi çapında
Kendini bağlamış senin kapında
Dostun ayağına turap gibiyim
Dokunma telime gamdayım gamda
Bir garip saksıya konmuşum camda
Toprakla sıvanmış işte o damda
Dolaşmış kördüğüm kelep gibiyim
Bazen dolaşırım gönülde serde
Bazen kaybolurum girdiğim yerde
Dostlar medet etsin düştüğüm derde
Bir yorgun gölgeden serap gibiyim
Buz dağıydım damla damla çözüldüm
Bir şiirde kafiyeye dizildim
İlhamiyim sayfa sayfa yazıldım
Okunmaya hasret kitap gibiyim
ŞİİRLERİNİZ
|