YUSUF TER





1970 yılında Nevşehir’e bağlı Kozaklı’nın İmran Köyü’nde dünyaya geldim. Öğrenimime ilk okul dördüncü sınıftan sonra devam edemedim. Babam yurt dışındaydı ve bizi yanına aldırttı. Çocukluğumu yaşayamadım, kitabımda çocuklara daha fazla yer ayırdım, çocuk yanım ağır bastı. İlk şiir kitabımda belirtmiştim: şiir kör insanın gözüdür. Globlleşen dünyaya çocuklar daha varklı bakıyor, onların ufuk çizgisi daha farklı yerde, daha ilerde, büyüklerin görmediklerini görüyorlar, algılıyorlar, buna inaniyorum. Teknoloji gelişiyor, teknoloji değişiyor, biz değişiyoruz, çocuklar değişiyor, gelişiyor, gelecek değişmeye sürekli gebe. Devinim süreklilik arz ediyor.Klasikleşmiş söylemle; tek şey yerinde sayıyor, değişmeden yerini koruyor, olduğu yerden kıpırdamıyor; değişmeyen tek şey, değişimin kendisi oluyor. Kısıtlı yaşam, olanaksızlıklar, savuruyor insanları. Savruluyorum ben de köyümden, ülkemden uzaklara; gurbet diyor, yaban eller diyor insanlar, benzeri tümcelerle türkü yakıyorlar dinliyorum, anlamlandırmaya, kavramaya çalışıyorum İsviçre illerinde çocuk bakışımla... Çocuklar, bizim çocuklarımız, yarınlarımız... Konuşunca susturulmayan, sevgi cemberiyle kuşatılmış, şiddeten uzak, kavgasız bir dünyada, paylaşımı özümsemiş çocuklar... Kitabıma kısa yaşam öykümü yazmak istedim, kalemimin ucundan bunlar döküldü. Süpürüp atamadım, paylaşmak istedim. Yazdım. Bu şiir kitabımın derlenip toparlanmasında yardımını esirgemeyen Sayın Nihat Behram’a çok teşekkür ederim. Gurbette göçmen çocuklarız bizler. Yardımlarından dolayı Sayın Selim Şimşek’e de çok teşekkür ederim. Dedemin, kasede okuduğu ağıtları da bu şiir kitabıma almaktan, ayrıca büyük bir mutluluk duyorum. Nevşehir’de yaşamış sevgili dedem Mehmet Ter için Ayırdığım özel yeri, anısına sunuyorum. Doğum tarihi 1337, aramızdan ansızın ayrılışı 1988.Sevgili dedem, seni Hala çok özlüyoruz. Sevgiyle anıyorum.

www.yusufter.tr.cx (kendi sitesi)









ALAZ

Aşk dilimde güle döndü
Gecelerim günde yandı
Bakmadan laleler soldu
Asmaların koruğuyum

Erir yürek ta derinden
Laf gelse de şor birinden
Vurur yarim tam yerinden
Dağın en uç doruğuyum

Elinde ben oldum harman
Nerde dizlerimde derman
Yusuf’uma yazdın ferman
Ulu dalın eriğiyim

Sevdalandı aktı kanım
Uğruna fedadır canım
Feryadım yangına benim
Tutuşturan körüğüyüm

Ezilmiş yüreğim sana
Rüzgar eser senden yana
Pencereni bir aç bana
Yar ayağın çarığıyım

28.02.04 © Yusuf Ter

AŞK KOKUSU

Rüzgar önünde uma tutsan
Sevda yolunda düşten kalksan
Sol yanima gelip yatsan
Sevdamiza ateş yagar

Şu kırlarda açan sensin
Kuşlar gibi ucan sensin
Elimden su içen sensin
Kırılsada elde dağar

Ay dolunay gece oldu
Şu gökyüzü yıldız doldu
Artık gönlüm seni buldu
Bu sevdamız zulmü boğar

Yusuf söyler ta özünden
Dönme yeter sen sözünden
Öfke kalksın gül yüzünden
Gecemize güneş doğar

© Yusuf Ter

Kara Koyun

Kurtlar kaptı seni dağın yollunda
Uluşurda karabaş köpekler anam
Kargalar dolmuş kuzunun başına
Kuzusuna meller durur koyunum

Dağ çobanı gezer ellinde kavalı
Omzu silahlı beli gamalı
Göynük elbisesi çokca yamalı
Kuzusuna meller durur koyunum

Yusuf um kızılırmak boylarında
Yayılır kara koyunlar merasında
Çocukluk düşleri kurar ruyasında
Kuzusuna meller durur koyunum

© Yusuf Ter

SENİ ÇAĞIRIR

Karşı dağlara el verdim
Seni çağırır doruklar

Dağda dikenli gül verdim
Seni çağırır koruklar

Irmaklardan bir göl verdim
Seni çağırır balıklar

Şu yüreğimden dal verdim
Seni çağırır yapraklar

Arı odlum da bal verdim
Seni çağırır petekler

Yusuf Ter olup yol verdim
Seni çağırır topraklar

© Yusuf Ter

LANET OLSUN LANET

I
Lanet olsun lanet
Lanet ediyorun dünyada
Güzelikleri bozana
Lanetler yağsın kötülüklere
Dilek tutulurmu lanete
Dilek tutum lanetlere
Aşktan anlamayan geçelere
Terk edip giden saatlere
Lanet olsun kötü aşklara
Bir anlık öfkelere
Düşünmeden hareket edenlere
Lanet olsun ezenlere
Dişlerinin arasında emenlere
Sevğinin sırını çözenlere
Gece koynunda yanlız yatanlara
Lanet olsun geceyi zehir edenlere
Küsmüydük küsmü olacaktık
Verdimiz sözde böylemi duracaktık
Gülüşüp oynaşacaktık
Lanet olsun bu aşkı bittirene
Yok yere kalp kırana
Evi terk edip gidene
Lanet olsun sırı bilmeyenlere
Boş yere lanet okuyanlara
Lanet olsun
Tertemiz aşkımızı kıskananlara
Verecek cevap
Bulamıyorum bunu yazanlara
Gece koynunda yanlız yatanlara
Uyumadan düş kuranlara
Lanet olsun
Kinimi burnumdan soluşumda
Kusmak istiyorum suratına
Göz yaşları dökülüyor
Yanaklarından yaş akmasın
Kan aksın öperin içerim o kanı
Lanet olsun
Bizi bir birimizden ayıran
Küçük bir anı
Lanet olsun gayrı lanet
Kar, dolu, yağmur yağar
Lanet nerden hanği
Gökten gelip yağaçak
Lanetler dünyayı
Saraçak kaplayaçak
Kimin başını yakaçak
Sığınaçak yer arayaçak.

II

Lanet duasına başlayacak
Boynuna hocanın yazdığı
Muskayımı takaçak
Lanetler yağmasın üstüme diye
Lanetler çoktan sarmış
Tenini bilmezmiş lanetliymiş
Üstünde taşır düşürmezmiş
Yıkasa yusa keselese çıkmaz
Ruhunu sarmış kaçamaz
Ruhu kurtulmak için ecele yalvarmış
Ecel çoktan uyarmış
Sen lanetlenmişsin
Ömrün uzayaçak
Açilari hep çekeçek sin
Unutma bir gün göğe uçaçaksın
Tenin toprakta kalaçak
Toprak kurtlarla kaynayaçak
Sen o teni terk edip
Yanima geleceksin
Lanetli bir şekilde
Unutma doğdunda temizdin
Yaşadığında lanetli
Öldügünde sorgudasın
Lanetli yaşamısın dünyada
Sen kendini temizmi sandın
Simdi ecelin karşısındasın
Sonsuz sorğulardasın
Aşkı kirletin suçun bu
Aşka lanet ettin lanetin bundan
Debelenip durma
Kafanı boşuna vurma
Tenin cürümüş
Ruhun canı açımazmı
Sonsuza kadar yanlız kalmazmısın
Lanet yağar buda bir lanet sana
Lanet ediyorun senle yaşamaya
Cehenneme dönderdin burayı
Orasınıda kendine
Tanrım sen kimi gönderdin
Şiirin lanetide üstüne olsun
içinde ne sevgı ne aşk olsun
Lanetler köpürsün lanetler
En sonunda ruhun
Ecele teslim olsun.

III

Lanet
Üzüldüm kahroldum
içime dert oldun
Azrail uyarmıştı
Canıma mal oldun
Ayrıldın ayrılıyordun
Günleri saat gibi sayordun
Bügün beni unutun
Yarın onun oldun
Lanet olsun lanet.


Yusuf Ter 2002
Palazlanmış Yavrum adlı kitab tan bir şiir

© Yusuf Ter

EMEK

I
Sabahın ilk ışıkları
Yürür tarlaya
Nasır tutmuş ayaklarım
Ve nasırlı
elleri bekler ekinler
Dallara konan serçeler
Soğuk rüzgar gibi
Yel eser de
ter soğur
Güneş tepemizde akşama değin
Topraktaki otlar yolunana dek
Ter su içinde süzülür
Bedendeki güç, el, kol,ayak

Yana ki yürek
Yana ki sevda
Yana ki aşk
Bakan iki göz
Harıl harıl tutuşup

Uzak topraklarda işlenen
Dere kenarında
soğuk akan suya düşer gözümüz
Ciğerlerim susamış
Gün dönüyor güneş tepede
Seyrediyor susamış
Bir kısrak gibi

Isırgana ,kuş konmaz
Çalılar yırtmış ellerimi
Ellerim kan
Alnım ,yüzüm
Kan ter içinde
Ama toprak
Nankörlük etmez insana
Yaksa da Ağustos cehenneminde
Zor gelmez bize de gardaş

II

Yana ki yürek
Yana ki sevda
Yana ki aşk
Bakan iki göz
Harıl harıl tutuşup

Uzak topraklarda işlenen
Filizlensin başaklar
Gün geceye dönüyor
Bekler şimdi evdeki al yazmalı
Sofra kurulmuştur
Belki de var ya tarhana
Yufka ekmekle banacaksın şimdi
Testide soğuk su
Eve dönme zamanı
Yarın sabaha erteledik işi
Dedim ya

Yana ki yürek
Yana ki sevda
Yana ki aşk
Bakan iki göz
Harıl harıl tutuşup

Uzak topraklarda işlenen
Başaklar filizlensin

© Yusuf Ter

EY KOZAK’LI


Aşağıda kaplıcası
Sera kurulu merası
Askeriyesi
Karakollu
Devlet daireleri

Kozak’lı
Özlem olur düşümde
Işkın bağlarında
Çağla ağaçları
Sıcak suyu güzeldir
Kara tiren düdüğüdür
Ağıtlarda söylenir
Çeşme suları yudumlanınca
Uzaklarda Erciyes görünür
Gözüm dolar bakınca
Al Fadime’m,Zahide’m
Neşet Ertaş seslendirir
Derin duygular götürür

İnsanlarımızdır bizim Kozak’lı
Erciyes karı erimesin
Soğumaz sıcak suları
Yaz kış demeden akmış
Sazlıklara…

© Yusuf Ter

Salınım

isyanım
duygularım
aşkım
karanlıkta sevişmelerimdir …

yaz gülümdür sokaklarda
düşlerimin sevdası
dünyamın nefesi
gecenin yıldızıdır…

içimde akan nehir
dağların sevdalı doruğu
benim türküm olur
kapalı kutum…

yarınların çığlığı
ölümün izi
gök ile yerin arasında
bir çocuk düşü bende…

elle tutulmaz gözle görülmez
deprem
gözdeki damla
denizler okşayan ellerini bulur…

bulanık suyun durgun yüzü
yarin zülfü teli
avuçlarımın nasırı
duvarlara türkü söyleyen rüzgar
Salınım sarı sıcak şiir bahçesi…

© Yusuf Ter

TEK BİR GÜL<

Kalbimden çıkartıp sana uzattım
Ellerinle Tek Bir Gül’ü alasın diye
Kollarımı açıp seni bekledim
Koşarak yanıma gelesin diye

Tek Bir Gül adını anar dururum
Gurbet elde sensiz her an kururum
Kalbim muma döndü daim eririm
Yusuf’un halini bilesin diye

© Yusuf Ter

OZON


Ozon ihanetle, gazla delindi
Dünya koklayacak gülün mü kaldı
Ormanlar yakıldı villa yapıldı
Gayri yeşerecek dalın mı kaldı

Anlaşılan ömür sona geliyor
Canlıları birer birer ölüyor
Türlü çiçeklerin rengi soluyor
Dünyada yeşil bir çalın mı kaldı

Ne olur bahçede solmasın gülüm
Yusuf’um çaresin bulmalı bilim
Cihanı alemde söyler şu dilim
Kovanda, petekte balın mı kal

© Yusuf Ter

BENİM CENNETİM

Ben bende değilim
Ben senin baktığın yerdeyim

Güneşi içimde erittim
Ay gibi kömür karası
Kuyruklu yıldız

Ve hava
Dilleri kem,lâl
Kor düşmüş
Ak olmuş sacları

Gönlümün ıssız yerinde gizledim
Kalemimin en uç noktasında
Bakışların uslanmaz
Gözlerin yırtıcı
Seni sen olduğun için sevmiştim
Şu gurbet ellerde
Benim cennetim…

© Yusuf Ter

KÖYÜM



Çocuktum
Gençliğimi de yaşayamadım
Dokuz yaşında ayrıldım
Gözü yaşlı bıraktık sevenleri
Yılda bir uğrar oldum köyüme
Sohbet kurarım
Köyümün yaşlılarıyla
Gençler kopmuşlar köyümden
Çocuklar
Masal dinleyerek uyuyur
Son günlerde
Masal anlatacak
İhtiyar da kalmamış köyümde
Cenazelerde ağıt yakan
Gözü yaşlı kadınlar kaldı
Gelinlik kızları gurbet düşler
Korkarım bir gün
Yalan olur köyüm benim

© Yusuf Ter

BOZ OGLANIN TEPESi

Sen safagim
Boz oglanin tepesinde
Baktiginda baglar görünür
Bak safakta ayaz düser
Tarlada kalmis tohum
Filiz filiz takasa birakilmis
Yeni kanatlanmis  kus
Gök yüzünde dogan günes
Sehir kalabalik görünür
Kiskandir bakislarda
Rüzgâr eser hoyratça

Kaplica ,Baglica, Halaka
Boz oglanin tepesinden görünür
Orta köye iner sessizlik
Seyredersin uzaklardan dalarak
Yarenlik sevdalar düser akla da
Yudumlarsin rakini of  çekerek
Tan karanlikta  devriyeler nöbete
Zehir olur kör karanlikta agiz tadi

Boz oglanin tepesine çikar bakarsin
Akkent düz ovasi ötmez keklikleri
Leylekler göçebe ugrak yerleri
Soba bacalari tütmüs kara kömürden
Bakarsin bakarsinda için için yanarsin
Yinede asiklarin sevdalilarin ugrak yeri…

 © Yusuf Ter


ŞİİRLERİNİZ