VEDAT KOPARAN



Beş Kala

Ayakkabılarında yılların yıldız tozunu taşırdı
Yıldızlar vurgun mavilere bürünmüş kanamalı
Gece karalarını süre süre taşır yorgun ayakları -

Alev yangınlarından geçerdi sevgi
Her yan kuşatılmışlığın çemberinde
Bu yağmuru sen döktün gözlerime...

Güz hüznünde ve üşümelerinde bir gün sabahında, uzanırken duygu kaçaklarında
Satırlarda dudaklardan kalbe düşen sımsıcak günaydında buluşmak vardı
Zaman şimdi kendi ağında suskularda,kalmasın demiştik oysa.

Ay teninde güller açar, sen gülünce gün solgun yüzünü toplar
Gecem saçlarında yıldızlar doğar ay salınır,bir gelin gibi süzülür meltem esintileri geceden gün şenlenir.

Gün gülüşlüm sesine ses nefesine nefes canda can bilerek
Es geçmedik biz gün doğumu sancılarında kanasak bile
Hep aktık derin denizlerin sancıları iliklerimize işlerken,bir bende bir ben diyerek
Aktık; aktıkça çağladık,çağladıkça çoğaldık,biliyoruz ki bir yanımız hep kırık hep tutuk..-


Sabahın ilk ışıklarını giymişti hüzün
Ay yüzlü maviler gülerdi sahte nirengilerde
Babil’in asma bahçeleri kaldı tarihte

Yüklü yüzüm gri bulut
Dokunma yüreğim dokunma
Ben benden sen benden gitmişsin
Hallerim deme nicem olur

Yüzüne baktım yüzüm
Gece yıldızlar kırık bir ezgide kalmış
Solmuş bir çiçek nasıl büzer kendini
Yaprakları öz sudan çekilmiş

Dokun kelebek dokun
Toz yığını olsun kanatların acılarımda
Çözümsüzlüğün çözümünde
Bir infaz bir intihar dolanır usuma
İç sızılarda bir ben kanar tarumar yaşam.

Vedat Koparan. 14 Ekim 2004



Acılar büyütür/mü.? Hiç yaralanmadın mı çocuk Kaç kez emeklerken Başladığın Yaşam yolculuğunda Ne yaralar aldın Düştün de kalktın Biliyorum Bu düşüş çok farklı İnceden bir sızı En derin yara Bir bende bir bence Yüreğine yer eden ışıkta Buzul kesen mavilerde Üstelik izi çok, çok kalıcı Zaman denilen mefhum Sen o zaman içinde.. Hazan geldi çattı hüzün bulutlarıyla Döker yağmurları yıkar uçurumları Toprak kayar karışır acılar Acıları sevinçlerine kat. Saracaksın elbet Kanayan yaralarını İstersen sarmada göreyim Tükenişini.. Bunu istemezsin değil mi.? Hadi, hadi çocuk hadi Toparlan bakalım Yeter bu kadar Uçurum diplerinde dolandın Tutunduğun dağlara Varsın karlar yağsın Sen güneşe bakmaya devam et Kökleri o kadar zayıf olana tutunma bir daha.. Nerden bileceksin, diye ne çıkışıyorsun.? Anlıyorum biliyorum yürek bu Bakma böyle dediğime Görüyor musun Ardıç kuşları geçiyor Ona göre Hadi at gitsin ardına, bak ileriye Işık orada Nehir yatağına ulaşınca Dinecek elbet o sızı Mevsim hazana erdi İçe kaçışların anlarımıdır bu yaşananlar Oysa daha yaşanacak neler var..

Vedat.Koparan 10.09.2003 (22:47)

(2000 lere düşen iz düşümü zamansız mekansız hoyrat duygu kaçaklarından

Ağlamak Ağlamak Yitirilen sevdalılarla Anılara tutunup ağlamak yoktu Yoktur katılaşan yüreğimizde Gömdük acıları bilincimize Bir fener oldular. Öfke bileğimizde Şimdi O sevdalılar Şimdi O yitirilenler uğrun boşluğu içimizde Ve öfke vadisinde...

Vedat Koparan



Al Kızılı Geceden Yitip giden mi Yoksa yeni gelen zaman mı ihtiyar Biz ki yüreği güneşe vurgun düşlerimizle Ak alınlara yazılan tarihin iz düşümünde Direngenliğinde hep diri hep genç kalan.. Hayat sanki bir oyundu gel geçlerde Kırıkları kim tamir eder su yatağında uykuda Şimdi o yalancı aldanışlarda kalan Yalnızlıklar vururken cama tıklayan kar tanesinde Bizi bizden aldıkça karanfil yoksunu geceler Müziğin ritminde hüzün uzaklık yakın demler.. Ah nasılda üzgünüm O gece ben çok serhoştum Ay üzerimden geçerken Yıldız düşümü idin gözlerime Görmedim.. Uçmak gerek..dipsiz karanlığa Bir kuyuya salınan sarkaç gibi Uçmak gerek mavinin sonsuzluğunda Vurmak güneşi alnından yanarcasına İki bende bir ben olarak Arkadaşlıkta,dostlukta Sevginin sınırsızlığında.. Al kızılı gecede kalmak gerek.. Benim sende senin bende kaldığın gibi O yitiklerde..Yaşanası..

Vedat.Koparan 06.01.2004



Anlara Sığan Hey koca usta Ne diye yaşamı ciddiye alacaksın dedin ki Görmezmisin günü birlik oldu her şey Anlık yaşanır anlık tüketilir Aşklar bile. Sahte her şey Var gel de ciddiye al sen İşin yoksa yaralan dur Ne var kalıcı olan Kan sızar kan uykularda..

Vedat.K 20.09.2003



Antikitede Tanrılardan Çaldık Ateşi Zamansız mekansızdı Duygular dünyasında yaşam Özledi yaşanası olanları Öldürülür nice güzellikler Arabesk kaçkınılarıyla Tutkularının kurbanı olur insan İçinde dağ yangınları Volkanlar patlarken Sarsak sancılarla Can hıraş bir kurtarma Ki saçmalamaya varır Isınır yer küre Ucubenin kuşatmalarıyla Emperyalist boyunduruk Bir sömürge zinciridir kırılası Yaratılan değerlerin Tam bir alt üst oluşunda Artı değerin talanıdır yaşanan.. Mor dağların türküsüdür dilime dolanan Kan sızar kentler mavilerim ağlar Dumurlarda iğdiş edilir düşünceler Yanardağ patlaması sensizlikler Yıldızlı semalarda Çekili karabulutlarda Maviler tek yıldız umuda Aşk ile yanmak için Antikitede tanrılardan çaldık ateşi Dönüş yolu yine doğa ve insan Dön yönünü ey insan doğaya doğru Bak Doğacak olan aşkla bir karanfil..

Vedat.Koparan



Ararım Seni Eylül Kaçaklarında “Şair yüreği Ne ölümden korkmak ayıp Nede ölümü düşünmek” der Oysa ne ölümü düşündük Ne ölümden korktuk Geçtik acıları çeke çeke Nice kara Eylül’lerce Bedenlerimizde kaldı izleri Silinmedi yinede sevdamızın ateşi Eskidi hücrem Eskidi düzen Eskiyen zaman Eskiyen yıllar gibi Bir sen Eskimedin deriğinliğimdeki Hızlı yağmaya başladı Yağmur kaçağı Toprak aç hava kirli Yürekler arar dinginliği Acılarını içtik Yorgun kentin Güneşsiz sokaklarında Sevdam ararım seni Eylül kaçaklarında Hoyrat poyrazların esintilerinde İstanbul’u sevdiğim gibi

Vedat.Koparan 9-eylül-2002



Armin'e İlk bahar yağmurları Seni bekler yavrum benim Getirdim iğde kokularını al kokla Geceden yıldızları topladım Güzel başına taç olsun Bilmelisin ki; her sensizliğim Kış üşümelerimdir Hep bendesin yeşiller cümbüşünde Senler bahar sevinçleriyle.. Yaşam pınarımsın canımda can Geceler damıtır baş ucu sızımı Göz ucu bakışımda kirpiğim titrer Her gece nöbetlerim sürer Yanar uykusuz gözlerim. Mutlu sevincimsin bahar rüzgarında Renklerin her biri senin güzelliğin Kanat çırpar sende kelebekler Biraz keyifsiz olduğunda Kesilir elim,düşer kolum yüreğim kilitlenir Ah çocuk; bilmiyorsun Anlamayamıyorsun Boş gözlerle bakıyorsun Ama duyuyor hissediyorsun Her dokunuş ahlarım yangında Kokum, yavrum sarılışında Nasılda yakalanırım bakışında Sımsıcak akan göz yaşlarımla Bak güneş açtı eski çocuk olalım Hadi toparlan çıkalım sokağa Al sopanı eline,çelik çomak oynamaya Çember çevirelim misket oynayalım Vur misketleri, dizlerimizi paralayalım Oğlum Armin’im Ahu güzelliğim Baldıran çıplağı yalnızlığımda Varsın yırtılsın karanlığın bağrı Beni sende yaşat, sende yaşa… (Sevgili şiir yürekler sohbetin getirisinde bir dostun yaşamından kesiti anlık esinle sizlerle paylaşmak istedim. sağlık sorunu yaşayan herkes adına olsun dost sevgi saygılarımla. İşte böyle sevgili Armin’im Sen dünyaya 2,5 aylıkken zihinsel engelli olarak geldin Doğuşun mutlu buruk sevinçleriyle Yürekler nasıl titreşti nasıl fırtınaya tutuldu.. Bu gün 12,5 yaşındasın ve bunca yaşam mücadelesinde Seni en iyi şekilde varlığını yaşatmaya çalışmak Bizler için her zorluğa göğüs gererek sürmekte..) -Anne merhaba......çok teşekkürler... bilirsin ki cok güzel ifade ettin... ilk Armin yalnız engeli olmasının nedeni doktorların hatasından oldu... ve ben Armin’le koşamam hiç bir zaman ama umutlarımı dile getirdin oda guzelll umarım bir gün oğlum koşar başka çocuklar gibi...- Armin den çok uzaktayım... ve bu bana bir mahrem iste... göz yaşlarımı tutamıyorum...-(annenin şiiri okuduktan sonra ki düşünceleri

Vedat.Koparan



Arzular Şelale Geceye dair.. Şu an tamda uçuk mavi esintisi bir zaman İlah olsan benim için hiç bir anlamın olmaz Seni bende duyup tende yaşamadıktan sonra Düşmedik mi birbirimizin uçurumlarına Ne anlamı olur ki Gezinmek keşfetmek var her milim tende kaşif edası Venüslerin de içmek sağmak geceyi Sabaha eren bembeyaz bir günde Dişlemek en hoyrat duyguları kanatırcasına doruklarda “Aşkta organzma ulaşsak' dalga kıran fırtınalarıyla Koyaklarında gezinmek dalgaların her vuruşunda kıyılarına Gitmek fiyortlarına en gizil artçılarla gürlemek şimşek hızında Engin bir denizsin deryalarda kulaçlarım hep sana Güneş ışığı gezinirken iç geçirişlerin, iniltilerin Teninde sürtünmenin verdiği hazla Bırak kendini sonsuzluğun gezintisine Dilimle, dilim dil uçlarında beyninin titreşimlerinde Gezinmek en kıyılarında hassas noktalarında Yine yaktım, yine yattım gecede harelerle güzel gözlerinde Çiğdem çiçeğim ahularında koşturup teninde bittiğim Ahu nehirler akar dilberim İçeriz birbirimizi en gizil duygular sapağında Doyumsuz kanayan akşamlarda ilk gün doğumu sancılarında.. Genel geçer yaklaşımlarda ilk anda olan Okşama gözlerde başlar gözler göz ucu bakışlar Alınan verilenlerle gidip gelmeler Eller buluşur ellerin dansında, yangın alevi gözler konuşur Dudaklar mührünü koyar tene sessiz bir iç geçirişle.. Hafiften yüzünde bir pembelik Nefesler dalgalanır odanın sıcaklığında tenden tene Bir yandan eller kuğu gölü balesi hafifliğinde gezinirken bedeninde en uç noktalara kadar dil ucu ile içilir devrik anlar.. İç dehlizinin derininde gezinen parmak uçlarıdır Kelebek kanadı çırpmasında Harlarından boşalan göğü yırtan dinginsizdir sesler Hırıltıya dönüştükçe geceyi yırtar yankılanır O anda odada ten haz doruklarına yol alan al,al yıldızdır yanar gece.. İstimle giden bir tren raylarda, Denizde gemidir dalgaları yara, yara Okşamalar öpüşler doruklarda kabaran bir volkan Uyanık uyumak gece boyu nehrin akışında Suyun üstüne düşen bir yaprak Tutulmaz çağlayan düştür Arzular şelale gece kaçaklığında.. Akşam gidişine düştü yine ay yoksunluğunda

Vedat Koparan



Aslında Derinleremi daldin der, durur söylenirim Söylenirmisin sende Oysa yok be can Hep üfürükten teyyare sözler havada Selam söyleriz olmayan o yare Aslında biri var ya çok derinde Zulamdaki hüzün gözlü mahzun resimde..

Vedat Koparan



Aşk mış Hüzün Hep Yangınlarda Ay Yanmış Gecede.. Aşk dedin -“Aslında bu en güzel duygu olmalı Her şeyi kendinde barındıran bir heyecan Bazen yakıp kavuran Bazen de uçuran…”- Ya sonrası dedim Hep bir hüzün hep bir yakıcılık Neden mi Aşkı bilmemek Aşkı aşkla yaşamamak olsa gerek Sahi biz neleri ne kadar biliyoruz Neleri ne kadar yaşadık Ne dersin yaşadık mı gerçekten Boş ver aldırma Herkesin aklı nasıl kendine ise Herkesin aşkı da kendince Nede olsa arabesk kaçkını Kara mizahın gezgini olup çıkmadık mı Bir gecede ülke kurup kurtardık Bir gecede devrim yaptık Oysa kendimizi yaşamadan nasılda yaşattık Öyle bir çırpınıştı ki bu Kanatlandı kelebek geceyi yüklenerek..

Vedat Koparan 02.03.2004



Ayışığı Ayışığı Bir şarkı dinlerim O an Bir söz, müziğin nağmesi Gözlerinin derin anlamında Akşam olsun diye beklerim Seni bu karanlıklar diyarında Mevsim kış Bulutlar seni kaplasada Benim için görün Benim içimde görün ki Sessizliğin sesini dinleyelim Seninle mavi gecelerde Esaret zincirimi takılı kelimelerimizde Sustum; Demlensin Aydınlansın ruhum sende Görsem o gülen güzel yüzünü Ne olur bir kere Gülüşün izi kaldı bende Rüzgarın fısıltısı çığlığım Çığlığım çığlıklarda Tiz bir sazın sesinde..

Vedat Koparan



Ayten’in Düşlerinde Düşlerimiz tutsak alınmaya çalışılırken Bir aykırı yolcudan bir aykırı yolcuya Raslantısal gelişti o an Belki de yasak bir kavşaktı Kesişti yollarımız Güzelliğini gördüm düşün gücünde Yüreğini almıştın ellerine Yüreğini aldım kattım yüreğime Yarım aklımın yitik kıyısına Nasılda geldin demirledin Titreşimler kıvılcım olur Dönerim güneşim sana Görmedim demeden Görürüm güzellikleri sende Aykırı birer yolcuyduk kesişen o kavşakta İçten sevgilerle bölüştük sözümüzü şarkımızı Hiç kırılmadan taşıdık onca zamanı Nasıl akıp geçti farkınada varmadık Gün dönerken akşama Her ayrılığımız isyandır İçsel yolculuğumda Sanki yılların yoksun vurgunlarında Bir sevda masalı idi yaşanan Dostluğun arkadaşlığın Yok edilmekte olduğu Bu zor zamanların isyanlarında Varsıllar çıkarırım yoksullardan Güneş vurdukça maviliği altan alta Kızılırmak kızıl kan akarken Gece üşüyor gece Ama ben üşümüyorum Çünkü sen varsın bende Her gece açarım pencerimi Bakarım gözyüzüne Ayten, Ayten Hilal düşen güzel yüzüne Düşmesin demiştik Görmemiş olsakta O güzel gözlere 'kirpiklerden başka gölge' Gelecek Aytenin güzel düşlerinde

Vedat Koparan



Ben Sana Bensin Diyorum ben sana inci demem sen zaten incisin istiridye kabuğunu kıran çatma yay kaşını kirpiğinde kaldığım gülüşünü düşürme sıkıştırma gün arasına bir yudum lokma yaşam ben sana gün demem sen zaten günsün her gün açımında bin çiçek karanfil gülüşünde bin çiçek ağlar içimde bir çiçek büyür benliğimde ben sana ağla demem göz yaşların bencilerde pınar ayak izini sürdüğüm yatık kentin güzelliği ben sana özlem demem uzaklar yakınken gittikçe gidilemeyen geleceğin burcuna asıldığım ben sana özgürlük demem özgürlüğümsün özlemle yüreğimde yanan bir tutam saç gönder bana kokusu aşsın dağları ovaları bir gülüş gönder bana dağılsın gün karaları gönder bendeki seni bana dinsin bu özlem bu fırtına

Vedat Koparan



ŞİİRLERİNİZ