SERDAR ATABAY








Sevdiğim Güzel

Ne cefalar çektim bu aşk uğruna.
Bir kez olsun gülmez sevdiğim güzel.
Adını kazıdım ezik bağrıma.
Kıymetimi bilmez sevdiğim güzel.

Ömür mevsiminde bahardan geçtim.
Aşkın çilesini kanarak içtim.
Yıldızlar içinde yüzünü seçtim.
El ederim gelmez sevdiğim güzel.

Kuğular misali deryada akar.
Elâ gözü hardır gönlümü yakar.
Uzaktan uzağa gözüme bakar.
Derde derman olmaz sevdiğim güzel.

Nazarla bakınca dilim bağlatır.
Kanayan yaramı her gün dağlatır.
Serdar’ı bir ömür üzer, ağlatır.
Gözyaşımı silmez sevdiğim güzel.

  
Serdar Atabay


Gurbet Ömrüm geldi geçiyor hoyrat eller bağrında. Bir gün dönersin diye kandırdın beni gurbet. Sinemdeki sızıyla hasret koydun yurduma. Yarama tuz basarak yandırdın beni gurbet. Felek yetim bıraktı kader beni beledi. Düşlerime gem vurdu umudumu eledi. Yuvamdan ayrı günler ömrümden ömür yedi. Susuz değirmen gibi döndürdün beni gurbet. Kavim, kardeş sevgisi kat kat oldu toplandı. Gözlerime yaş doldu hüzün ile kaplandı. Ana, baba hasreti ciğerime saplandı. Yaralı kuş misali kondurdun beni gurbet. Sıladan haber diye yola bakar gözlerim. Dilim her gün kanıyor figan dolu sözlerim. Bedenim yorgun düştü tutmuyor ki dizlerim. Rüzgâr gibi eserdim dindirdin beni gurbet. Baharın çiçeği yok diken dolu kucağım. Öyle uzakta kaldım görünmüyor bucağım. Viran olmuş bağlarım tütmez artık ocağım. Kara kışa terk edip dondurdun beni gurbet. Neşe koymadın bende vurdun ömrüm çürüttün. Bahçemdeki gülleri fırtınayla kürüttün. Çöllerde suya hasret bu Serdar’ı yürüttün. Ay gibi parlıyordum söndürdün beni gurbet
Serdar Atabay


Tevellüt Tevellüt yetmiş yedi,şafak vakti doğmuşum. Ezan ile yoğrulmuş,Bismillah sözüm benim. Vatanıma bağlandım,bağrımdaki aşk ile, Hilâline vuruldum,Bayrağım özüm benim. Aslım Türkmen,Türk benim! Bilin Oğuzun boyu. Kula kulluk etmedi, yiğit Avşar’ın soyu. Kırşehir de obası, Kızılca köyde toyu. Özbağı’na har düştü,yanıyor közüm benim. Allah’tan başkasına,hiç boynumu eğmedim. Helâl düştü canıma, harama el değmedim. Sarıldım kitabıma, inkâr için doğmadım. Cemâlini ararım,Kıblede gözüm benim. Gam,kasavet,belalar,gelip beni bulsa da. Vatan için ölürüm, canıma mâl olsa da. Şehit olsam uğruna,gonca gülüm solsa da. Şükür Allah’ım sana,aktır ak yüzüm benim. Canımı can eyledim,yiğit ile mert ile. Sonu azap olsa da,uğraşırım dert ile. İyi dosta gardaşım,hesabım namert ile. Bakılırsa görülür,bellidir izim benim. Nefsime gem vurarak,gönüllere bakarım. Kapılmışım deryana,sularında akarım. İçimdeki ateşle,şeytanı da yakarım. Abdestimi alınca,kırılır dizim benim. Okyanusu kucaklar,dertlerle barışırım. Yıldızlara tutunur,göklere karışırım. Serdar’ım gözüm kara,güneşle yarışırım. Yoluma set konsa da,kesilmez hızım benim.
Serdar Atabay


Sen Oldun Issız yollarda yalnız varlığını ararken, Umutsuz gözlerimde parlayan ay sen oldun. Bağrımdaki yarayla hüzne adres sorarken, Yüreğime kurduğum sırça saray sen oldun. Yıldızları aradım dağılan saçlarında. Hasretin pınarları kirpiğin uçlarında. Rüyaları unutup gecenin kaçlarında, Uykuları kaçıran sıcacık çay sen oldun. Tebessüme aldanıp cemaline yandığım, Tatlı dile vurulup sözlerine kandığım, Gece, gündüz derbeder her kelamda andığım, Besmeleyle başlayan ruhuma hay sen oldun. Kâküllerin dökülmüş hilâl kaşın üstüne. Deli gibi esersin böyle neyin kastına. Gönülleri toplayıp güzellerin dostuna, Ok misali atarken gerdiğim yay sen oldun. Bülbül sesi dinleyen beyaz güller dererken, İnci, mercan, yakutu yollarına sererken, Serdar’ım bu alemin sırlarına ererken, Kâinat mirasından aldığım pay sen oldun.
Serdar Atabay


Kırşehir Gurbet elin bağrında hasretiyle yandığım, Gül kokulu vatanım, ilimsin sen Kırşehir. Cemaline vurulmuş yaralı bu aşığın, Bülbül olup şakırım dilimsin sen Kırşehir. Türkmenlerin obası Âşık Paşa diyarı. Ahi Evran, Gülşehri, Caca Bey’di mimarı. Hacı Bektaş can oldu Türkmanî de baharı. Zamana ışık oldun bilimsin sen Kırşehir. Yiğitleri doğurdun muradına erdin sen. Nesilleri büyüttün Türk’e gönül verdin sen. Namus bilip bayrağı gökyüzüne gerdin sen. Asırlardır bükülmez belimsin sen Kırşehir. Gecelerin bir başka manilerin okunur. Yeni yetme güzelin kınaları yakınır. Varan gelen mazıyla ıstarların dokunur. Al beyaza bürünmüş kilimsin sen Kırşehir. Nazlı ceylanlar gibi ovalarda kaçarsın. Ilgıt ılgıt rüzgârda mis kokunu saçarsın. Kuşlardan nağme alır her mevsimde açarsın. Rengine kurban olam gülümsün sen Kırşehir. Tarihinden mirastır ulu kervansaraylar. Keçi Kalesi mağrur yayılırdı kır taylar. Külliyeler dolunca kulakta çınlar haylar. Dünyadan ahirete yolumsun sen Kırşehir. Düğün, dernek, toylarda çağrışır âşıkların. Türkülerle coşulur vuruşur kaşıkların. Geceleri kandırır yakılan ışıkların. Duvaklarda parlayan pulumsun sen Kırşehir. Ak boncuklu gelinler yemekleri çevirir. Köfte, bamya, çirleme damaklara tat verir. Peynir, yoğurt, kaymağın, pekmezin dilde erir. Tandırlarda gazelim külümsün sen Kırşehir. Vurulunca tokmaklar soku sesi duyulur. Kaynatılan buğdaylar hedik olur yayılır. Sınangıyla, besmeçler sofralara koyulur. İğdelerin koktuğu dalımsın sen Kırşehir. Kervansaray Dağı’nda sert geçiyor kışların. Parlar Seyfe Gölü’nde çeşit çeşit taşların. Hirfanlı Barajı’nda uçar yeşilbaşların. Hasretleri bitiren salımsın sen Kırşehir. Âşık Said, Seyfullah karıldı evlasına. Çekiç Ali, Yastıman sarıldı Mevla’sına. Muharrem’le, Neşet’in darıldı Leyla’sına. Yürekleri yakarsın zulümsün sen Kırşehir. Âşık Serdar Atabay memleketi özlüyor. Sıladan haber diye yollarını gözlüyor. Şafak vakti duada gözyaşını gizliyor. Sensiz geçen ömrümde ölümsün sen Kırşehir.
Serkan Ceri


ŞİİRLERİNİZ