ŞEHMUS KARTAL







KAMELYA

Güneşten yağmur yağıyor
Kentin kalbi ıslak ve yorgun
Sokakta kuru kalabalıklar
Ben köşe başında sırılsıklam


Aforoz edilmiş ıslaklığımı düşün kamelya
Geleceksen öyle gel
Doksan yedinci caddedeki otobüs durağına
Verebileceğim yarınlarım yok
Ütopyalarım var
Yaprakları durmadan dökülen
Seni seviyorum diyemediğim
Dil’i geçmiş aşklarım var
Mantığı olan dünyanın
Uzay boşluğunda yaşıyorum

Kamelya
mavi gözlerinin korkutabilir
Kıyısı olmayan sisli denizlerim
Bazen denizin suskunluğundaki gel-git olurum
Bazen de bir sisin ardında saklanan kayboluş
En çok da deniz adamı olurum
Kaybolurken sisli aşklar yaşayan

İçimde bir kentin yıkılışını seyrederken
‘’yeni kentler kuralım’’ diyorsun aşk için
Paris diyorsun
Bir şairin intiharını düşünmeden
Öyleyse gel
Ölümlü yüzümle sarıl bana kamelya
Her sarılışın bir ayrılık hazırlığı olduğunu unutarak
Gidenin arkasında uyumuş gözlerimi uyandırarak gel
Doksan yedinci caddedeki otobüs durağına


Kamelya
Kapıyı kilitlerken ansızın içeriye giren konuk
Gerçekten o kadar eskidi mi fotoğraflar diye
Yırtacakken gülümseyişin portresini
Tebessümü kalbinden yakalayan başlangıç
Ve yüzümün çizgilerini unuttuğum günlerde
Aynayı yeniden buluşumsun
Sevmek için gözün gerekmediğini
Sen öğrettin bana
Yanına yüzünü almadan gel
Doksan yedinci caddedeki otobüs durağına


Ne zaman yağmura tutkun
O durakta beklesem seni
Aşkı anlat deyişin geliyor aklıma
Yaşamak o kadar yakın ki
Anlatmak imkansızlaşıyor kamelya

ŞEHMUS KARTAL


ŞİİRLERİNİZ