SABİT İNCE



SABİT İNCE'nin ÖZGEÇMİŞİ
ALMANCI GÜZELLERiM

kimi esmer, kimi kumral,
benim güzel yeğenlerim.
kimi ceylan kimi maral,
ürkek gezer güzellerim.

selda, semra, küçük gülay,
Havva da parlıyan bir ay.
kaşlar gözde çizmişler yay,
alamancı güzellerim.

Memet bir tek muratları,
bıktırır hep inatları.
görmesinler yoklukları,
hep gülsünler körpelerim.

hemi köyü hem vatanı,
hayırla an sen Ata'nı,
kurban eyle tatlı canı,
Rabia ol, meleklerim.

unutma şair dayını,
görsem düğün alayını,
biz çekelim halayını,
benim güzel gelinlerim.

İnce size böyle diyor,
ilhamda öyle geliyor.
kara gözleri gülüyor,
çifte kumru yeğenlerim.
29/7/1995 Kayseri Sabit İnce



AĞLARIM

Aşkin ateşiyle yandim kül oldum,
Alemin dilinde ben bir del'oldum.
İnkar edince de kendimde buldum,
Güzelim aşkinla yanar aglarim.

Aşkin sel oldu da deryalar doldu,
Ateşin sogudu, güllerim soldu.
Ellerim uzanıp saçlarım yoldu,
Güzelim aşkiyla yanar aglarim.

Ben de bilmem ne haldeyim nerdeyim,
Gözyaşim akiyor, deli seldeyim.
Nazlı yar yoğise güzel nideyim,
Güzelim aşkinla yanar aglarim.

Anlamıyor kimse "deli" diyorlar,
Def'i yok, zil kırık raks ediyorlar.
Hurafe çölünde yol gidiyorlar,
İNCE'yim aşkınla döner ağlarım.
 10.1.1995


AŞIK

Gelin aşik olan erler,
Kardeş olalim gelin de.
İnlesin yol ile yerler,
Yoldaş olalim gelin de.

Sevgi badesin içelim,
İçip de serden geçelim.
Dost bayrağını açalım,
sırdaş olalım gelin de.

Erler, pirler bizden doğsun,
İlim karanlığı boğsun.
Sevgi rahmetleri yağsın,
Haldaş olalim gelin de.

Birlik kanadın açalım,
Nurlu ışıklar saçalım,
Kötülerden hep kaçalım,
İydaş olalım gelin de.

İnce nereye göçelim,
Hak gömleğini biçelim.
Zulümsüz bayrak açalım,
Koldaş olalim gelin de.
18-01-2001



ATATÜRK

ATATÜRK vatanın yılmaz rehberi,
ATATÜRK Türklüğün ölmez önderi.
ATATÜRK milletin en son lideri,
ATATÜRK dünyada gurur kaynağım.

ATATÜRK "Ne mutlu türküm" diyendir,
ATATÜRK düşmana dersin verendir.
ATATÜRK ilimdir, Atatürk fendir,
ATATÜRK tekniktir, irfan kaynağım.

ATATÜRK mazlumun hakkın aradı,
ATATÜRK zalime kılıç salladı,
ATATÜRK düşmanin kolun bagladi,
ATATÜRK bayraktır, hürdür kaynağım.

ATATÜRK devrimci, yenilik yolu,
ATATÜRK insandı o hakkın kulu,
ATATÜRK açtırdı türkçe okulu,
ATATÜRK gösterdi ilim kaynağım.


ATATÜRK dünyaya doğmuş bir arslan,
ATATÜRK bir dağdır, sen ona yaslan.
ATATÜRK düşmana azgin bir kaplan,
ATATÜRK İNCE'ye ilham kaynağım.

Sabit İnce



BABAM
        -Babam’a-
yetmiş altı yılın gamı, çilesi,
Yüklenmiş üstüne çekemez babam.
Uzun bir hayatın derdi, belası,
Debelenir durur çıkamaz babam.

Bilseydi ki evlat, iyal boşumuş,
Çalıştığı bir lokmalık aş imiş,
Çekilmez yükleri hep o taşımış,
Yarına güvenle bakamaz babam.

Yedi evlat yetiştirmiş, büyütmüş,
Hayat değirmeni onu ögütmüş,
Yoksulluktan almanya’ya seğirtmiş,
Şimdi bir sigara yakamaz babam.

Dağ dememiş taş dememiş, dolanmış,
Siyah saçlar beyaz una boyanmış,
Bir bakmış ki koca dünya yalanmış,
Gene de bir duvar yıkamaz babam.

Diyor “bu dünyanın düzeni böyle”
Sen de oyalan da gönlünü eğle,
İnce torunlara bir selam söyle,
Bu dünyayla başa çıkamaz babam.

Sabit İnce Kayseri



BEN

Ben Ademim, hem Havvayım,
Bu alemde bir rüyayım.
Hemi derdim, hem devayım,
Lokman hekim tabibim ben.

Ben Yunusum Mevlanayım,
Gönüllerde bir sevdayım.
Hem Mecnun'um, hem Leylayım,
Çöle düşüp göründüm ben.

Yaradılan kul da benim,
Et, kemik, ceset bedenim.
İNCE'yim hakka gidenim,
İnsan oldum da geldim ben.

BESTELENDİ



BENİ

Kahbe dünya ne acayip işin var,
Derin düşünceye daldırdın beni.
Ne insafın, ne kocamaz yaşın var,
Kırkına geldim de soldurdun beni.

Yalan dünya sana aldananın var,
Heveslenmem sana kandırdın beni.
Zengine çok geniş, fakire de dar,
Bundan sonra kandıraman sen beni.

Yüce dağlarıyın başında karlar,
Yazın yakıp, kışın dondurdun beni.
Dünya diye çok da methin yaparlar,
Kaç kere mezara koydurdun beni.

Ateşin var, toprağın da suyun var,
Gaflete daldırıp yandırdın beni.
Ben Adem torunu bende ruh da var,
Şakıyan bülbüle döndürdün beni.

                 4.10.1994


BENİ HATIRLAYIN
birgün elbet göceceğim,
dostlar beni hatırlayın.
orda sizi göreceğim,
nolur beni hatırlayın.
yolcuyum ben gideceğim,
ilelebet seveceğim.
birgün veda edeceğim,
bu faniyi unutmayın.
emaneti vereceğim,
sözlerimi diyeceğim.
bir tek yari seveceğim.
sevdiğimi unutmayın.
şol cenneti nideceğim,
canı yare vereceğim.
Muhammed'i seveceğim,
bizi yalnız bırakmayın.
Kerbela da yanacağım,
kutuplarda donacağım.
haydar'ımı bulacağım,
aman fazla aratmayın.
alemlere dolacağım,
her yerlerde olacağım.
gözlerde ağlayacağım,
gözü kuru bırakmayın.
Veysel ile göreceğim,
Yunus'la düzeleceğim.
şu dağları deleceğim,
ovalarda bırakmayın.
yıldız olup söneceğim,
esip yağıp dineceğim.
mevlanayım döneceğim,
Şems'imi de unutmayın.
Pınarlardan içeceğim,
şu dünyadan gececeğim,
dostlarımı seveceğim,
İnce adın unutmayın.



BİR DİLEK

Nazlı yarim senden bir dileğim var,
Koyma beni yadellerin eline...
Benim senden başka sevdiğim mi var?
Salma beni namerdlerin eline.

BİR GÜZELİN SESİNE

Bir güzelin sesine,
Bayıldım edasına,
Cüml’alem kurban olsun,
O güzel cilvesine.

Kara kaşın nesine,
Gül takmış sinesine.
Şu İnce kurban olsun,
Güzeller incisine...

NAKARAT

Kara kaşların kara,
Gönlüme açtın yara,
Mansur gibi çektiler,
Sevdiğim bizi dara.

Bestelenmiştir.



BİR YEL

Uzaklardan bir yel esti,
Kırdı bütün dallarımı..
Kime deyim, ne söyleyim,
Şu perişan hallarımı..

Yine efkar bastı beni,
Pazarlarda sattı beni.
Mansur gibi götürüp de,
Darağacına astı beni.

Hele bakın şu garibe,
Başka söz gelmiyor dile.
Kurban olam o Ahmed'e
Nebilerin serverine.

NOT:Bestelendi



DEDİM DEDİ

Dedim: Yüksek öğretim ne,
Dedi ki: Yök, yök.
Dedim: Kemal Gürüz kimdir,
Dedi ki: Yök, Yök.
Dedim: Dediğim dedik,
Dedi ki:  Yök, Yök.
Dedim: Kimse karışamaz,
Dedi ki: Yök, yök.
Dedim: Ben ne dersem odur,
Dedi ki: Yök, yök.
Dedim: öğrenci perişan,
Dedi ki: Yok, yok.
Dedim: Bu işin sonu ne;
Dedi ki : Yok, yok.
Dedim: İlim, akıl nedir,
Dedi ki: Yok,yok.
Dedim: Hocalar kaçıyor,
Dedi ki: yok, yok.
Dedim: Buna sebep nedir,
Dedi ki: Yök, yök.
Dedim: İnce derdin nedir,
Dedi ki: Yok, yok.
Dedim: Diktatörlük nedir,
Dedi ki: Yök, yök.



DELİ GÖNÜL

Dosttan başka dostm' istersin,
Hey divane, deli gönül.
Dosttan gayrısın nidersin,
Hey divane deli gönül.

Dost cemalin görmek ister,
Hey divane deli gönül.
Dost bağında ötmek ister,
Hey divane deli gönül.

Dost bağında gonca gülü,
Dermek ister deli gönül.
Dost uğruna bir canını,
Vermek ister deli gönül.

İNCE dostun kollarında
Ölmek ister deli gönül.
Şakıyıp gülün dalında,
Ötmek ister deli gönül.

NOT:Bestelenmiştir.



DÜNYA

Gel kardeşim gafil olma,
Kime kalmış yalan dünya,
Mala, mülke sakın dalma,
Kime yar olmuş bur dünya.

Arar isen bir dost ara,
Sana dost olmaz bu dünya,
Vuslat kalmasın bahara,
Aşka tuzaktır bu dünya.

Derde melhem arıyorsan,
Azrırır yarayı dünya.
Aşkı benden soruyorsan,
Vefasız yar olur dünya.

Yeter ince fazla deme,
Çarkını çevirir dünya,
Rüsvay eder de aleme,
Gene doymaz azgın dünya.


Sabit İnce Kayseri


GÖNÜL YARASI

Şu gönlümün yaralari,
Dinmek bilmiyor, bilmiyor.
Şimdi giydim karalari,
Allar gülmüyor, gülmüyor.

Kanayan gönül yarası,
Dinmek bilmiyor, bilmiyor.
Uzaktır yollar arası,
Sunam gelmiyor, gelmiyor.

Gönül ağlayıp coşuyor,
Dinmek bilmiyor, bilmiyor.
İNCE de hakka koşuyor,
Durmak bilmiyor, bilmiyor.



GÖNÜL
Aşk oduna yanmasini
Bilemedin behey gönül
O deryaya dalmasını
Bilemedin behey gönül

Kalem alıp yazmasını
Diyar diyar gezmesini
Aşk sazini çalmasini
Bilemedin behey gönül

'Ben' deryasını dolaştın
Hep masivaya bulaştin
Sevgi varken hep dolaştin
Sevemedin behey gönül

Azgın seller gibi coştun
Hırsla yorulmadın koştun
Gönül erlerinden kaçtın
Göremedin behey gönül

Güzelle gönül eyledin
Boşa türküler söyledin
Hiç nasihat dinlemedin
Eremedin behey gönül

Ne utanmaz arlanmazsın
Bu gidişle karlanmazsin
İNCE gibi zorlanmazsin
Ölemedin behey gönül
10-11.97/ sabit ince


GÜZELİN...

Elinde kınası aldır güzelin,
Söyleyen dilleri baldır güzelin.
Bastığı topraklar yoldur güzelin,
Eğer güzel sevmesini bilirsen.

Gözleri bademdir, güldür güzelin,
Yanaklar elmadır, aldır güzelin.
Giydiği ipektir, şaldır güzelin,
Eğer güzel giymesini bilirsen.

Gözleri yanardağ, lavdır güzelin,
Demirler eritir tavdır güzelin.
Yanakta çifte ben vardır güzelin,
Bakıp güzel görmesini bilirsen.

İNCE'm hayranıdır nazlı güzelin,
Saymakla biter mi fazlı güzelin.
Telleri badedir sazlı güzelin,
Saki güzel içmesini bilirsen.

4.7.1995



HACI’YA...

Hacı deli dolu amma,
Kızgın sözüne aldırma.
Bazı kızar söver amma,
İçinde kin yoktur onun.

Biraz hovardalık eder,
İstediğin yere gider.
Halbuki haramı nider,
Gül gibi eşi var onun.

Sakın sözüme darılma,
Asla harama sarılma.
Kafanı boş yere yorma,
Düşüncesi vardır onun.

İyi kalpli, kendi güzel,
Bağına düşmesin gazel.
Dünya da biter mi güzel,
Gönlü güzeldedir onun.

Hacı suçunu affetmem,
Düğününe ondan gitmem.
Sadece sana kahretmem,
Ben de sevgisi var onun.

İnce yeter susalım mı,
Hak yoluna basalım mı,
Bu şiiri asalım mı,
Manası var ise onun...

1.1.1995 Pazar Kozaklı Sabit İnce




HATIRA ŞİİR

Bilmem küçücüğüm şimdi ne yapar,
Belki de uyumuş gözlerin kapar?
Şu çaresiz kalbim o yare tapar,
Rabbimin vergisi, kulu ne yapar?

Doğma güneş doğma, karanlık kalsın,
Gönlüm arzular ki cananım gelsin.
Yaz şu satırları hatıra kalsın,
Yarim gelmeyince el'i ne yapan?


       HAYATIM
Bir edna kulunum geldim dünyaya,
Sır olup yapıştın, cama, aynaya.
Nevşehir yakındır büyük Konya’ya,
Kozaklı ilçemdir, Gerce köyümdür.
Muşkaraydı adın Nevşehir oldu,
Kozak babam suyun başında durdu.
Elli dört de bizim kaza kuruldu,
 Kozaklı ilçemdir, Gerce köyümdür.
Dedem Köroğlan da Irmak bucaklı,
Babam öksüz kalmış ince bacaklı,
Çalışmış, ev olmuş, atlı ocaklı,
Mustafa dedemdir, Gerce köyümdür.
Peşin sıra kozaklı’ya göçmüşler,
Okuyacak diye beni seçmişler.
Tutup bir ev, kiracılık etmişler,
İnce Musa babam, Gerce Köyümdür.
Ortaokul bitince liseye geçtim,
Hem okudum, hem de kitaplar içtim.
Naci Hoca’ya da şaraplar seçtim,
Kozaklı Otelim, odam Evimdir.
Gençliğin o hızlı deli çağında,
Bir Güler gördüm de aşkın bağında.
Mehmet ustamında lokantasında,
Çorba içtim o da bana doyumdur.
Topal Ali, Haşmet otel müdürüm,
Uzaslan, Temelli okul müdürüm.
Soğuk havalarda çok üşütürüm,
Sinüzit derdimdir, ülserliyimdir.
Lisede okurken yazılar yazdım,
Gazetecilikten çok yerler gezdim.
Bilemeden yalan yanlışlar dizdim,
Kusurlarım çoktur, günahkarımdır.
Sultanahmet İktisattır mektebim,
Türkiye, Tercüman, Hergündür yerim.
Mezun olup Kayseri’ye dönerim,
Asya, Hes der iken ofisciyimdir.
Mevlam bir oğulla kız da vermiştir,
Nurcan hanım bize bir yar olmuştur.
Bin dokuz yüz elli dörtte doğmuştur,
Ikrar da Sabit’im, pek İnce’yimdir.

Kayseri Sabit İnce


KOCA MAHZUNİ
Halkın ozanıydı, halktan biriydi,
Göçtü bu dünyadan Koca Mahzuni.
Baş kaldıranların yiğit eriydi,
Geçti bu dünyadan koca Mahzuni.

Elinde sazıyla durmadı gezdi,
Korkmadan haykırdı gerceği yazdı.
Belli ki dünyadan usandı, bezdi,
Uçtu bu dünyadan Koca Mahzuni.

Kalem eğilmedi, sazı susmadı,
Yıllarca söyledi sesin kesmedi,
Tehditlerle, hapislerle pusmadı,
Taştı bu dünyadan Koca Mahzuni.

Evrensel düşündü, hakkı savundu,
Umutla yaşadı, o hep avundu.
Dizlerine vurdu, çokca dövündü,
Koştu bu dünyadan Koca Mahzuni.

“Bazen Şerif oldu, bazı Mahzuni,”
kullanmadı ne mezhebi, ne dini
huzurlu geçmedi onun bir günü,
kaçtı bu dünyadan Koca Mahzuni.

İnce bir insandı sevgi doluydu,
Aşkın badesiydi, dostluk yoluydu,
Çağımızda sanki Hazret’ Aliydi,
Çoştu bu dünyadan Koca Mahzuni.
Kayseri 18.05.2002  Aşık İnce(Sabit İnce)




KOCA YUNUS
Koca Yunus Ulu Yunus,
Senin gibi olsak munis.
Yaradılanları sevsek,
Olabilsek birer Yunus.

Hey Yunusum himmet eyle,
Sevginin sırrını söyle.
Hakka varalım sevgiyle,
Herkes olsun birer Yunus.

Cana kıyıp katil olma,
Azimli ol yolda kalma,
Paraya, pula aldanma,
Rehber olsun bize Yunus.

Taptuk kapısında durak,
Dost uğruna canı verek,
Yaradandan olma ırak,
Herkes olsun birer Yunus.

Hacıbektaş pir elinden,
Haber eyle sır el'inden
Hak konuşsun dillerinden,
Sevgi saçsın bize Yunus.
 Yunus'umun hayranıyım,
Alemlerin devranıyım.
Erenlerin kervanıyım,
Kervanbaşi bize Yunus.
 Yunus'umun dostu olsam,
Yurdunda misafir kalsam.
Onun gibi aşkla dolsam,
İNCE, dese bize Yunus.
21.12.1994



KOZAKLI’DAN

Kozaklıya vardıyıdım,
Buhar çıkar kaplıcadan.
Kara tren sorduyudum,
Düdük çaldı kanlıca’dan.

Düştüm kozaklı yoluna,
Meyletmem dünya malına,
Şifa katılmış suyuna,
Derman gelir kaplıca’dan.

Otel, moteller yapmışlar,
Doğru olup, sapmamışlar.
Misafir ağırlamışlar,
Haber geldi Altınsu’dan.

Kimi gurbetin yolunda,
Herkes kendi ahvalında,
Türlü mal var pazarında,
Gurur duydum Kozaklı’dan.

Ince kozaklıyı sever,
Şiir yazar çokca över,
Hastalar hep akın eder,
Derman arar ol Hüda’dan.

5.3.1996 Kayseri Sabit İnce


KÖYE MEKTUPLAR - 1
Nevşehir, Kozaklı, Gerce köyünde,
Ali hoca gene kuzu yayar mı?
Nasihat ederek o bildiğinde,
Kuzuları komş'ekine savar mı?
Sofu'nun oğlunun odası n'oldu?
Ne adı anılır ne kemik kaldı.
Tandırlar yakılıp ekmeği'moldu,
Koca araziler, bir malı var mı?
Mazı'nın konağı n'oldu dururmu?
Mazlumun zalimde ahı kalır mı?
Korkutup, sindiren iflah olur mu?
Onları bilenler ibret alır mı?
Recep Çavuş adı söylenir dilde,
Türküler çağrılır, gönülde dilde,
Cacık toplanır mı şol bizim elde,
Bulgur pilavında tereyağı var mı?
A bayırdan meliyor mu kuzular?
Avcılara ev arar mı tazılar?
Ali al kınalı gelinlik kızlar,
Altınlarla süslü duvak takar mı?
Gençler çığır bilmez, kar yağıyor mu?
Yoharı çeşmede su donuyor mu?
Gökde akbabalar fır dönüyor mu?
Hoca ezan için taşa çıkar mı?
Daha ne yazıyım neler soruyum,
Zaman değirmeni dönmez varıyım.
Kapılar açık mı varıp giriyim,
İNCE'yi misafir eden çıkar mı?
4.4.1996



KÖYE MEKTUPLAR  -2

Çocuklar gitti mi çiğdem kazmaya?
Oya işlendi mi alli yazmaya?
Millet başladi mi bagi bozmaya?
Köyden bir havadis verseniz yeller.

Kocadere kurudu mu akar mı?
Kağnı gıcırtısı köyü tutar mı?
Bulgur kaynatılır metel atar mı?
Dam başina yatak serseniz güller.

Dalle'mminin Hasan sevdalandı mı?
Bizim köyün kızlar boyalandı mı?
Evler dolaşilip sayalandi mi?
Sayacı'ya sizde verseniz eller.

Kamil emmi süt tozunu yaktı mı?
Hoca'fendi minareye çıktı mı?
Herkes duyup oruçların açtı mı?
Komşulara sofra serseniz A'ler.

Tuz taşlari söküldü mü durur mu?
Emlik kuzu en arkada kalır mı?
Çeşmelerde gene öyle sira olur mu?
Testilerden bir su içseniz yeller.

Ekinler biçilip, yığın olur mu?
Getirilip harman yere konur mu?
Öküz ve atlara yem bulunur mu?
İNCE ile düven sürseniz beyler.

25.4.1996 Kayseri/Sabit İnce


KÖYE ÖZLEM

Ben emekli olunca,
Bir köye gideceğim.
Sevdiğimi bulunca,
Çift bayram edeceğim.

Bu kadar gürültüden,
Ben sağır olacağım.
Bir hırkayla örtüden,
Mutluluk duyacağım.

Temiz hava, bol gıda,
Şehiri nideceğim.
Stressiz bir uykuda,
Bu canı vereceğim.

Ince suyu çeşmeden,
Kanarak içeceğim.
Dağı bayır demeden,
Her yeri gezeceğim.

7.4.1996 Kayseri Sabit İnce

KÖYÜM VE OKULLARIM
Nevşehir kozaklı gerce köyünde,
Çığırlar olurdu benim boyumda.
Gözüm kaldı toprağında, suyunda,
Gerce köyü mevlam seni korusun.
Mehmet Yağmur mavi gözlü Atatürk,
Okulda sobada tezek yakarık,
Ders bitince teneffüse çıkarık,
Rahme hoca öğretmenin pirisin.
Hüseyin öğretmen saz da elinde,
Türküler söyletir benim dilimde.
Nurettin Metin de imran köyünde,
Beyoğlu Yılmaz’ım Nevşehirlisin.
Orta’kulda Ahmet Tığlıoğlu müdür,
Elinde bir keman teli söyletir.
Başım yarar hastanede ağlatır,
Birsen hanım sen de İstanbullusun.
Ayla ve Cihangir Celayir eştir,
Öğretmen denmez ki çoğu ateştir.
Öğretmenler bize birer güneştir,
Ali Bakırcım da Nazillilisin.
Hikmet Akbulut da fotoğraf çeker,
Arif Kepenek de şeker mi şeker,
Tarım dersin de de hep tohum eker,
Mehmet Kepenek sen Genezinlisin.
Kayseri Ticaret Lisesindeyim,
Okuyan talebe süksesindeyim.
Düvenönün de de bir oteldeyim,
Mehmet Uzaslan’a rahmet eylesin.
Necati Çalışkan da başmuavinim,
Abdullah Temelli de okul müdürüm,
Durmuş Esen dersen coğrafya derim,
Osman Güden’e de sağlıklar versin.
Ali Doğaner’le Hatice Altun,
Mehmet Yılmaz ile şeker yaparsın,
Birant Mehter Kızar diye korkarsın,
Günay Hanıma da meftun olursun.
Keriman hanımın İzmir durağı,
Hepsi ayrı ayrı yaktı cerağı,
Hatırladım gezdim o eski çağı,
Sağ olana Mevlam ömürler versin.




LEYLAM

Ne güzel yaratmış Leylam seni yaradan,
Görünmesin çöller aman Mecnun incinir
Güzelce yaratmış Leylam seni gülden gonca'dan,
Değmesin bülbüller aman güller incinir.

Özenmiş yaratmiş Leylam Halik-i yezdan,
Görmesin melekler aman Leylam incinir.
Usandım ey gülüm artık yetmez mi figan,
Bülbüller duymasın İNCE'm güller incinir.


LEYLA'YI

Bulamadım bir Leyla'yı ararım,
Sazım akort tutmaz yok ki kararım.
Gelene gidene yari sorarım,
Bulamadım o Leyla'yı nideyim.

Leyla'yı bulanlar mevla'ya erer,
Sarılır yarine gülleri derer.
Dolanır çöllerde mecnun derbeder,
Bulamadım o Leyla'yı nideyim.

Yaradanı sevdim, sevdi yarattı,
Gafillere bu dünyayı dar etti.
Kendini gizledi, sırda sır etti,
Açamadım o sırları nideyim.

İNCE'yim de deli deli gezerim,
Bazı olur deryalarda yüzerim.
Senin aşkin ile sözler dizerim,
Dizemedim aşk ipine nideyim.




NE BİLSİN

Gönülde sevgiden seller akmayan,
aşkı muhabbeti nereden bilsin?
aşkın nişanını boyna takmayan,
gurbeti hasreti nereden bilsin?

sevdanın çölünde mecnun olmayan,
leyla'yı mevla'yı nereden bilsin.
gururla kibiri yele salmayan,
kamil insan nasıl nereden bilsin..

Yüzgeç olup deryalarda yüzmeyen,
denizi dalgayı nereden bilsin?
on sekiz bin alemleri gezmeyen,
Burak'ı, miracı nereden bilsin?

yeter İNCE sözü fazla uzatma,
arif olmayanlar sözü ne bilsin,
kendini kandırıp boşa aldatma,
kışı görmeyenler yazı ne bilsin??

22.10.1997 Kayseri/sabit ince



  NEVŞEHIR

Nevşehir, Nevşehir
İl'im Nevşehir.
İllerin içinde,
Gülüm Nevşehir.

Nevşehir, Nevşehir
Lale Nevşehir.
Sevdası başıma,
Bela Nevşehir.

Nevşehir, Nevşehir
Ne güzel şehir.
İllerin içinde,
Özel Nevşehir.

Nevşehir, Nevşehir
Çok özel şehir.
Muşkara eskidi,
Dedik Nevşehir.

Nevşehir, Nevşehir
Beli Nevşehir.
Şu INCE aşigin,
İli Nevşehir.


15.5.1995 - Kayseri


REFİK BAŞARAN

Şenolasin ürgüp diye,
Çağırdı refik başaran.
Dillerde söylensin diye,
Çağırdı refik başaran.
Ürgüplü diye anıldı,
Halkın gönlüne konuldu.
Öldü diyenler yanıldı,
Sağaldı refik başaran.
Gezdi gurbet ellerinde,
Mecnun ürgüp çöllerinde.
O,halkının dillerinde,
Ün aldı refik başaran.
Bindi kıratın terkine,
Sarıldı yattı kürküne,
Akan suların arkına,
Dem oldu refik başaran.
Yürü ürgüp yollarında,
Ahı kaldı kullarında,
Türkmenlerin kollarında,
Sır oldu refik başaran.
Taş plaktan sesi geldi,
Aşkin sevdasina yeldi,
İNCE'de dedesin bildi,
Pir oldu refik başaran

13/12/1998 kayseri



SEVDİĞİM Mİ VAR

Halimi ne bilsin yadlar yabanlar,
Ne için dizilmiş o çifte benler.
Bülbül gibi gülde figan edenler,
Benim gülden başka sevdigim mi var?

Sanırlar ki selvi boya hayranım,
O hüsnü güzele kurbandır canım.
Ateş harlandikça artar figanim,
Benim yarden başka sevdigim mi var?

İstemem cesadı, etle kemiği,
Attı kemendini, çaldı ilmeği.
Şikayet edemem kahbe felegi,
Benim aydan başka sevdigim mi var?

Yaralıda ciğerlerim yaralı,
Ben de sevdim o ceylanı, maralı.
Nazlı yar da hatırımı soralı,
Benim ondan başka sevdigim mi var?

Bir ateş düştü de yaniyor özüm,
Kimi soruyorsun a iki gözüm?
Kimse tanımaz ki güzel zümrüdüm,
Bir ankadan başka sevdigim mi var?

Boşa merak edip isim arama,
Doğrudur bir nazlı yarim var ama,
Saklarım onu da demem cihana,
İNCE Haktan başka sevdiğim mi var.

NOT:Bestelendi.



 YA ALİ

Ayrılık od'una yandım tutuştum,
Yanarım aşkına söndür ya Ali.
Gül cemalin için ummana düştüm,
Yönünü bize de döndür ya Ali.

Elestü bezminde ahdimiz vardı,
Yalansak pirime sordur ya Ali.
Medet ya Muhammed diye ağlardı,
Gözlerimden yaşi durur ya Ali.

Yedi iklim dört köşeyi aradim,
Gördüğüm Ademe sordum ya Ali.
On sekiz bin alemleri taradım,
Haydar'ım diye de sordum ya Ali.

İNCE'de yanmada aşkın narına ,
Ateşin cismimde kordur ya Ali.
Aşiklarin, sadiklarin nuruna,
Muhammed aşkina vardir ya Ali.

8.8.1995


YAVRULARIM

Sevgileri hale hale,
örmüş güzel yavrularım.
atamız yakmış meşale,
sönmesin hiç yavrularım.

güzel eserleri gördüm,
ben sizlerle gurur duydum.
ne güzeldir bilsen yurdum,
cennet misli yavrularım.

Serginizle gururluyum,
Türklüğümle onurluyum.
Fatihlerin torunuyum,
adım İnce yavrularım.

1 Kasım 1995 Kayseri Sabit İnce



YAŞIYOR O

Veysel dünyada gülmedi,
Benzeri aşik gelmedi.
Bilin ki Veysel ölmedi,
Canda, tende yaşiyor o.

Aşkin deryasinda gezdi,
Maddeyi, manada sezdi.
Kalp gözünden bade ezdi,
Bardaklardan taşiyor o.

Veysel çekilip oturmuş,
Ötelerden sır getirmiş.
Dertlere derman yetirmiş,
Telde şifa taşiyor o.

Her çiçekten balı almış,
Dünyaya bir Veysel gelmiş.
İnce'de gönülü vermiş,
Çağdan çağa aşıyor o.



ZAMANI VAR...

Gençliğinin kıymetini,
Bilir amma zamanı var.
Büyüğüne hürmetini,
Verir amma zamanı var.

Sağlığının değerini,
Dostlarını, severini,
Komutanı, yaverini,
Bulur amma zamanı var.

Gün gelince hamı yeter,
Elbet ektiğimiz biter.
Kurt da kuzu ile yatar,
Olur amma zamanı var.

Bülbül kavuşur gülüne,
Aşık saz alır eline,
Mecnun olan aşk çölüne,
Gelir amma zamanı var.

Kararan bakır kabını,
Saflar gasb olan hakkını,
Mazlum zalimden ahını,
Alır amma zamanı var.

İçtiğin şarabın tadın,
Bülbül misli bu feryadın,
İNCE o dört harfli adın,
Kalır amma zamanı var.

BESTELENDİ
23.4.1996
.

ZAVALLI BABAM

Dert ortağım haldaşımsın,
gideriken yoldaşımsın.
konuşan o dildaşımsın,
hey benim zavallı babam.

sırlar açık sırdaşımsın,
hem babam, arkadaşımsın.
ağacımda bir aşımsın,
hey benim zavallı babam.

Hem bülbülüm, hem gülümsün,
yedullah da vekilimsin.
çorak çölün zemzemisin,
içir hey zavallı babam.

Hem muhammed, hem Ali'sin,
hem velisin, hem delisin.
Hakkın bir gonca gülüsün,
açıl hey zavallı babam.

İnce yeter artık deme,
kimseye sırrını verme.
ifşa ederler Aleme,
hey benim zavallı babam

21/12/1994 Kayseri Sabit İnce



ZENGİNLİK

Akıl en büyük zenginlik,
Kıymetini bilirsen sen.
Ne kötüdür bilgisizlik,
Bilmediğin bilir isen.

dep büyük mirasındır,
Bırakıp gidebilirsen.
Sevgi senin parçandır,
Koparıp verebilirsen.

İlim maldan hayırlıdır,
Arayıp bulabilirsen.
İlim sana muhafızdır,
Bilgiyi sevebilirsen.

Mal vermekle azalır,
Kıyıp da verebilirsen.
İlim durmadan çoğalır,
Karını bilebilirsen.

Mal yenilir, insan biter,
Farkında olabilirsen.
İNCE dediklerin yeter,
Faydalı olabilirsen.

17.8.1996-Kayseri/Sabit İnce



ŞİİRLERİNİZ