RASİM KÖROĞLU





Mart 1953 tarihinde Eskişehir ili, Beylikova ilçesi, Halilbağı köyünde dünyaya geldi. 1974 yılında Ankara Ilköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Öğretmenliği sırasında. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Eğitim Ön lisans bölümünü bitirdi.25 yıl sınıf öğretmeni olarak çalıştıktan sonra Şubat 2000 tarihinde kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. . Aşık Edebiyatı üzerine araştırma ve incelemeler yaptı.. Bir yerel televizyonda "Aşıklar Sohbeti" adı altında programlar yaptı. Bir çok il ve ilçelerde yapılan aşıklar programlarına katıldı.Osmanlı’nın kuruluşunun 700. yılı kutlamalarındaki Aşıklar programı dahil bir çok Aşıklar Programını yönetti. Ulusal televizyonlarda çesitli programlara katıldı. Şiirleri birçok gazete ve dergilerde yayınlandı, çeşitli araştırma ve inceleme kitaplarında taşlama ve yergiye örnek olarak verildi. 36.Konya Aşıklar Bayramı’nda Mizahi Şiir Dalında birincilik ödülü başta olmak üzere bir çok yarışmalarda birincilik dahil çesitli ödüller aldı. KÖRÜN TAŞI (TAŞLAMALAR) Şiir Kitabı 1999 Yılında yayınlandı




AŞÇI Neler neler geçti bu garip baştan , Dul kalınca yüzüm gülmedi gitti , Kesildim ekmekten,kesildim aştan, Karnım tıka basa dolmadı gitti. Kap kacak aradım durdum mutfakta, Menemen pişirdim çinko tabakta, Yumurta yapıştı,biber ayakta, Domates suyunu salmadı gitti. Kompir aldım şöyle koca tas gibi, İnce ince kıydım onu süs gibi, Patates yağının sanki küs gibi, İkisi yan yana gelmedi gitti. Vurunca tokmağı kırdım havanı, Fırladı sarımsak deldi tavanı, Cücüklettim iki çuval soğanı, Evde sebze meyve kalmadı gitti. Sever idim canlı balık işini, Tava elde bekler iken leşini, Oynattı kuyruğu dikti başını, İnat etti hınzır ölmedi gitti. Aşure pişirmek aklıma esti, İki kaşık yiyen bir hafta kustu, Verdiğim komşular selamı kesti, Kimseler kapımı çalmadı gitti. Yiyince hormonu değişti huyu, Bir çilek doyurdu koskoca köyü, Dolapta uzadı hıyarın boyu, Bu işleri aklım almadı gitti. Ateşte durdukça imambayıldı, Patlıcan toplandı kıyma yayıldı, Rasimim dünyada namım duyuldu, Üzerime aşçı gelmedi gitti. Rasim KÖROĞLU

ARABA Biz de bir araba almadan önce, Özenir herkese bakar giderdik. Kim derdi ki hemen alıverince, Garip başımızı yakar giderdik. Çocuklar ittirir, hanım çekerdi, Konu komşu çıkar, seyre bakardı, Benzini bitince yağı yakardı, Dumanı havaya diker giderdik. Arada sırada basarsa marşı, Sesinden ayağa kalkardı çarşı, Kurulup içine ellere karşı, Kasıla kasıla çeker giderdik. Arıza yapınca verirdik tehir, Uçmadık ne dere kaldı ne nehir, Zindana dönerdi koskoca şehir, Vurunca direği yıkar giderdik. Yollara düşerdik sabah ezanı, Pikniğe varırdık yatsı zamanı, Lastiklerin yoktu dini,imanı, Günde üç beş kere söker giderdik. Rampayı inerken benzerdi kuşa, Dolardık içine eğlene, coşa, Hanımı çekmezdi vursak yokuşa, Gahi evli gahi bekar giderdik. Vurdukça, çarptıkça boyardık onu, Üzerinde vardı her rengin tonu, Dönmezdi arada direksiyonu, Yoldan şarampole çıkar giderdik. Delik deşik idi altının sacı, Yerlere değerdi ayağın ucu, Kaç kere düşmüştü içinden bacı, Yolcuyu yollara döker giderdik. Eskiydi koltuğun çulu çaputu, Rüzgarda uçardı hep ön kaputu, Sanırsın mübarek müzikli kutu, Sesinden kulağı tıkar giderdik. Evden sanayiye zar zor varırdı , Nerde usta görse, orda dururdu, Çırak kızar, kalfa çekiç vururdu, Sağlam kalan yeri büker giderdik. Sermayeyi sardık ala kediye, Almazdı kimseler, etsek hediye, Rasim der ki nazar değmesin diye, Her yanına boncuk takar giderdik. Rasim KÖROĞLU

BOŞADI Çürük Ahmet otuz iki avradı, Kandırıp üst üste aldı boşadı, Daha ilk celsede işi kavradı, Hepsine bir sebep buldu boşadı. Kırk kapıya dünür gitti nenesi, Otuzunda avrat gördü sinesi, Düşük çıktı Döne Kız’ın çenesi, Dırdırdan usandı, yıldı boşadı. Neriman kör idi, Ayşe sağırdı, Necmiye' nin eli biraz ağırdı, Kezban geldiği gün ikiz doğurdu, Bak şu işe dedi, güldü boşadı. Televizyon, radyo kendine kaldı, Yatağı, yorganı Fadime aldı, Sıra yerde duran halıya geldi, Onu da ikiye böldü boşadı. Saymakla biter mi kâfir'in suçu, İmam nikahlıydı avradın üçü, Sarılıp giderken Ayten'in göçü, Ardından teneke çaldı boşadı. Hacıdan getirdi güzel Serap'ı Veresiye aldı gidip şarabı, Canından bezdirmek için arabı, İçip içip eve geldi boşadı. Türlü derdi çeker iken Nezahat, Üzerine kuma geldi Sebahat, Üzülmedi öldü diye Nebahat, İki rekat namaz kıldı boşadı. Bir şarkıcı kadın almıştı bardan, Bütün köylü bıktı cazdan, gitardan, Şikayet gelince Koca Muhtar'dan, Babasına haber saldı boşadı. Avrupa'da geçti sekiz, on ayı, Bir Alman kocadan aldı Helga'yı, Ondan da kaçırdı Süleyman Dayı, Elleri böğründe kaldı boşadı. Böyle evlat olmaz ben gibi erden, Diyerek fırladı olduğu yerden, Kopyalamış dedi komşu Ömer'den, Hacer'in suçunu bildi boşadı. Nikah memurunun canına yetti, İlçede evlenme cüzdanı bitti, Beşini nikahsız idare etti, Hepsini gönlünden sildi boşadı. Dokuz avrat daha aldı sırayı, Rasim der ki, O da buldu belayı, Boşayamaz denen Cadı Nuray'ı, İnat için kendi öldü boşadı. Rasim KÖROĞLU

BİTTİ BİTECEK Evde çıktı iki meydan savaşı, Biri bitti, biri bitti bitecek. Gelinle kaynana tuttu güreşi, Biri yattı, biri yattı yatacak. Ben de duyamadım sözün başını, Gıcırdattı anam sıktı dişini, Yerden kalkmayan o eğri kaşını, Biri çattı, biri çattı çatacak. Havayı sarınca savaş kokusu, Başladı hanımın kuru sıkısı. Denizli horozu gibi ikisi, Biri öttü, biri öttü ötecek Aracının dayak yemek kaderi, Ara yere saldık yine pederi, Garibi ortada ileri, geri, Biri itti, biri itti itecek. Çekilmiyor bunların gayri kahiri, Terk eylesem derim köyü, şehiri, Gizlice yemeğe fare zehiri, Biri kattı, biri kattı katacak. Ben giderim odun ile kömüre, İkisi de bakmaz aşa, hamura, İtişe kakışa varıp çamura, Biri battı, biri battı batacak. Kim demiş hanımın gözleri şaşı, Üç yerden yarıldı anamın başı, Gördünüz attığı son iki taşı, Biri tuttu, biri tuttu tutacak. Adım Rasim, ben de attım havamı, Zor aldım elinden bakır tavamı, Karakolda biter maçın devamı, Biri gitti, biri gitti gidecek. Rasim KÖROĞLU

DELİ GİBİ SEVİYOM Nice şair şiir yazmış eşine, Ben de yazdım gider diye hoşuna, Yazmam herkes gibi boşu boşuna, Dolu gibi seviyom kız ben seni. Akılsız başımı salınca aşka, Nasıl da kuruldun kalpteki köşke, Kim sever ki seni deliden başka, Deli gibi seviyom kız ben seni. Bilmem öyle canı nerde bulayım, İstersin ki her gün kurban olayım, Kurban ettin, nasıl canlı kalayım, Ölü gibi seviyom kız ben seni. Vura vura silktin benim tozumu, Sen vurdukça güleç tuttum yüzümü, Bünyan'da dokutmuş felek bezimi, Halı gibi seviyom kız ben seni. Serveti yok bende zenginle, şahın, Kesilir yokluktan evde iflahın, Hani, nasıl derler ya, bir Allah'ın Kulu gibi seviyom kız ben seni. Yoruldu dillerim, kurudu boğaz, Bağırtma Rasim'i gel avaz avaz, Birimiz Köroğlu, birimiz Ayvaz, Bolu gibi seviyom kız ben seni. Rasim Köroğlu

DÜRZÜ Ağlattığın için yetimi, dulu, Senin de yüzün hiçgülmesin dürzü, Görmesin ceplerin parayı pulu, Delinsin dipleri dolmasın dürzü. Malını, mülkünü kumarda satsın, Briçte kazansın pokerde batsın, Kafelerde gezsin, otelde yatsın, Avradın evine gelmesin dürzü. Her gün sabah banyo yapıp süt'ünen, Dolaşsın çarşıyı elde it'inen, Koca arasın hep internet'inen, Kızını kimseler almasın dürzü. Sokmasın işini felek ayara, Söz geçmesin oğlun denen hıyara, Virüs girsin evde bilgisayara, İçinde program kalmasın dürzü. Telefonda sapık biri arasın, Kapatır kapatmaz geri arasın, Hiç ara vermesin seri arasın, Gözlerin uykuya dalmasın dürzü. Etrafını sarsın bütün arsızlar, Kredi kartını çalsın hırsızlar, Senin gibisine yürek mi sızlar, Dostların derdini bölmesin dürzü. Sen dururken niye garibi tutsun, Dilerim Hindistan Gribi tutsun, Tedavi edecek tabibi tutsun Derdinin dermanı olmasın dürzü. Defterini tutan deyyus saf çıksın, Vergi kaçakçısı diye laf çıksın, Ne taksit yapsınlar ne de af çıksın, Maliye borcunu silmesin dürzü Hastalık imamı yatağa tıksın, Müezzin senelik izine çıksın, Musalla taşını ürüzgar yıksın, Kimse namazını kılmasın dürzü. Rasim sana derin bir mezar açsın, Onun da altından fay hattı geçsin, Her sene sallansın, her sene göçsün, Arayan kabrini bulmasın dürzü. Rasim KÖROĞLU

FUTBOL Her kime sorarsam hali, hatırı, Sohbeti futboldan açıp gidiyor. Konuşmuyom diye toptan ötürü, Usulca yanımda kaçıp gidiyor. Dedem de kapıldı topun şerrine, Bizim kaptan diyor, hafız birine, Giydi kramponu mesin yerine, Namazda secdeye uçup gidiyor. Fenerli çıkınca dünürcü başı, Suya düştü bizim dünürlük işi, Tutuyormuş meğer kız Beşiktaş'ı, Kocayı kulüpten seçip gidiyor. Günlerce önceden alındı bilet, Deplasman maçına gidecek velet, Karneyi sorarsan tam bir rezalet, Sınıfını zar zor geçip gidiyor. Cimbomlu bant takıp beyaz saçına, Götürdük ninemi kupa maçına, Futbolun sevdası düştü içine, Her hafta stada kaçıp gidiyor. Gel de, serserinin kızma haline, Bilemiş satırı sokmuş beline, Su dökemez değme kasap eline, Irakip takımı biçip gidiyor. Doğunca nur topu gibi bir uşak, Koydular adını Benjamin Toşak, Futbolcu vesselam şu bizim kuşak, Şampiyonluk andı içip gidiyor. Maçtan sonra çıkmam, ben, balkonuma, Kaçırdım korkudan geçen donuma, Kastı var galiba tatlı canıma, Etrafa kurşunu saçıp gidiyor. Hele bakın dostlar şunun tipine, Göbek dönmüş, büyük aygaz tüpüne, Değmeden ayağı futbol topuna, Rasim, bu dünyadan göçüp gidiyor. Rasim KÖROĞLU

HAKK’A DİLEKÇE ( ŞATHİYE) Dul gezdirme Tanrım gel bu garibi, Çektiğim çileyi görüver gitsin. Boşuna yazdırma bana şiiri, İçimdeki sırra eriver gitsin. Hatam nedir sana taptım tapalı, Bilmem ki kısmetim niye kapalı, Sakın yazma bana eli sopalı, Onu kılıbığa veriver gitsin. Bir göz at hele bak şu defterine, Güzeli yazmışsın hödük birine, Kaydırıp da beni onun yerine, Çektiğim çileyi görüver gitsin. Benim malım mülküm çok diyenlerin, Sırtım pek, karnım da tok diyenlerin, Kocaya ihtiyaç yok diyenlerin, Hemen defterini dürüver gitsin. Danışsın müftüye, sorsun imama, Varması sevaptır dul bir adama, Varmam diyeni sen bilirsin amma, Bence cehenneme sürüver gitsin. Kesilmezse Hacı Hasan’ın hızı, Bitirecek bütün gelini, kızı, Açıkta koymadan o hınzır bizi, Başına bir çorap örüver gitsin. Süsleyip yüzünü takıp peruğu, Kazıklama bana çürük çarığı, Ben neyleyim evde kalan moruğu, Onun turşusunu kuruver gitsin. Ahirette bari düşmeyim dara, Üç beş huri ayır koy bir kenara, Doksanı geçince yaşım bir ara, Rasim’i kefene sarıver gitsin. Rasim KÖROĞLU

ORGAN NAKLİ Akıl ermez oldu tıptaki hıza, Buluşlar peş peşe geldi de geldi, Söz geçmiyor artık oğlana, kıza, Hepsi bir acayip oldu da geldi. Gelmesin kimsenin bir şey aklına, Ben de taraftarım organ nakline, Nice vücut girip robot şekline, Kefeni ucundan deldi de geldi. Boşuna mı Hacı Bey'in tasası, Delinmiş cepleri, bomboş kasası, On milyarı geçmiş safra kesesi, Sekize Arap'tan buldu da geldi. Kandırmışlar bizim komşu salağı, Ciğer almış, üste verip dalağı, Ninemin sattığı sağır kulağı, Ucuz buldum diye aldı da geldi. Bağırsağın çıkmış türlü türlüsü, Gavurdan mı geldi dedim kirlisi, Yemin etti, billah dedi yerlisi, Bir parça numune böldü de geldi. Hırsız Ali böbrek almış, eşi yok, İçinde bir tane bile taşı yok, Faturası kayıp dedi, fişi yok, Herhalde tezgahtan çaldı da geldi. İcradan kurtarmak için kaynını, Satmış derler Öküz Ahmet beynini, Bit pazarında gördüm zira aynını, Görünce yanıma bildi de geldi. Çekik olur diye gözün Japon'u, Gazeteden aldı kesip kuponu, Kırık kola dökmek için betonu, Gidip Almanya'da kaldı da geldi. Olunmaz ecelle dava içinde, Geldi, geçti ömrüm hava içinde, Bulunan binlerce deva içine, Şaşırdı şu Rasim öldü de geldi. Rasim KÖROĞLU

SOSYETE SOFRASI Kurulmuş masalar sosyete işi, Her gelen oturdu binbir poz ile, Olsaydı ortada anamın aşı, Doyardı şu karnım belki haz ile. Bir sohbet başladı şubattan, marttan, Konçerto dinledik Bach'dan, Mozart'tan, Hiç haberim yoktu böyle bir şarttan, Yenirmiş yemekler meğer caz ile. Bıçaklar sağ ele, çatallar sola, İcat edenlerin gözü kör ola, Her lokmadan sonra bir saat mola, Kimsenin işi yok burda hız ile. Çatalın ucuyla aldı tabaktan, Silmedi boyayı pembe dudaktan, Değmeden geçirdi dilden, damaktan, Hap yutuyor sanki hanım doz ile. Boğazım yandı da dilim küçüldü, Sinirler gerildi, damar açıldı, Gözlerimden sanki ateş saçıldı, Yutunca viskiyi birden buz ile. Keser iken kucak kucak odunu, Kesemedim burda tavuk budunu, Dalga geçti erkek ile kadını, Dürtüp birbirine şöyle diz ile. Rasim der ki, beni kimler getirdi, Ben yemedim, yemek beni bitirdi, Bütün kazancımı aldı götürdü, Ödenmezmiş hesap burda az ile. Rasim KÖROĞLU


ŞİİRLERİNİZ