ÖNCEL İPEKCİ





TATLILIKLAR ... 

1962 Yılında Başkentte Doğmuşum. 

O Beni Bitiremeden Ben O'nu Bitirdim ve İşletme Fakültesinden Bir Diploma edindim,1985. 

Evet, "Yazarak Yaratmak" Benim İçin En Güzel Zevk. Hayır, Daha da Öte, "Bir Yaşam Biçimi". "Şiirimsi"ler Yazıyorum" Yerine "Şiirimsi Yaşıyorum" Demeyi Yeğliyorum. 

Beni, bu duygu ve düşüncelere yönlendirerek "şiirimsi" lerimi yazmama neden olan tüm ekonomik, politik, sosyolojik ve psikolojik etmenlere, kitap taslaklarımı incelemeden yayıma değer bulmayanlara, özellikle, sevmeyi, paylaşmayı beceremeyenlere teşekkür ediyorum. Bedri Hoca'm Size düşen elma, kocaman bir şeker kutusuna sığdırmaya çalıştığım "Şükran". 

Elbette "O"na da. Kim ! ve Nerede ! ise. 
 
 

Öncel İPEKÇİ









GÖMÜ

Zenginlik …
Özrün,
Dilenmeye başladığı gündür.



SUS Çok ince bir çizgi var Dudaklarının arasında Açılıp kapandıkça Gidip geliniyor Ölümle          yaşam                   arasında.

ZEVKLE Kıskanmam bile Sana zor geliyor Sakınmak seni Başka dillerden gözlerden Belki sıkar Bu bil ki Sevgimden Keşke sen de beni sevgiden Sıkıp öldürsen Geldim ! derim kapıda Öbür tarafta Ben sevginin sonucuyum Öldürüldüm doyasıya ...

AŞK MEŞK VESAİRE Kalbini yerinden çıkaracak gibi Kimlerden gizli yaşanacak gibi Seni herkesten kaçıracak gibi Yaşadığın AŞK olsa gerek Gözlerin yağmurda saçak gibi Sevdiğin senden kaçak gibi Kalbin yanar ocak gibi Yaşadığın MEŞK olmasa gerek Sevdiğin çölde serap gibi Elinde kaldı bak kum gibi Hatırlarsın dün gibi Yaşadığına VESAİRE demek gerek.

GÜL Ağlamadım uzun süredir Gülmek zevksiz leşti artık Ağlamak istiyorum Gülmeyi yeniden tatmayı Ağlıyorum ve bilmiyordum Gülmek için ağlamanın Bu kadar güzel olduğunu Ağla ağla ve gül Gülün dikeni gözyaşı Yük taşı ağla Mezar taşı ! ağla Ve gül çocuk Çünkü sen de ağladın doğduğunda Sanma savdın sıranı Bir gülücük adına ağlayacaksın ömür boyunca Sonunda güldürmek için başkalarını Ağlayanlar bırakacaksın ardında.

OLMAZ Kİ ! Kar yağsa Soğuk olmasa, Güneşte Hava serin olsa, Ne kadar ikircikli İnsan İster her şeyi Beraber, Ama gülünmez ki yasta.

CAN SİMİDİ KALBİNİZDE İşte sevgimiz Sanki deniz Dal ... çık ... Bat ve öl Ne güzel ! Onunla dolunca Geniz.

Kör ve Sağır Olmayı Zevk Edinenlere Her Dilde ... Paylaşamadınız koca dünyayı Her gün yürür sınır telleri Vermeyecekseniz eğer Koparmayın çiçekleri Duymaz mısınız içli ağıtları Her gün ağlar yağmur bulutları Ulaşıp sevişmek ister Tutmayın uçurtmaları Silahlar yaksın elinizi Tanıştırın artık "BARIŞ"la dilinizi Gülüp oynamak ister Salın çocukları Vurmayın umutları Artık vurmayın umutları ... ZHer Katliama Lanetle ... "Bosna Zamanı" "Nermin'e"

OLMAYAN SAYGI VERİNCE KAYGI Her On Kasım, Bayram sabahının heyecanı Erken kaldırır, Geçmek bilmez zaman Dokuzu doğurtur kalbim, Taa ki ... Beşi geçtiği an. Dur biraz, Yılda bir, bir dakika, bir an Ne olur dur ! Düşmanın olsa Göstermen gereken saygıdır Beynini körlüğü yarınlara kaygıdır. Dur, dur biraz ve dinle ! Ne derin bir sessizlik var Sirenlerin içinde. Saygının verdiği huzur Hisset güzel bir duygudur, O anda duranların değil Yürüyenlerin ki uykudur.

TEKLİF Sözlerin, şeker. Konuş, ben tatlı severim. Çay gibi Aklımı karıştırıyor, Fırtınalar koparıyorsun Bir bardak yüreğimde, Kaşık ... Düşmanım olur musun !

NE OLUR Bir kez olsun Gelir misin ! Görmezlikten.

SERVİS Kendi başına Tenis oynamak sevdam ... Bir o ...! Bir bu yana Döndüren başını gülen seyircim var.

KUĞULU Ah ! Kuğulu Ne büyüklük taslardım Parkında Çekilirdi herkes Suyu hep ilk içerdim Çeşmenin başında Yürümüş ... Yorulmuş ... Susamışım ! Ayaklarım bir adım geride Küçükleri ... Gençleri ... beklemede Su bilirdim seni Akıp giden ... zamanmışsın

SEZ ONLARI Tanıyalı seni Kaç mevsim değişti ... İlkbahar Yazbahar Sonbahar Kışbahar

SÖZE GELDİK ASILMAYIN ! Onlara hiç yakışmayan elbise İdeallerinden dokunan Duygularından biçilen Gençliklerinden düğümlü Nefesleri kesen Giydikleri hükümdü ...

HANİ Terk ederim ! derdin Benim için her şeyi Anladım ! Her şeyin mişim.

KUR YİNE Öznendim Devrik olsa da Cümlenin Kim’ e yanıt Sonucu kabahatin … bana Yüklemini özledim.

YAP BOZ Bir parça vardır İçinde Bütünleş sen de ...

MAHZEN Şarap açtık Bir gece Muhabbete Bilmem … kaç yıllık Kendi yetmedi Yaşı da Gelecektik … Geçmişe daldık

İŞÇİ BEYOĞLU Çıktık Sahne’ye İki kişi Dolandık İstiklal’e çıkan Tüm sokaklarında Bitirdik üç midye Bir pilaki Balık Pazarı’ndaydık Perde kapandığında Ne mi içtik ! hiç sorma

RÜZGAR KANATLI SEVDAMA … Bildiğim tüm duaları ettim Yakardım Tanrı’ma Sadece sevgimi bilsin diye Uçuşan kuşlardan Kaldı Ayak izlerim Yeni Cami merdivenlerinde

DÜĞÜMLÜ Boğaz … En büyük derdimiz Sen geçenlerden Biz geçmeyenlerden mustaribiz …

HER GEÇİŞTE Kız Kulesi ! Unutamadığım İlk okul defteri Arkasında resmi Genç bir kız uzanmış … Meyva dolu tepsi Bir de hikayesi … Çocukluk işte İlk sorduğum; - Bu kadar büyük mü olur elma kurtlarının hepsi !

ŞİİRLERİNİZ