İLHAMİ ARSLANTAŞ





1960 Yılında Sivasın Kangal ilçesine bağlı etyemez köyünde doğdum. yaklaşık 34 yıldır istanbulda yaşamaktayım, orta öğrenimimden sonra okuyamadım ancak hayat gerekenleri yaşadığım mücadeler içinde öğretti diye düşünüyorum.
Şu anda bir çok dergide şiirlerim yayınlanmata ve bir çok antolojide yer aldı bunun dışında KALEMİN TERİ isimli kitabım var ayrıca Halk Kültürü ve ozanları geliştirme dayanışma derneğinin kurucusu ve başkanlığını yapmaktayım ''son sözü şiirler söyler'' söylediğimden çok, söyleyeceğiniz daha çok önemlidir çünkü taktiri halk verir saygılarımla.








EMEKLİ KUYRUK ÇİLESİ

Emekli oldum da noldu Pakize ?
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
Sabahın dördünden akşam sekize
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi

Ayak üstü durmak yaşlıya amut
Ankara unuttu gel sende unut
Kar altında kaldı, şubatta umut
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi

Derinleşir oldu günbegün yara
İnsan mı değerli yoksa ki para
Beş yüz kişi kuyruk önümde sıra
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi

Sıcak potalarda maden erittim
Alevin içinde gözüm kör ettim
Lokmalar gitmiyor ümükte bittim
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi

Zengin eden bendim beylere araç
Kundura yapan ben sayacı saraç
Bizden vergi diye alınmış haraç
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi

Der İlhami vurdu dünya vurgunu
Biz ormandık beyler ağaç sürgünü
Devlet de onlara yonttu her günü
Ömrümü bitirdi kuyruk çilesi
.................. Ah…! Pakize ah…! Açma yaramı…
Gözümü kör edenlerin gözü kör olsun...NE DEYİM BAŞKA...?

Not: Birlikte emekli kuyruğunda beklediğim sırada,
yaşlıların sohbeti arasındaki serzenişlerini dile getirdim.



ALACAKARANLIK BİR UMUT Ey ..! Mavi gözlü yorgun bulut Çökme üstüme üstüme Derdin ağlamaksa git Susayan topraklara Yanan yüreklere Kuruyan başaklara git Açtır yoksulun göğsünde umut Beni kendime bırakıp öyle git Var git Kanatma kabuk bağlamış acılarımı Bölme gecemi ikiye Hiç olmazsa Dörtte bir mutluluk bırak Bu gün Canımın bölündüğü gün Katlama acımı dörde Evet sen.. Kendi derdine ağlıyorsun Biliyorum Seninde Bağrında şimşekler çakmış Daha en başında baharının Parçalanmış umutların Ama hiç değilse sen Ağlıyorsun Oysa benim gözlerimin Ağlamaktan kurumuş gözeleri Var git ne olur Bana hiç değilse Birkaç renk sevda bırak Ya da kim bilir Alacakaranlık bir umut

İNSAN Oturup şöyle bir düşün dünyayı, Gerçekten dünyaya yansıt aynayı, Hele bir gör şu mükemmel binayı, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Daha kundağında ses verir sese, Gülücükler atar anne gel dese, Mutluktur,hazdır aldığın buse, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Onsuz düşünülmez dünyada hayat, Aklıyla haslolur her türlü icat, Onunla dengeye girer tabiat, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Mekânlar keşfedip ülkeler kuran, cevher yüklü aklı ,fikrini yoran, Kendi yarasını kendisi saran, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Uzayı keşfetmiş bilginin feri, Çeliği eritmiş alnının teri, Canlılar içinde müstesna yeri, Evrenin kuruluş harcıdır insan. İçinde mevcuttur her şeyin rengi, Emeğiyle anlam bulur bu döngü, Hiç bir varlık onun olamaz dengi, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Doğruyu yanlışı ayırt ederek, Ehil elleriyle ilmi güderek, Aklıyla sırları çözmüş giderek, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Değişmez kanundur aldığın feyiz, Biz köşe taşıyız ,ekmeğiz,suyuz, Bir kez düşününüz ne olduk neyiz, Evrenin kuruluş harcıdır insan. Der İlhami kötülüğü bilerse, Nasıl ki ozonu gazla delerse, İnanın doğruyu yapar dilerse, Evrenin kuruluş harcıdır insan.

BULAMADIM Ben neler kazandım, kaybettim neler, Sevginin tadında bal bulamadım. Çok gönüller gezdim,gördüm de neler, Yüreğim yetecek hâl bulamadım. Bazı dolu geçti bazı boş günüm, Gözüme fer oldu bu güne dünüm, Bu günden peyledim yarınki yönüm, Elimden tutsalar kol bulamadım. Verdim olanımı özde kârımı, Kendime sakladım ahu zarımı, Paylaştım yürekten ayva, narımı, Sonra tutunacak dal dulamadım. Gönüller feth ettim gönüller aldım, Bazı zaman uçsuz ummana daldım, İçinde sadakat olanda kaldım, Ummanda yüzecek sal bulamadım. Şefkatten artanı sevgiye kattım, Harmanladım onu içimde tuttum, Dünya döner iken ben demir attım, Cennete gidecek yol bulamadım. Tek bir aşk yaşadım eşimi sevdim, Gayretle çalıştım işimi sevdim, Üç fidan yetirdim beşini, sevdim, Gülü sulayacak el bulamadım. Kurdum saatimi kâr oldu zaman, Kimin ehil gördüm kimisin yaman, Her zaman cahilden dedim elaman, Fikrimi diyecek el bulamadım. Kendimi tanıdım varlığım hakmış, Bazı yerde eksik kaldığım çokmuş, Varsın olsun büyük varlığım yokmuş, Vicdan yıkmayacak mal bulamadım. İlhami yim dostu sevdim sevildim, Minnet duydum sevgisine eğildim, Bunca yıldır çağlasam da duruldum, Bir sahip çıkacak kul bulamadım.

ŞEHRİBAN Bu vatana canı verdik can için Umudumuz küle düştü şehriban Karlar yağdı amaçların üstüne Göz yaşımız tüle düştü şehriban Tuttu cahil sokaklarda başımız Taşa vurdu mutluluktu düşümüz Bırakmıyor kör cehalet peşimiz Bedenimiz ele düştü şehriban Kahrolmuşuz yalan,dolan al ile Millet sustu bir parmaklık bal ile Kavgadayım yarım beden kol ile Ayağımız çöle düştü şehriban Geçirmek zor bunca ömür yılını Ben neyleyim millet kesti dalını Gelen soydu hep fukara malını Bu seferde file düştük şehriban Kötülüğe boyun eğdi velimiz Hak etsede istemedi dilimiz Akıllandı paragözlü delimiz Ekmek diye yala düştük şehriban Koca şehir yuttu bizi varoşla Onurumuz çöpe gitti faraşla Öte yanda Sivas, Çorum, Maraşla Bu ülkede züle düştük şehriban Öz vatanda kurda kuşa yem olduk Yıllanarak derdimizle dem olduk Dillerimiz döndüğü an mim olduk Ekmeğine köle düştük şehriban Der ilhami işte böyle halimiz Elde copla göbek attı dölümüz Yüzde seksen vergi oldu malımız Bohça elde yola düştük şehriban mektup)

KIZIMA ALTIN ÖĞÜTLER Dinle kızım gençlik insanda cila Öğüt dinle tamah etme her kula Öğür olma bir musibet bin bela Dost görünen nice düşman var kızım Tatlı söze bel bağlama pek sakın Oku öğren yavan kalmasın çıkın Bilgi demek en iyi dosttan yakın Kâğıt kalem al yaranı sar kızım Nicesi var çarkın döndürür gider Kimisi var ocak söndürür gider Vaat verir seni kandırır gider Bilgin varsa çözülür bu sır kızım Hizmet et toprağa döşüren olma Saadet aşını taşıran olma Kendini alçaltıp düşüren olma Hâl bilmezin dil yarası zor kızım Giden zaman dönmez geri çağırsan Duymaz seni avaz avaz bağırsan Huzur gelmez vicdanına sağırsan Doğrulara doğru aklın yor kızım Hatır kırma onu yapmak güç olur Hatalardan dönmek bazen geç olur Gönül boşsa insan gözü aç olur Bilmediğin bir bilene sor kızım Kültürün al hep sevesin vatanı Zorda koma canın anan atanı Cehaletin girdabına batanı Çıkaramaz okumayan kör kızım Der ilhami can yoldaşın erine Hiçbir şeyi koyma onun yerine Sakın ola gitme gönül körüne Eteğini bir kâmile ser kızım Cahillerin dağarcığı dar kızım ''ULUSUMUN BÜTÜN EVLATLARINA İTHAF OLUNUR''

PARA Kılığı düzeltip adam saydıran Müşkülleri bir cevize sığdıran Kimisini insanlıktan caydıran Kimine din ile imandır para Menfaatçi onun ile can bulur Eşdeğerdir onur paradır gurur Parayı görünce insafı kurur Kimine merhamet vicdandır para Her türlü keramet parada sanır Can çekişse dostu parayı tanır Hatırı uğruna hatta can alır Ona candan öte bir candır para Kimini yüceltir şaha kaldırır Yokluğunda fukarayı yıldırır Kimisini ipten bile aldırır Kimine adalet kanundur para İlhami der hiç birine kanmayın Para ile onur buldum sanmayın Varlığına yokluğuna yanmayın Bana göre büyük düşmandır para

YILDIZI TETİKLEMEK ..........Ferhat Gülsün’e ithaf bir el tutmuştum sıcacık, soğuk, palandöken omuzlarında. devasa ışık vardı gözlerinde. sıcacık bir yürek, bir mavi umut, yüzünde tebessüm ve özgürlük türküsüydü gülen dudaklarında… salt ve alıngan... .............sahi diyorum ha..! bak…! neler oluyor insanda tetiklenince yürek ölümsüz, dizeler oluyor ebediyete… ............ alları eksik olmasın dudağında sevginin. yoksa, sevemezsin, öpemezsin maviyi sevmeyi sevsen bile. Not: Geleceğin yıldızı, yiğit öğretmen

SANAT SANAT İÇİN Mİ ? Yalın kılıç üstüme geliyor ilham sıfır dört sularında hapsimi sorguluyor gece mahkemesinde. utangaç boynumu bükerek dudağımda ıslanmış satırlara düşüyor buruk cümleler ve bazı göz yaşı bazı hüzün bazende umut buketleriyle ama çoğu zaman üstüme geliyor ilham yalın kılıç aklıma çatkapı girip sıfır dört sularında sızlatıyor vicdanımı ? insanı insan eden değerler çiğnenirken vicdanım sorgula ve sorgulat diyor hayatı yoksa neden sızlasındı ki vicdan ? '' sanat sanat içinse'' "SANAT TOPLUM İÇİNDİR"

SEVGİDEN GEÇER YOLUMUZ Sevgiden geçer yolumuz, Hem el veririz hem omuz, Onunla huzur bukluruz, Şiarımız sevgi bizim. Sözümüz doğruya doğru, Yönümüz insana doğru. Canımız sarar cananı, Yürekte tahtı revanı, Her dem yüceltir insanı, Şiarımız sevgi bizim. Sözümüz doğruya doğru, Yönümüz insana doğru. Seven kalbe sevgi akar, Kalp şimşekten hızlı çakar, Gönüllere inci takar, Şiarımız sevgi bizim. Sözümüz doğruya doğru, yönümüz insana doğru. İlhami der sev gönülden, Dilimiz söyler her dilden, Sevgi topla yetmiş ilden, Şiarımız sevgi bizim. . Sözümüz doğruya doğru Yönümüz insana doğru. BÜYÜK ULUSUMUZUN VE ÖĞRETMENLERİMİZİN BU GÜZEL GÜNÜNÜ KUTLUYOR. SAYGILARIMI SUNUYORUM İlhami Arslantaş

MEĞERSE Onca yıl mutluluk peşinde koştum Saadet şişesi boşmuş meğerse Dağları devirdim yokuşlar aştım Aşıkların bahtı kışmış meğerse Sevdim yıllar yılı mecnuna döndüm Ateştim volkandım kor idim söndüm Bir anda yağmurla boranla dindim Bağrıma bastığım taşmış meğerse Ne gülüp dünyada murada erdim Ne kurtulmak için bu canı verdim Çıramı söndürdü şu gönül derdim Ömür yarı yalan düşmüş meğerse Çalma dedim gayri gönül telinden Kurtulayım o muhanet dilinden Geçilmezdi gözüm coşkun selinden Yüreğim dert ile pişmiş meğerse Yanarsın narınla sen bir çölmüsün Gözesi kuruyan acı gölmüsün İlhami açmazdın derdin cümlesin Bir kalem derdini deşmiş meğerse

SAĞANAK Sen kısrağı sağarken Rakı şişelerine O ağıtlar sağdı Sağanak gözleriden Her damlada bir umut Her umutta özgürlük Sen uyurken Sıcak yatağında O buzlar Kırdığın şişeler Ve Dikenler üstündeydi Aynı şafak Göz yaşlarıyla ağardı Ağardı ufak ufak Sen kısrağı sağarken Rakı şişelerine O ağıtlar sağdı Sağanak gözleriden Her damlada bir umut Her umutta özgürlük Ne çetin kışlar Titreyen kuşlar vardı O ıssız sokaklarda O soğukta O karanlık gecelerde Sen kısrağı sağarken Rakı şişelerine O ağıtlar sağdı Sağanak gözleriden Her damlada bir umut Her umutta özgürlük vardı Sağanak sağanak

HAVAMIZ BATSIN İhtiyar bir eskicinin sattığı, ambar göbekli efendilerin, modası geçmiş eskileriydi, daraltıp, üstümüze uyduruğumuz. Bir vebal gibi, sırtımızda taşıdığımız, kimbilir kimin paltosuydu?omuzlarımızdaki, ve kim bilir, yeni niyetine giydiğimiz, kimin gömleğiydi ? Sırtımıza giydiğimiz, güveden artakalan, nostalji kokulu, lacivert, haki, beyaz. ve hangi hovardanındı, yumurta topuk, nal mıhlı kunduralar. kim bilir, nice yosmanın, ardında gezdi, hangi kaldırımların, parke taşlarını yaladı, basık ökçeleriyle. Biz de giydiğimizde, havaya girmiştik, Bu eskilerle. Şiirlerimle ben bu eskilerin, Büyüttüğü çocuğuz, Havamız batsın

OKYANUSTA BALIK SUSUZ Okyanusta balık susuz, Gözleri seraba düşer. Kim içer bu deryaları? Yorgun ser haraba düşer. Arayıp sorsam halimi, Taş ezer başım elimi, Biçare gönlüm deli mi ? Sabahtan şaraba düşer. Kâbus dolu hayâl düşte, Kahpelik var bu gidişte, Bir yenisi gelir peşte, Umudum turaba düşer. İlhami der bu alemin, Çomağı senin kalemin, Kendinden olursan emin, Yolsuzlar yoraba düşer Nor: ''YORAP'' kelimesi hakkında bir açıklama ihtiyacı duydum yorap - yerel bir kelimie olup, aslı yörep kelimesinden gelmektededir. yörep ise BAYIR ,KULLANIMA ELVERİŞSİZ YER demektir. şiirde kazandığı anlam ise: kendinden emin olursan, yolsuzların planı boşa çıkar demektir. Saygılarımla

ELLERİM Onca yıldır bana ekmek yedirdin, Hakkın ödenir mi senin ellerim. Çeliği örs ile dize getirdin, Hakkın ödenir mi senin ellerim. Aslanın ağzından aldın payını, Üç yavru yetirdin verdin tayını, Senin ile içtim sabah çayını, Hakkın ödenir mi senin ellerim, Okşadın gülleri kadrini bildin, Ağustos da alın terimi sildin, Düz ettin yolları dağları deldin, Hakkın ödenir mi senin ellerim. Senin ile seçtim en güzelini, Benim için olan en özelini, Senin ile tuttum yarin elini, Hakkın ödenir mi senin ellerim. Karanlıkta yönü arayıp buldun, Çırayı bularak çakmağı çaldın, Mektuplar yazarak sılaya saldın, Hakkın ödenir mi senin ellerim. İlhami yim her şey güzel el ile, Meziyeti kötü etme dil ile, Sevgiliye gittin deste gül ile, Hakkın ödenir mi senin ellerim. Not: insan elin kıymetini elini kaybettiği zaman daha iyi anlıyor 27 aralık 2002

KALEMİM Öğrendim ki çok marifet var sende, Aklım arı balısın sen kalemim. Hesap ettim gönül yolu sır sende, Şu fikrime velisin sen kalemim. İlim yazdın ariflerin elinden, Kelâm aldın dilsizlerin dilinden, Sen bilirsin şiirlerin halinden, Ozanların elisin sen kalemim. Sol göğsümün üstündedir o yerin, Sen yazdıkça nefes alırım derin, Yüz yıllarca baki kalır eserin, Hep elimde dolusun sen kalemim. İrfanımla kardeş oldun serimde, Aşk halinde hiç duramam yerimde, Sen gereksin hem ölüm hem dirimde, Bir ağacın dalısın sen kalemim. Adaleti yazan sensin çizen sen, Davaya şerh yazan sensin bozan sen, Kâinatta denge sensin mizan sen, Perşembesin ,salısın sen kalemim. Sen olmasan hep içimde bir düğüm, Günden güne sarar beni dert ağım, Sustuğun an karanlık kalır çağım, Aydınlığın yolusun sen kalemim. Der ilhami hâl ahvalim yazamam, Dilimdeki kör düğümü çözemem, Şiir denen bu deryada yüzemem, Bu deryanın salısın sen kalemim.

Can Telaşa Düşmüş Can telaşa düşmüş Dünya koridorunda, Bir o yana bir bu yana Daracık bir yerdeyim. Keyfe keder mi dersin, Yok...! babam yok Yok kimseye nazım, Açsam da açıksam da. Can telaşa düşmüş, Her gün bir başka hüsran, Yaşamak bin türlü külfet. Yarınlarım bitmiş, Bitmiş kadife karanfiller. Can telaşa düşmüş, Artık ne yazık, Bir çavlan değilim. Köpük köpük Berrak berrak. Islak bir güneş, Karanlık bir maviyim Yaşama muhtaç Yaşama aç gibi. Can telaşa düşmüş, Umudun bir gözü şaşı Ah...! derken dökülür Yorgun bedenimden ifrazat Yıllarımı yontan Bir bıçak, Bir keser, Bir rende, Bir hızar Ve bir tırpan biçer yeşillerimi. Biliyorum, Hakkım yok sevenlerimi üzmeye. Onlara umutlar üstü Özgürlükler dilerim, Sevgili umudu ak; Umudu pembe; Umudu mavilerim. İlhami Arslantaş

ÜSTÜME GELİYOR ZAMAN I Üstüme üstüme geliyor zaman. Ardımızda Nefes nefese günler Boğuyor umutları Kısalıyor, çektikçe bir yerinden Ha bitti ha bitecek Sağılıyor bir yerinden umut çıkrıkta kelep boşalıyor büktükçe bir yerinden bir şeyler var insanı yok sayan birileri var kendi değerine düşman sana düşman bana düşman beşikte bebeye bastığı toprağa soluduğu havaya düşman II nereye kadar bu düşmanlık bu kin bu nefret bu talan bu aymazlık nereye böyle kadar dönecek bu çark böyle nereye kadar sürecek bu saltanat oysa umudu var bebelerin hem de hayatta karşılığı olan. Dağlarında yeşersin ışkınlar Açsın istiyor çiçek gönüllerinde Onlar İstemiyor Ne spreyle Delinsin ozon Ne atom Nötronla yıkılsın umutlar Daha dün ağlamadı mı Hiroşimaya binlerce insan Kaçınılmaz olan Siz talancılar Vurguncular Siz Kaçtıkça kovalayan Kirletiyor Tüketiyor Bebemin nefesini Havasını Suyunu Sağıyorsunuz doğayı Her şeye rağmen Sağıyorsun hunharca utanmadan

KISSADAN HİSSE Karanlıkta dedene gülümsemek, Kara iste oturup ta aş yemek, Bilirmisin kara çıra ne demek, Şu lambayı bulanları say oğul. Nedir çimmek ahırın bir yerinde, Anlatsam da çıban kökü derinde, Ayağın sıcakta başın serinde, Sözlerimden biraz çıkar pay oğul. Sayıklardık zenginlerden görünce, Rüyasına yatar idik bilince, Uyumazdık anam kazak örünce, At olunca yükü tanır tay oğul. Beş kuruşa beş gün ağlar bıkardık, Olanların ellerine bakardık, De ki baba bundan hisse çıkardık, Fırsat kaçar fayda vermez vay oğul. Anlattığım belki hoştur belki boş, Hisse alıp gerçek hedeflere koş, Gayret eden elindedir ekmek aş, Ok olmadan neye yarar yay oğul. İlhamiyim çile çile dokundum Türkü yaktım geçmişimi yakındım Bir şey var ki hep başıma takındım Akla sahip ol gitmesin hay oğul

FİLİSTİN'E Ortadoğu kan ağlarken orada, Ben kendi adıma utanıyorum. Bir kaç sözcük mermim olsun şurada, Vicdan azabından yatamıyorum. Mevzi kurup tüfek çatamıyorum Taşla tanka karşı can diriyorlar, Çoluk çocuk,yaşlı hep ölüyorlar, Tüm dünya oturmuş seyrediyorlar, Ben kendi kendimi tutamıyorumç Mevzi kurup tüfek çatamıyorum Bir şey gelmez elden, vahlar başıma, Onca yıllar zehir oldu aşıma, Kendim ile girdim bir savaşıma, Filistine ışık tutamıyorum. Mevzi kurup tüfek çatamıyorum Besler amerika, şer güder onu, Mazlumlar düşmanı katil şaron'u Sırıtır ardından lordu baronu, Böyle bir lokmayı yutamıyorum. Mevzi kurup tüfek çatamıyorum İlhamiyim vicdanımla baş başa, Ben ozanım sözüm çalmayın taşa Feryadım var,çıkarsa çıksın arşa, Vicdanı yürekten atamıyorum. Mevzi kurup tüfek çatamıyorum selam olsun sevgili yüreklere

ELLERİN BABA Ellerin baba ellerin, Ellerin pırak pıtrak, Kalbin yumuşak. Toprak gibi üretken ellerin. Nice güller derersin baba, Nice bağlar bezersin. Seninle dağında bahar, Bağında bülbül olur memleketimin. Ellerin baba ellerin, Ellerin pırak pıtrak, Kalbin yumuşak. Toprak gibi üretken ellerin. Gül yüzlü güzeller alır Güllerinden. Ürettiklerinden Hastaya şifa, Sevgiliye vefa olur. Fırında ekmek, Beylere pasta olur. Buğdayın. Ellerin baba ellerin, Ellerin çatlak çatlak, Kalbin yumuşak. Toprak gibi üretken ellerin. Ellerin baba ellerin, Elleri kırılsın , Sana uzanan ellerin.

TAZE BİR UMUT Daha dün Güneşle yıkamıştık Göz yaşımızı Şimdi Olta atılmış Ekmeğimize, Buruk yüreklerimize, Bölünmüştü Buğday tenli umutlarımız Bölmüştüler Kırkıncı keresinde Zavallıca Halbuki Basmıştık Hilesiz yüreğimize Beş kardeş Umuda sofra açmıştık Gün ortasında Beyaz bir sayfada yemiştik Zeytinin yeşilini zamana dürüp Noktasız,virgülsüz Alaturka sevmiştik hepimiz Hayatı ve Umutlu yarınları Nakaratlı şarkıları da Varsa içinde Oltaya düşmemiş Taze bir umut...

SELAM OLSUN Köprüler kurduk sevgiden, Geçenlere selam olsun. Bu çeşmenin gözesinden, İçenlere selam olsun. Sözümüzü namus bildik, Kötülügü özden sildik, Uzun ince yoldan geldik, Gelenlere selam olsun. Bağlaması ellerinde, Güzel sözler dillerinde, Bu sevginin göllerinde, Yüzenlere selam olsun. Türkü, kürdü, çerkeziyle, Alevisi ,sünnisiyle, Sevgi, barış ilkesiyle, Sevenlere selam olsun. Aydınlığın saçanlara, Kötülükten kaçanlara, Bize kucak açanlara, Aydınlara selam olsun. ilhamiyim erenlere, Barış için ölenlere, Kardeşliği görenlere, Sevgi dolu selam olsun.

BİR GÜN YALANIN ÇIKIŞMAZ Yalanlardan medet umma, Yalan bir merde yakışmaz. İdamdan döndürür sanma, Bir gün yalanın çıkışmaz. Mayayı çok katıyorsan, Göze,geze batıyorsan, Hile ile yatıyorsan, Bir gün yalanın çıkışmaz. Şarjörünü ittirsen de, Tam isabet ettirsen de, Horozunu öttürsen de, Bir gün yalanın çıkışmaz. Bıyık altında gülerek, Bilmem yalana ne gerek, Metanet aslada yürek, Bir gün yalanın çıkışmaz. Mecalin kalmaz canında, Tek dostun olmaz yanında, Sıkışsan da zor anında, Bir gün yalanın çıkışmaz. Harçlık sanma şu yalanı, Koynundan çıkar yılanı, Şimdi kursan da planı, Bir gün yalanın çıkışmaz, İlhami der dinle özün, Yalana bulama sözün, Oltaya düşer öküzün, Bir gün yalanın çıkışmaz. O gün yalanın çıkışmaz.

AKORTSUZ KEMAN Ekonomi akort tutmaz bir keman Bir birine karışıyor sap saman Eyvah ! Düzen failleri pek yaman Kim vurduya gitti uyanın vatan İmf’ye borçlu doğmadık bebe Yani daha şimdi onlara gebe Gemi batırılmış bak vurmuş dibe Kim vurduya gitti uyanın vatan Biz yem arar iken at-a, öküze Sömürdü bizleri o yaptı füze ABD,AB den fayda yok bize Kim vurduya gitti uyanın vatan Elden beklemekle olur mu zikir Üç çeki tespihle hep kaldık fakir Bilimden haber yok körlendi fikir Kim vurduya gitti uyanın vatan Emekliye boy boy kefeler biçmiş İşçi memur bitti esnafı seçmiş Bakın hele yoksul canından geçmiş Kim vurduya gitti uyanın vatan Ekmeği çalınmış tuzu yok aşta Beş parasız kalmış şu karakışta Vatandaşlar sessiz,arsızlar başta Kim vurduya gitti uyanın vatan Der İlhami artık uyan ne olur Halk kendi çaresin kendisi bulur İş işten geçerse olanlar olur Kim vurduya gitti uyanın vatan ............Vatanı kurtaran atandan utan

KAVGAM SANA EMANET kavganın barışa özlemidir şiirde atan yürek kavgamı sakla oğul ölümü çeyrek geçe çalparası vurmayacak kalbimin değmeyecek ne acı söz ne top ne de tüfek. ben uyurken toprağın nazlı kollarında belki bir şiir barıştıracak renkleri arasındaki kavga bitince yüreğimin bu şiir bu kavgam sana emanet tıpkı nefesin gibi çünkü kavganın barışa özlemdir yaşamın kendisi o ki durmaz kitapta durduğu gibi o ki düşmandır namussuza hain pusulara da atoma da her zaman sakla oğul kavgamı bir bukle kâkülü gibi yarinin sakla oğul kavgamı sol böğründe sana emanet dizelerde barışa giden güne sakla kavgama iyi bak oğul barışla özğürlük kavgamın gülü belki bir dalı belki bir acı bir tatlı meyvesidir dizelerin bu kavga NOT:''Şiir de bir kavga biçimidir ''Tıpkı ekmek kavgası gibi 22 Ekim 2004 Saat: 04.00

ŞARAP GİBİYİM Terki viran olmuş vücudum şehri Kırk dört yıl beklemiş şarap gibiyim Halimi ne sen sor ne ben söyleyim Yıklımış her yanı harap gibiyim Ağardı saçlarım dünden bu güne Sakal saç ağardı döndüler yüne Başıma olmadık geldi bu sene Kırılmış dökülmüş bitap gibiyim Bir asır beklerdim gönül kapında Böyle bir insandım kendi çapında Kendini bağlamış senin kapında Dostun ayağına turap gibiyim Dokunma telime gamdayım gamda Bir garip saksıya konmuşum camda Toprakla sıvanmış işte o damda Dolaşmış kördüğüm kelep gibiyim Bazen dolaşırım gönülde serde Bazen kaybolurum girdiğim yerde Dostlar medet etsin düştüğüm derde Bir yorgun gölgeden serap gibiyim Buz dağıydım damla damla çözüldüm Bir şiirde kafiyeye dizildim İlhamiyim sayfa sayfa yazıldım Okunmaya hasret kitap gibiyim


ŞİİRLERİNİZ