HİZAN SİLAN







YALNIZ GECELERIM

sensiz gecelerimde
yine oturmuşum
yalnız başima
dalmışım
derin düşüncelerime
inmişim
derinliğine yüreğimin
gözlerim dalgın
beynim yorgun
yüreğim kırgın
yüzüm solgun
haykırıyorum yine
gecelerimde
sevdalı yüreğim coşar
sigaramın dumanı tüter
alevlenir yine ateşi
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..

sanki ıssız ve karanlık
bir boşluktayım
nice yıldızlar döner
kuşlar öter
bulutlar dolaşır üzerimde
şimşekler çakar
yıldırımlar düşer
ve beyaz kar taneleri
üşür ellerim
titrer canım
buz gibi olur parmaklarım
şarıl şarıl yağmur damlaları
sel olur akar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
türküler söylenir
ağıtlar yakılır
gözyaşları dökülür
halaylar çekilir
kahkahalar atılır
ve bir hawar sesi
gelir kulağıma
çığlık atarcasına
hüzünlenir, kederlenir
ve sevdalanırım
yüreğim sızlar yine
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..

sussuzum,
su olmak isterim
kurumuş dudaklara
açım,
ekmek olmak isterim
acıkmış midelere
yoksulum, yetimim
toklar ne anlar halimden
üşüyorum,
sıcak bira ateş olmak isterim
üşüyen canlara
ışık olmak isterim
kör karanlığa
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
benim sevdalı yüreğim
fışkıran bir pınar gibidir
coşarım
taşarım
sınır nedir bilmem
nice engelleri aşarım
türkülerim
şiirlerim uyanırlar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bir sevda türküsü başlar
yüreğimde
dağlarımın tutkusudur
ülkemin özlemidir
kürt dilimin hasretidir
Kürdistan tarihimin gerçeğidir
başlayan
yine hüzünlenir, kederlenir
ve coşarım
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
hey Ay!
hey yıldızlar!
aydınlatmak isterim
karanlık sayfaları
coşkuyla yanan ışığınızın altında
ve mum ışığim yanar, ışıldar
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
sanki hep yoksulluğumdur
acılarımdır
hep beni bekleyen
bu benim yazgım mıdır?
ben mutluluk nedir bilmem
nedir yaşamın anlamı sence?
yaşam kendisi bilmiyor ki!
hayatın tadını çıkarmadan
göçup giderim ben
ruhumda bir sıkıntı var
yüreğimi dağlar
gözlerim dolar
ağlayamıyorum bir türlü
gözyaşlarım nereye gitti?
bazen rakımı yudumlarım
kırmızı gülümü koklarım
konuşurum
fısıldaşırım kendi yüreğimle
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
bazen bir öfkeyle
nefret duygusuyla
bazen coşku ve umutla
bazen acı ve kederle yaşarım ben
gecelerimde..

ah ah.. değil gündüzlerimi
bari gecelerimi bağışlayın bana
rahat bırakın beni hey kötüler
kötülüğünüzün içinde
kıvranırım
boğulurum
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bazen kuşlar ve dağlar gibi özgur
kayalar gibi güçlü
deniz dalgaları gibi coşkulu
çiçekler gibi kokulu
melekler gibi temiz ruhlu
olmak isterim ben
sessiz gecelerimde
yalnızlığımda
bazen mutlu ve umutlu
bazen mutsuz ve umutsuz
bir beklenti içinde olurum ben
gecelerimde
bazen kendi derinliklerime inip
yolculuk yapmak istiyorum
yalnız başıma
derinliklerimde gizli olan erdemi
bulup çıkarmak istiyorum
evet, erdemli olmak..
karanlık yolları, engelleri
aşıp, yırtıp aydınlığa
umuda, sevgiye, barişa
doğru koşmak istiyorum
çırpınan yüreğimin özgür sevdasını
ve o derin mutluluğu
solumak istiyorum ben
ıssız ve sessiz gecelerimde
yalnızlığımda..
ve yine yalnız olmak istiyorum
yorgun ve dargın yüreğimle
küskün türkülerimle
yitik sevdamla
karışık duyrularımla
ve küçük dünyamla başbaşa…

2001-01-10 Stockholm
Hizan Silan


Güzelime bir mektup güzelim zahmetli bir kış günü gökyüzüne kara bulutlar bürünmüştü şimşek çakıyordu korku, endişe sarmıştı yüreğimi lapa lapa karın yağışı beni hüzüne boğuyordu Stockholmun bana dar gelen sokaklarında seni arıyorum güzelim kar üstünde kar altında yürüyorum yalnız başıma kimsesiz sarhoşlar gibi beyaz kar tanelerinin rengi umut sevgi aşk barış dostluk, dürüstlük ve ruhun temizliği güzelim.. aklımı başımdan aldın sersem, perişan ettin kefensiz kıldın bu kahrolası acılı, kederli sokaklarda bir bülbülün sesi gelir kulağıma yureğimde acıklı bir türkünün nakaratı gibi hayalimde rüyalarımda hep sen varsın nasılki buğday taneleri değirmen çarğında ufalanıyorsa ben de kederli yüreğimde her gün, her saniye eriyip gidiyorum senin sevdanda.. sana olan sevgimin aşk ateşinin ışınları sayesinde seni görme umuduyla yaşıyorum guzelim gel misafir ol dalgın dalgın çırpınan yüreğime gözlerimde yaş dizlerimde kalmadı derman biliyormusun güzelim? ”büyük ve erdemli insan şahin gibi yuvasını en yuksek mertebede dağların kayaların zirvesinde yuvasını tek başına yalnızlığı içinde kurar” bende yalnızım inzivadayım acılı, kederli, hüzünlü yorgun, kırgın, dargın ve küskün küçük dünyamın yuvasında kaybolmuşum sende yaşam bende acılı, kederli bir uçurum guzelim…. 2001-07-14 Stockholm
Hizan Silan


Elveda güzelim bir sonbahar mevsimi yine acı ve keder sarmıştı yüreğimi, ruhumu kuru dudaklarım arasında sigaram gözlerimde duman halkaları elimde içki kadehi çekiyorum içiyorum kendimden geçercesine içimde kin ve nefret haykırıyorum feryad ve isyan edercesine acıya boğuluyorum güzelim meyhanelerde meze oldum sarhoşların ağzında meydanlarda sakız oldum berdoşların dilinde adresim yok güzelim yersiz, yurtsuz derbederim viraneyim bir gün olsun yüreğimin kapısının zili çalınmadı postacılar tarafından sen kalemim, defterim oldun yazı masamda ve dilimde acıklı bir türkü.. ne bülbülün sesi ne gülün kokusu ne dalgaların coşkusu ne yaprakların hışıltısı ne kalabalıkların gürültüsü ne rüzgarın esintisi ne de patlıcan yemeğinin lezeti tad vermiyor artık ruhuma bilmiyorum nasıl tarif edeyim kendimi sana ben çözulemiyen bir sırr ım aslında hayalini yorgan resmini yastık yine de uyku girmiyor gözüme ben ne şair im ne yazar ım ne bestekar ım ne de sahtekar ım sadece yüreğinin sevdasında deli ve sersem bir bekarım elveda güzelim elveda ruhumun canımın acısı sana feda aşkın ateşini yaktın ciğerime korku, heyecan ve keskin bir biçak sapladın yüreğime alnım, göğsüm ter içinde haykırıyorum Tanrıya bilmiyorum mezarımın başı ve taşı hangi yöne bakacak? bahtsız bir ölum.... vakitsiz bir ölum.... elveda güzelim elveda 2004-04-14 Stockholm
Hizan Silan


MERHABA ACILARIM merhaba acılarım diye açtım gözlerimi dünyaya acılarla dopdolu bir dünya ve tanıştım acılarımla bir dost gibi nasılsınız dememe gerek yok sanırım bilioyrum acılarla dolusunuz işte dotlarım; acı ve kederim endişe içinde daha da beterim ağlamaklı gözyaşım hep acılarla geçti çileli yaşım ya kin ve nefretim bir sevdaya hasretim ya suskun ve püskünlüğüm ya yaşama olan küskünlüğüm boynu bukuk mutsuzluk içinde günlerim geçiyor umutsuzluk içinde işte benim dostlarım acılarım! sevmek mi, gülmek mi neşelenmek mi kahkahalar atmak mı öylesine sırımsıklam olmuş ve öylesine boğulmuşum ki sizlere tüm yüreğimle.. tüm beynimle.. kopamıyorum ki sizlerden bazen koparip atasım gelirdi sizleri içimden ama sanki sevdalanmışçasına bir tutuklu gibi tutulmuşum içinizde bırakmiyorsunuz ki yakamı keşke tanışmasaydık diye rahat ve huzur içinde kendi halimde küçük dünyamla başbaşa bu ne kederli ve acılı kargaşa sürükleniyor insanlar savaşa barışa… barışa… nasılsınız acılarım? sizin de acılarınız var mı? merhaba acılarım! sizin de bir sevdanız var mı? bir an olsun sizlere hoşçakalın diyemiyorum zaten diyemem ki çünku tüm ruhumla yine bir tutuklu gibiyim içinizde öylesine birbirimize alışmışız ki.. sizleri unutmak mı! hiç öyle şey olurmu! eğer unutursam sizleri acılar çarpsın beni söz veriyorum sizlere acılarım ölüme dek yaşayacağım sizinle ölümsüz dünyada buluşmamak dileğiyle hoşçakalın ölümlü dünyamın acıları 2000-03-21 Stockholm
Hizan Silan


KIRMIZI GÜLÜM sevgili Nebahata bu gecenın saat dördünde efkar bastı yine candamarıma gülüm kırık dökuk cümlelerimin bitiminde aşkımı acılı yüreğine sunuyorum gülüm yaşamım boyunca hep mutsuz ve umutsuz aşkımın batağına düştüm kumral saçlarının örgüsünde garip bir rüzgarla baharın gül kokusu dağılır bedenime ela gözlerinin ateşli bakışlarında kendimi bulurum ve sevdalanırım gülüm sen ruhumun utangaç merkezinde geceleri ışıldayan ayın bir hatırası oldun ismini buğulu penceremin camlarına yazıyorum uykusu kaçmış rüyalarımda dalgın yüreğinin köşkünün kölesiyim gülüm acılı kederli alın çizgilerinin mezarına gömülüyüm yalnızlığımda sen ruhumun toprağının canli varlığısın kalemimin dudaklarından dökülen şiirimin hüzünlü kaynağısın ben senin o tatlı tebesümünü gerdanımın künyesine kazıdım gülüm o sıcak nefes alışverişlerini avuç içlerimde saklıyorum gözbebeklerinde kirpiklerinde yüreğim yaralıdır gel balpetekli dilinle acılarımın yarasını dağla sen gündüzleri hayalimin gülüstanına ektiğin şiir tohumlarını ben gecenin zifiri karanlığında yalnızlığımın uçurumlarında ruhumun tırnaklarıyla biçiyorum ben yolumu senin kara sevdanın pusulasında kaybettim gülüm yönümü feleğin kara bahtına çevirdim melul gözlerinin firarıyım gamzelerinin zindanlarında tutukluyum ince belinin mahkemesinde yargılanıyorum gülüm Can Yücelin adına yemin ediyorum virane gecelerimde loş bir mum ışığı dibinde kendi derinliliğimde erdemliliğimde kayboluşluluğumda unutulmuşluluğumda seni hatırlarım seni anarım kırmızı gülüm benim 2006-02-20 Stockholm
Hizan Silan


ÇIPLAK UMUTLAR ben çığlık atarak ağlayan ilk nefesim bahtsız yaşamda belimi acı hayallere yaslıyorum derin düşüncelere dalıyorum ekşî bir ağırlık tüm bedenimi ve beynimi sarmış günler bir iskeletin gőlgesi gibi bakışlerımda yok olur her gece sinsi bir őlümün hissi ruhumu kamçılar ben ise virane yaşamın őnünde alay ediyor ve halay çekiyorum tüm yıldızlar hoş ve rengareng ışıldar gecelerde ben ruhumun derinliklerinde gizlenmiş gőkyüzünün coşkulu, keyifli yıldızını arıyorum yalnızlığımda insanlığı kantarda tartıyorum bir gram merhamet bulamıyorum baharlarda gonca gülümü soldurdular şafaklarda serçeler acı ve korkumun sırdaşı oldular bazen sabah rüzgarının yağmuru yüreğimdeki hüznü dağıtır ruhuma yaseminleri serpiştirir bazen kara bulutlar gőğsümün penceresine yaslanır nefesim kesilir, kelimeler yarım kalır cümleler buruşur şiir kalemin gırtlağında boğulur kalem ise şiirin acı bedeninde titrer kin ve nefret sigaramın dumanında mayalanır artık yosun tutmuş aşk ve sevgi rakı şişelerimde senelerdir beynimin ve őmrümün yorgunluğunda kendimi yaratıyorum kahpe feleğin silesi yakama dolanmış huzur vermiyorki… nefretim mal ve mülke tapanlar... cimri ve açgőzlüler... sabırım fişek oldu namlunun ucunda yine haylaz günler beni virane gecelerin yalnızlığına sürgün ettiler bir karayel rüzgarının sesi kulağımda çınlanır serseri düşüncelerim zalimlerin pençeleri altında hırpalanır ve tırmalanır çaresiz dőrt duvar arasında yüreğimin tırnaklarıyla umutlar kazıyorum geleceğe güzelim baygın bakışlarının nehirlerinden bir yudum su ver kurumuş dudaklarıma ben acıların deryasında yőnünü kaybetmiş geminin kaptanıyım yüreğinin aynasında ve pusulasında kendimi buluyorum isyankar yüreğimi boş çabalarla susturuyorum deli divane olmuş hisslerim kendi sessizliği içinde gőçebedirler ruhumun toprağı üzerinde gel kirpiklerinle ruhumun terini sil güzelim damla damla alnımın emeğini emdiler soytarılar gençliğimi ve dürüstlüğümü esir aldılar kalleş mevsimler acı ve korku yüreğimde evcilleşti aşkın esirlik takkesini başımdan indirdim őzgürlüğü yüreğimin çimenlerinde otlatıyorum kürt kimliğimin bekçisiyim yasaklarda üst insan olmak saygı ve hürmet direnişimin silahıdır zifiri karanlıklarda gőlgemin kalıbıyim şahin ve kartallar gibi hazırım gőklerde uçmaya erdemli bir yolda yolculuk yapıyorum gecelerimin yalnızlığında karanfilleri bir dilberin gőzyaşlarıyla suluyorum kederli uçurumlarda yaralı yüreğimi kürt ozanı Cane”nin türküsüyle sarıyorum ben kőlelik zincirinin kalemini kırdım ve esirliği çarmığa gerdim sőzler sőzlükte sağır ve dilsiz ruhumun çőllerinde aç ve susuz hergün şafaklarda hüzünlü bakışlarımla sabahın tenini okşarım hergece gőkyüzünden bir yıldız akar şiirimin deryasına ben yaşamımın boşluğunu çıplak umutlarla őrüyorum, süslüyorum ve besliyorum yüreğimin kőşkünden tüm insanlığa gullerin kokusunu saçıyorum barış ve mutluluk diliyorum 2006-08-18 Stockholm
Hizan Silan


ŞİİRLERİNİZ