HATİCE ŞİMŞEK





RÜYALARDA ÖZLEM

Sağanak bir yağmur
             yağaryordu
bulanık sular akarken
çeşmenin önündeki,
                   taşlı yolda
Dut ağaçları sıralı
             akasyalar, açmış
 ayrılık şarkısında, rüzgar
eser gamlı, gamlı

Kavak ağaçlarının gölgesini
         nergizler sararken
güneş bütün heybetiyle,
               dikildi karşıma
umursamadım onu,

yürüdüm dere boyunca

Nar çiçekleri koklayamam
              temmuz ayında
bozkırdır, ne deyim
                bizim yayla
Sam vurmuş,sararmış
              başak gördüm
                  kızgın toprakta
Meşeler yan yatar,
    dikenler göysüme batar,
taşlı armuda uzandığımda.
Mestetti beni
      kekik yayılan ova
Suya hasret, dağ lalesi
               boynu bükük,
              güneşin altında.
Bende yanmışım,
        farkına varmasamda.
Bir ev gördüm
       duvarı yıkık
adamı gördüm
        bağrı yanık,
kırışıkları katmerlenmiş
kavruk tenli
     üzüm kütügüne
dönmüş bedeni
      öldeseydi ölürdüm
            o anda belki.
Tuzlu ayran uzattı
işte o
Mehmet emmi
      mendilinin ucu yırtık
               terini siliyor.
Sultan nine tokumuş
        heybesi sırtında
karnı aç,
     gönlü tok
       kısmetini taşıyor.
Uyuyup kalmışım
      sabahın altısında
savruldu rüyam, dörtbir yana
Patranun dili balta
o beni doğrar bugün,
               parça,parça.

© Hatice Şimşek



SAHTE CENNET


Yargısız infaza uyradıysa uykularım
Günlerden pazartesidir
Ayna benden, ben aynadan kaçarken
Yavaşça toplarım dökülen yanlarımı

Yapacak hiç bir işi kalmayan
İhtiyar olur duvardaki saat
Açtığım her kanalda marotona koşan
Atlet yelkovan
O hızlı, ben yavaş

Elime bir süpürge alıp dişlerimi süpürürken
Dargın da olsak çatlak çatlak bir ses aynadan
Duva etki erkek değilsin
Saç sakal bir de tıraş
Hemen atılırsın ortaya
Ya makyaj ya makyaj

O uçuk gözlerin var ya
Duvar dibinde aç köpeği
Yırtık çeketiyle avuç açmış yalvarıyor
Sanki bir dilenci
Uyan sana

Ya hayallerim
Almanyaya kaçak gitmiş
Turist çalışıyor
Kısırlaşmış, cinsiyetini kaybetmiş
Senden uzakta, oniki yaşında
Esar eroyin bile çekiyor
Yaa...
Hiç tanımadığım, aynı dilden konşmadığım
Hayallerim

Yeter artık
Aldi torbası değil, sendeki mide
Mahvedecek seni bu kahve
Sabah sabah çekilmiyor bu çile

Abanı tak sırtına
Çoban gibi koyul yola
Üzülme dört gün kaldı cumaya
Cumartesi, sabaha kadar gezersin
Euro kadar değersiz bir sevgiliyi
Sol koluna takarsın, sahte cennette

Gözüm duvardaki  ihtiyara takıldı
Tam, beş kırkbeş yaşın da
Haydi ırgat pazarına
Ellerimle yüzüme çarptığım kapım
Beni bir düşünceye sokar
Hangi siyasi suçtan
Kırk yıldır sürgündeyim

© Hatice Şimşek



VAHŞİ KIZ

Silik bir yazı okumaya çalıştığım
Ben ve çocukluğum,
Bir sevgilinin kulağıma fısıldayışındaki sıcaklıklarda gözlerim
Hoş yumuşak birazcıkta ürkek arkada kalan
Firez tarlada kızgın toprak zorla sökülüp atıldı gelincik
Ağaçsız susuz inadına kıraç
Yok etmeye çalıştığınız bu Vahşi Kız

Asmaları gül üzümünden Ümmüs nenenin yırtık şalvarını
Refik Başaran'ın köylüsünü, Karlıklı Cemalin öyküsünü
Sarı çiçek Feride'min türküsünü
Köyümde anlatacak kimse kalmamış
Salıncak kurduğum Söğüt ağacım kurumuş
Diktiğim Kavak ağacımı marangoz Musa amcaya satmışlar
Halen seriliymiş odada ilmekleri dökülmüs yılan bahçesi Halı

Yurdumun adı Ürgüp
Beyazdan gelinlik giymiş eteklerinde sivri kayaların
Kardelenle Çigdemler sevişirken
büyüyemedim çocuk kaldım bu yüzden

Daha onbirinde gurbet elini atmış enseme
Annem taaa uzaklarda ben Ankara yolunda
Tuz Gölüne batıp batıp çıktığımda
Sızlar yaralarım derinden hala

Kara ağaçtan paçayı mart yırttığında
Şapkalı dağlar ardından göğsünü yırtarcasına
Aşkla yayılırdi güneş
Anılarımdaki sabahta
Kapadokya, Periler ve Vahşi Kız

© Hatice Şimşek



ÇİNGENE

Takvim yapraklarından bir gün kopmuş
Uyan mayıs ayı uyan hiç farkında değil bu nehir
Asık suratlı hemde bulutlu hava
Olmayan güneşte batmak üzereyken
Sahte yüzlü insanların arasında
Zincirlenmiş kederlerimi kıracağım inadına bu gün Lunaparkta

Bir an yıldız olup görkemli gemilerin
Direklerini aralayıp göz kırpacağım yaşama
Merhaba derken hayata

Patlamış mısır gibi kavruldukça sığmayacağım asla kabıma
Tuz ekmeyin ne olur kanayan yaralarıma
Bir gün olsun, çocuk kalayım bu gün lunaparkta

Elma şekeri kadar tatlımsı parlak ve sıcak
Bir çocuğun gözlerindeki ışıkları alacağım koynuma
Sevgiler saçacağım adım, adım dört bir yana

Ve sonra sevgilisin yanağındaki,
Pamuk şekerlerini silen delikanlının dudaklarındaki alevi alıp
Onsekizinde bir kızın heyecanını takıp gönlüme
Yakacağım derken evreni

Bir çocuk ağlıyordu güneşten çalmış olmalı
Hem sarımsı, hem kırmızımsı saçları
Kirlenmemiş denize götürdü, gözlleri

Yavaşça dokunduğumda parmağıma aktı masumiyeti
Tebessümle gülücükler, yayılırken yüzünde
Atlı karıncaya bindirip uçuru verdi beni mutluluk ülkesine

Ne yazıkki fazla uzun sürmedi pembe rüyaların içinde
Soğuk rüzgar estirerek sokuldu yanıma bir Çingene
O çocuğun gönlünü,yaparsın ya senin gönlünü, kim yapacak,
Diyerek başladı söze

Soluk almadan, devam ediyordu
Boşuna başlama biteceği yere
Yalnızlığın kaderin olduğunu bil
Tek sorunun anlaşılmak
Seni anlamak kolay değil çileli kadın
İrkilmiştim o anda içimdeki depremi demek
Herkes görüyor falcı kadın bile

Yoksa ben, korku tünelindemiyim
Yaşam bir hayal kurgusumu gerçekler nerede
Atlı karıncadan inip başladım yaya koşmaya
Dönme dolap misali başım dönüyor
Çingenenin esrarlı dudaklarındaki sırrın peşine
Demir atayım derken farkında değilim
İçimdeki çocuğu düşürmüşüm nehire

Ren akıp gider gemilerin görkeminde
İçimdeki çocuğu getirir belki seneye

© Hatice Şimşek



AYA ADINI YAZDIM

Şifreliydi bu sevda çözemedim sırrını
Hani yıldızlar sayılmazya sıfırları milyondan
Zaman durmuş koşmuyor arkamdan
Dev bir yarayla sarılır yüreğim
Esrar dolu, çünkü sözlerin

Nasılda saldırır, haydutlaşır,gözlerim,
Gözlerinde fırtınalı eserken
Aldığımda elime, şu kalemi
Bak vahşice inliyor, kağıdın bile

Soymaya geldim seni, söyle anahtarın yerini
İdamada razıyım, çalacağım kalbini
Açamassam gönlünü, kıracağım kapının kilidini

Yeter artık, deme sakın
Şarap oldun yudum,yudum içtiğim
İçi dolu bir kadehsin, bahtımda
Name, name dudağımdan, döküldün
Aya adını, yazdığım gün

Semah ettim, aşkın ile semada
İndirme sakın yere, kutsal kalsın bu sevda
Alev olup savrulmasın umutlar
Terazi değilim, tartılmıyor acılar
Elveda sözüne bu yürek dayanmaz
İpi boğazıma, takta öyle git

© Hatice Şimşek



M 3

Kadınca kadın olma şansım olmadı, işim erkekçe
Güneş henüz uykuda
Siren sesleriyle acılı yüzler yayılır dört bir yana
Küçük hayallerine büyük umut bağlamış
Bir lokma ekmek misali
Çarkların arasında, ezilir emekçi

Kahve fincanının içinde
Kaybolmuş gözleriyle direnirken
Haksızlığın haklı olduğu mekanda

Bilmemki, hangi dozerin gücü yeter
Bay Denzingerin dilini çekmeye
Ekmek parası deyip, serdiklerinde önümüze
Kahır sofrasını işçiysen, emekçiysen
Hele birde yabancıysan, çekeceksin çekeceksin

Çekerken yağlanacaksın
Yağlandıkça paslanacaksın
Paslandıkça bahtımızda ne delikler açar
Cilalı elmas parçası, ciğerimizde olacak
Oymak oymak yarası
Soltarafımdan inip kalkarken
Ölümü çağıracak, baskı makinası

Dokunmak istemem bu yüzden asla çilekeş banta
Kayıp gider önümde insan manzaraları
Sıralarım onları demirden kasalara
İrili hemde ufaklı

Orta parmağı kesilen, Rudinin acısı
Kartonların altında ezildi, Yunanlı delikanlı
Hele birde Rusun, sol gözünü aldı
Sayamadığım daha niceleri kaldı
İşte bu yüzden, Şiirin sonu bana kaldı

Tırnaklarım kırık, parmağımdan yağ damlar
Elimdede beş numara, bir anahtar
Milimetrelik olmalı, bizdeki ayarlar
Ne uzadım ne kısaldım M.Drei

© Hatice Şimşek



SUSUZ KALMIŞIM

Ne olmuştuki, gitmiştin sadece
Sabun köpükleri arasında
Kayıp giden bir hayatın arkasında ben
Yırtık kalp, yürüyorum, kırık bacak
Eylül sokaklarında ıslak ıslak

Hani hep gittiğimiz köşe başında bir ressam vardıya
Adımlarımda sensizliğimin acısını sezer
Üzülme ne olur dercesine bakışlar atarken
Yıkılışımın resmini çizerdi

Biliyormusun, yanağımdaki gülücükler
Parkdaki güller kadar canlı değil, değil artık
Sensiz değil sanki susuz kalmışım

Bir şelale tepemde, hayat akıp giderken
Birde birde sensiz kalmışım

Oturmuşsun karşıma yıkılmışsın, sende sonunda
Sökülmüş çorap,düğüm atsakda tutmaz
Kaçırmışsın ucunu mutluluğun, farkındamısın

Karşımda bir delikanlı, name name aktı dili
Suskun, parçalanmış benliği
Kaybettiği sevgiyi arıyor, her halinden belli

© Hatice Şimşek



ANNE

Yaşadığımı bileceğim, ilk ağladığımda
Kundakta bebeğim, bağrına, bas anne
Sevgisiz kaldım, kurumuş bir ağacım
Gözlerime bakarak, saçlarımı sen okşa anne
Düşmüşüm acılardan, toplanıpta kalkamam

Düzlük uzakta, yokuş ne kadar dikmiş hayatta
Umutsuzluk dökülmüş omuzlarıma
Güneşi arıyorum yorgun sabahta
Ağlıyorum sensiz burada anne

Sahte yüzlere kar yağıyor
Çıplak hayallerim
Yorgun düşlerimin yanısıra
Sahteymiş, senden başkası bana
Yaşıyorum şimdi sen varsınya
Yokluğunu bana aratma,aratma Anne

© Hatice Şimşek



SONBAHAR

Bir serçe gönlüm, karmakarışık duygular
Mutlulukmu yoksa acımı
Dolaşıp durdum o daldan, bu dala
Hafiften esen rüzgar, boğuk bir sessizliği fısıldar
Çıngırak sesleriyle bir bebek uyur
Adı sonbahar

Ey... dökülen yaprak, sakın gözlerini açma
Burası aşkın, sondurağıdır
Elimde bir meşale, alev alev yanıyor
Pullu ve tozluda olsa geçmişim
Bu günkü ilkbahardan daha genç

Gönlüme sis çökmüş, uzağı göremedim
Yoksa bunlar yarınlarımın ayak izlerimi

Acı bir gülümsemenin ardından ellerim cebimde
Yavaş, yavaş adımlarla, acılarımın üzerine basarken
Kurumuş yaprak misali, ezipte geçtim

Boş bakışlarıma, sığınarak
Bir anlam çıkarmaya çalışıyorum
Ördeklerin yazın dans ettikleri
Sonbaharda, yalnızlık türküsü söyledikleri
Göle benziyordum, durgun oldukçada sakin

Yalnızlığın, uğultularıyla o an inledi bahar
Faryadımı duydu bir serçe
Ağaçtan inip, yol bayunca yoldaşım oldu
Umut çiçekleri serildi önüme
Sarı, kırmızı, turuncu, kahverengi
Isınıverdi hava birden bire, babannem geldi aklıma
Güzgünleri kısa olur derdi, Anadolu diliyle
Güllerinin ömrüde kızım
İşte ben doğmuşum o günlerden birinde
Bir sonbahar sabahı

© Hatice Şimşek



OĞLUM

Sen burcu burcu toprak kokan hasret
Bense ıslak mendilimle
Issız köşelerde kaldım sensiz oğlum
Yetmedim, yetemedim ne sana, ne bana

Yayından fırlamışsa ok buda feleğin kahpeliği,
soluksuz götürür yorgun ayrılığa, benide senide

Ah...benim gözümün nuru yüreğimin en ince teli
Biliyorum, gözlerindeki isyan
Bozuk düzende yok edilmiş
Gençliğinin ve kırık hayatının izleri
Suçlama ne kendini ne beni
Bırak bunada diyelim kaderin cilvesi
İlk ateşi yakışın sebepsiz bence bu kaçışın
Bak umut rüzgarına yelken açtım,
Çaresiz hemde sensiz hastayımya hasretine
Ne yapsamda boşuna

Sen tomurcuk, yoksun bense köklü, bir ağaç
Bilmemki bahar nasıl açacak
Bir demet çiçek oldun burnum yollara uzadı
Gülde, lalede arıyorum teninin kokusunu
Hatırlayıp ipek saçlarını menekşeleri okşuyorum
Sen yoksan herşey boş nefes alıp sineye çekene sor,
İsyanım sana değil, birtanem dağlara, dağlara
geçit vermiyor bana

© Hatice Şimşek



BİR DOST

İşten çıktığımda yolumun, üzerinde ren nehri akardı
Sakladığım hüzünlerimi zavallı bir biçimde,
Bırakırdım onun yorgun kollarına.

Dost olmuştuk, adeta Çağlayanla.
Yaz akşamlarında dondurma yemek için
Oturduğum kahve, kışın, kapalı olur.

Şalımın içine sarılır, üşüyen ellerimi, göğsüme bağlar,
İskeleden sarkan, buzları izlerdim.
Uzaktan, büyükçe bir, yük gemisi göründüğünde
İsteksiz, isteksiz dalgalar oluşur,
Kirlenmiş bu Şehrin sularını,
Tıpkı bir şamar gibi yüzüme çarparken
Dalardım birazcık derinlere
Sığdıramazdım acılarımı, asla bu nehre.
Ya mutluluklarım, küçücük bir adacık,
Kaldı yanında.

El ele tutuşup seninle iğde çiçeği, kokulu
Sevgilimi aradık, terkedip gittiğinde,
Ayrılık akşamlarını senle paylaştım
Havayi fişek misali yanıp, yanıp
Sönüşümün tek şahiti sensin
Ey... Dost neden beni bu kadar istiyorsun
Hasretliğin zor ölümü bile, yalnızca
Seninle düşünürüm

© Hatice Şimşek



ÖLÜMSÜZDÜN SEN

Gülüşlerim kanla süslü üşüyorum,
Çaresiz bir dertteyim sensizlik hastalığım
Ey... kederli hayat kelepçemi vurdun aklıma
Sessiz çığlıklardayım
Akmıyor kalemim konuşamaz yasaklı
Özgür değil dillerim titrerken ellerim
Kan kusuyor yüreğim
Yargısız mahkum oldum,
Söylemezki dillerim

Kafesteki kuş, umut, türküsü söyle
Aşk tutsağı oldum hasretliğim yağar sağanak,sağanak
Uğursuzlukta susmam ben azgın bir volkanım,
Kaderim çorak

Kanadım kırık, uçamam,
Serçe su taşıyor yüreğindeki yılana,
acımı sığdıramadım dağlara
Yitik yıldızlarda sen beni ara
Ölümsüzdün hani söyle... söyle...
Şimdi nasıl gömerim seni
Nereye nereye gömeyim seni...

© Hatice Şimşek



TABUT ÇİVİSİ

Uyuyamadımsa karanlığa, gömülür gece
Horozlar haberci değil, sabahın olduğu yerde
Güneşi balçıkla sıvayamadım,
Beynimdeki menzille
Metropolde yaşıyoruz, anla işte

Elimde bir çakmak,
Taput çivisini çakıyorum ağzıma
Nede efkar, savururum etrafıma
Sis gölgesinde, ciğerlerim
Coşkuyla dans ederken
Kadehimdeki son yudumlar
Yavaş yavaş dökülür bedenime
Sanırım ölümü kestirme yoldan
Bulmuş olurum böylece

© Hatice Şimşek



ÇOCUKSU ARZULARIN


Coşkulu bir arzuydu sevgin,hem ağlayan hem gülen Adımlarınla yazmıştın kaldırım taşlarına, adını Hayatın bir elmastı hani,mutluluğu mutlulukla kesecektin İndirdiğin bütün bulutlar sevgi tohumlarıydı,nisanda yağacak Damarlarında dolaştığını sandığın,yüreğinde nasırlanmış kan Ayrılıkları yıkadın şimdi bitmeyen özlemle Yaşarken bu günü, tütsü veriyor acıların yarınına Leylak kokan bir sevgilinin ardına Aşk bir ceylan güzelliğinde,özgürce boynuna sarılmış Rafa kaldırdığın çocuksu arzularınla

© Hatice Şimşek



ŞİİRLERİNİZ