FERRUH ALIŞIR



Doğum
1967 İstanbul şişli

Eğitim
1986 Kabataş Erkek Lisesi Mezunu
1987-1992 Marmara Üniversitesi  Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü
1992-1995 Mimar Sinan Universitesi, İçmimari Design Master Programı, İstanbul

Edebiyat Seçkileri
Yazınsal sürece Liseli yıllarında denemeler, öyküler , şiirleri ile “Kel” dergisinde
başlamıştır. “Cumhuriyet Pazar“ ekinde,”Yeniyüzyıl Gazetesi”nde eleştiri  yazıları
yayınlanmıştır. Yazınsal dil süreci  sürreal etkilerden oluşur. Raslantısallık kurguda
bire bir belirleyici unsurdur.Bu tutum, kendini şiirsel imgelemin dışında yeni
gerçekçi bir dünyaya götürür.Bu anlayış yazınsal metinlerde, denemelerindede
ağırlıkla, yerini almıştır.
Sanatçı son on yılını “Kara Şiirsel Delik” adlı çalışmasıyla sürdürmektedir.
Etkilendiği yazarlar, şairler arasında başlıcaları; İsmet Özel,Nilgün Marmara,
Neyzen Tefik, Edip Cansever sayılabilir.
Görsel Sanatlar ile ilgili sanatsal kritik yapmış olan sanatçı, birkaç katalogda
önyazı çalışması yapmıştır.

İletişim:
Fetih mobilyacılar sitesi köseoğlu sok. No:57/A K.Çamlıca Üsküdar 34704
ferold@hotmail.com   --  0216 4722344 


Sana,

Geniş kenarlı bir karanlık önerdim,
Üstü, battaniyeler ile örtülen gecede.
Sökülen dişlerim aktı,
Dar sokaklarında geçmiş kalabalığımız;
Arka farları karanlık bir ev,
Bizi unutmadı.!

31.12.1993 Ferruh Alışır.


Dip Belki değildi söylemlerim, unutulmaktan korkma, Bilançoda görünen cesaret, tekil mimozalara aşk deniyor. Ben yetmeye çalıştım ruhuma, Yalnızlıkların yaratıcısı olsak Tenhalıklara, bu özlem niye? Boş dünyada boş sokaklar, Ödünç istedim sevgini, Yavaşlayan zamanın, beni geride bıraktı; Geçmiş sadece masaldı.
12.01.1990 Ferruh Alışır.


Üç kent Denizleri de küçültmüştün Evet, taşkatedral gibi İnce düşüncelerinle, Düşüncesizliklerin adına; Ama o deniz bir hiçti, Yitik bir anlamı daraltıyorsun Aldırmıyordum ...susuyordum. Dünyayı miskinleştiriyordun, Meydanlardaki adın indiriliyordu , Pankartlarda, panolarda, Meydanları ezip geçiyor, Yağmurların toplandığı, Aşkları restore eden kent, Örse yatan kalbi kurtarır, Yabancı, kinkusan yaşam, Verdikleri adına.
13.03.1990 Ferruh Alışır


Geç---Miş O, geçmişe ait olanlar, Günışığına çıkartılmış masum gençliğim, Tadı alınmamış ham meyveler; Tanrı, çıkmış olmalı kendi katına, Bizler, yalnız kafakafaya; başbaşa, Kafa çekerek, ulaştık ona, Olmak değil, Düpedüz olamamaktır inan bana, Kış mevsimi, meyve vermez, Göz kapakların yoruluşu gibiydi, Düşüncelerin suçlu bulunur, Yakar kendini ansızın kitap, Bilgi yoktur. Mesajların yeni geldi, Köydeki kıyı kahveleri gibi, Temiz ve içten kaldı elimde, Kirini arayan temiz gibi. Suçsuzluğum hiçbirşeyi çözemez, Esrarını sende bulacaklar, Benide...
03.03.1990 Ferruh Alışır


Yanmış, devrik güçlerin elinde, Artık, renksiz şeklim, Bende, pekala oynayabilirim! Görünmezi oldun hepimizin, Çocukların malı gibi yaşlı sokaklar, Giz kendini yakar, Acıların, telvesinde kabartıyoruz, Yüreklerimiz eskicilerde, Hasat, mezat, gidecek onlar.
08.07.1992 Ferruh Alışır


Çocuksuz Kadın kadın olmanın büyüsüne...anneme Sayfa sayılarından, dönen bir çember içinde, Sadece oturuyorsun; Ve senin sesinden dolayı mühürlü imza atıyorum belgelere Park etme yasağı süphesi ile tırmanıyorum Nemrut’u Boğazım Hint Bıçağı, Damarlarım, Manş Tüneli. Ne açlığın...sevgisizliğin, yorgunluğun, doğaüstü inanışlarına, Tutunuverdim. Karagözlerimde Bedevi Cinayetleri; Yağmursuz bir dişi at, gideceği yoluzaklığı yok. Şişelerin en solgununu diktim ağzıma, Sahipsizliği boşaldı aşkların içime... Siyah ince şalından akan billur damlalar, İndiler memelerinden aşağı, Gözlerim onayladı tüm tahriğini, Park etme yasağı kaldırıldı, Çöl,azami; ikiyüz feeth hızında bir rüzgara benziyordu. Siyah bir limuzin içinde sarışın kokona ağlar mı? “Kim tüm Dünya nın sahibi kim?”der. Camı kapalı çöl topraklara bereket oldu. Alçaklığın, en ince nişanları dağıtılıyordu, Henüz mütercim tercümanlarımdan habersiz, Çölün, beşyüz feeth kuzeyinde bekliyordum. Nikotin, deposu dudaklarım... Atların, ölüm manşetli haberlerini, Rüzgarın çevirdiği sayfalardan, okuyordum... Tüm azınlıklara aşk vaadediliyordu, Ellerin mavi kısmı, hür kısmı güzel, Şefkatli gözlerimi yüreğine dayadım, Çoğunluk 1000 feeth den uçan uçaktan, Sevgi bombardımanı başladı, Seviyorlardı” ölüler, ölüme koşanlardır, diyenler!” Aşınmamış, dağlarından insan eli değmemiş kadına! Vazgeçemezdim Aşk tan. Susuyordun, uzun süre hareketsiz cesetler, Kumla örtülünce, yeni bir iklime kavuşmuş bahçeler... Kelime , dil, ağzım; yanandünya! ----SICAK ÇÖL! Gözlerim! tuzrengi gözlerim! Unuttum, karanlığa devrettim... Gündüz, benim için koskoca bir yalandı! Geceleri kahraman! Saldırılar ardında aşkı kısırlaştırdılar, Gece masallarına Gül! Hiyeraşik hikayelere, kulak gerek! Titrerdim uzaktaki sesiyle! Ağlamak, yaşamaktan daha cömertçe, Döksün tüm ağrılarımı bedenim, İçindeki, acıya kavuşssun yeniden! Yetimlerden yetim, körden daha kör, Yeşillerden daha yeşil,özgürlerden daha özgür, Bakıyordu Bana Çocuksuz kadın Son nesnesiydi, sevilmesi gereken, dünyada, Ve çöl aşkın 3 boyutunda, yeni bir tanımı, kumlara gömüyordu! Ve her feeth; bir dibe vuruşun, imgesi idi. Çöl, yutuyor ölümü, Erkin dönülmez kararına , son talimat sev! Yaraları sıcak kumla sarıldı, yeşildi tüm dünya, Irmaklar, su taşıyordu Ona, Ve tanrıydı, moderatörüm! Elim şu zavallı bomboş elim, Kavrayamadı, aşk meyvesini Susuzluğuma, son verdim. Anlamsız yazıların sayfaları dönüyor... Gece yarasaları ne istedin benden Bu, gerçekliğin bana en büyük ödülü, Uçan balonuma hava, kanatlarıma tüy lazım, Bir elin sabit gitgeli ve...yelkensiz bir gemi, Döller...döller, erkimden artakalan kurumuş sahte deliller, Bir zamk gibi yapışıyor yüzüme, Utanıyor Çocuksuz Kadın, Ben çok küçük değilim, Rahmine davet edilmedim, Seni, kuzey kabul eder, Esirlerinden en iyisiyim artık, Dudaklarım, söylemlerime kararsız, Edebiyat üstünden, göç ediyorum! Bu son zamanım, Yırtılmış bacaklarına dolanır elim! Gecelerin geceliğini çıkar vebalı kadın! Boşalıyorum ona doğru yağmur gibi---geldinmi?
20.05.1994 ferruh alışır.


TOZLAR VE SİSLER Geri geliyor yolcular, nedense? Arkalarında bağlanmış bavullar kimin yükü kimin yarası! Ne çabuk geçer korkular, yolcular. Gitmek bu olmalı önünden kader geçen gemi! Kolsuz bir fanila fırtınalı vakitte giyilir, Tutsakları sayılı biri Kaptan! Yollanir mektuplar kağıtlarda çizili özlemlerin Adreslere geri geliyor, nedense? Kamarotlar fahişeleri alıyor geceden Yatakları istiyor elde kalmış ne varsa! Yabancı kalmış bir kaç liman? Çoğunun adını ezberliyor Kilisemiz karanlık sularda demirliyor kaybolan sürgün gözlü balıkçı ışığa doğru kürek çekiyor, Tanrı içeri alıyor kayıpları yolcular azalıyor! Bilmem ki havaların azizliği yok edemedi artık toplanmış belleğimi Şafakta bir sütliman sessizliği silületler Ne çekici görünüyor çirkin yüzler! Sis koynuna alıyor denizi anlaşıyorlar...sevişme öncesi son sarılmalar! Kaba bir fırtına habercisi fırtına hortum tayfun Varılıyor eski limana içkiler tazeleniyor! Kayboluyor sevgililer...Tozlar uçuşuyor kalplerimizden. Dudakları unutulur kılıyor hayat geriye dönen olmuyor! “Acıların girdabında kurtarılmayı bekler biri” Kapansın tüm kamaralar artık yerde kalmasın kanım hariç şarkılarını dinlemem lazım O kadından gelen kokular o iğrenç gökyüzü o sevilmemiş adam! Yalanlar suları kuşatıyor. Terketmeyen beni “O KAPTAN” Yalanlarımıydı kurtarılan,düşlerimizde demirli kefen. Hisarlarından esen rüzgarlarını kokluyor tayfalar Ne güzel doluyor aşk bildiğimiz anne ninnilerinde.! Gözler ellerle birleşik;acıların haritası çiziliyor suratımda! Eritiyor bilmediğimiz yanık şarkılarını, İnsanların.,,,
Ferruh Alışır 05.06.2005


GÖÇLER Kapatmış kendini gökyüzü Gözlerim gibi karanlık Saklı tutacağım içimizde kalmış yaraları Terketmeyen aslıma güleceğim; Nasibim yok; artık dehşet renkte boyanmış gözlerimi Al ... bunlar, dudaklarım, ellerim çoktan boynunda Öldürmüş gibiyim, ellerimde kalmış canı! Sesini kısan düğümlerde! ... Bilinmez nerede durdugum, haritası düş bilgilerinden Sevmek için zamanı giydiren kadın Kapatmış kendini tutsaklığını tasdik ediyor...durmadan! Biten rüyada, dönen dünyada teknasibim acı oluyor. Topraklarda ekiyorum kendimi Doğacak güne hesap sormadan Peşime düştü karanlık atlılar Gece yüz görmez, katlimi oturmuş izliyorum Geçiyorum akıyorum sızıntısı açılmış yarama Kafam uçuyor; aklım gibi ! Hala anlamıyorlar ... Severken çoğalacağımı. O çirkin yaratığın O kapkara yüzün ardına gizlendim kapalı tutamıyorum gözlerimi bayılma noktasındayım mirasım yok denizlerde. Kahve renki botlarım kahvem düşüncelerim düşlerim kalbim ağıtları için sipariş verenler artık çalışmıyorum. Kasam biriktirdiklerim savrulmuş kıyamete yetişemedim şairliği öğrenemedim. Yaş büyüdükçe içsel olanı algılıyorum talanı.
Ferruh Alışır


Merdivenler biterken hudutları çizili kasbanın haydutları hırsızları bile gitmiş işgüç bırakılmış ortada bir ilanı yok aradığımın serseri bir at çaresizce dolaşacak masalı bincin toplanacak farketmeden biterken kalkacak tren kaçacak sevinçler büyütülmeden toplanacak hasat limanlar da sessizlikten bekleyen çelikler kuşatacak çıkıyorum
Ferruh Alışır 2005.05.12


Kaçmaktan bıktım, Aslımda gizli bikaç delil; Yorucu gemi taziyeleri,yaş elbiseler kusmuk lekeleri. Savrulan düşüncelerim bıkkın. Yoksun kaldım özgürce seviştiğim kadınlardan. Rüzgarlı yeldeğirmenleri... Adımı çiziyormuş sabıkalılar, Gökyüzündeki boşluğa. Karanlık dizçöktürüyor kaçışa. İnançlarımın kıyısında yalvaran zavallı, Tanrıya soruyor;ordamısın hala?
Ferruh Alışır 06.01.2006


ŞİİRLERİNİZ