DOĞAN ÖZDEMİR





www.doğanbaba.com (kendi özel websitesi için tıklayın)




ÖZGEÇMİŞİ

M.Doğan Özdemir Haziran 1956 da Antalya'da doğdu. Annesinin Adana'lı, babasının Gümüşhane'li olması ve ilkokulu 5, orta okulu 3, liseyi 5 ayrı yerde (yarı dönemlerde de okul ve şehir değiştirdi) okuması nedeniyle, nereli olduğunu kendi de bilmemektedir.
        1975 Yılında o zamanki adıyla Bursa Üniversitesi İktisadi Sos. Bil. Fak. ne girdi. İkinci sınıfta Siyasal Bilimler Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun olduğunda; kafasında 38 dikiş, Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinde beraat ile bitmiş bir dosya ve gördüğü işkenceler nedeniyle lenf kanseri belirtilerine sahipti.
        1980 Haziranında vergi memuru olarak işe başladı. Eylül 1980 den itibaren "asmayalım da besleyelim mi" paşa zamanında çeşitli soruşturmalar ve 3 yıl kemoterapi gördü. Soruşturmalarda aklandı. Lenf kanserini "şimdilik" kaydıyla da olsa atlattı.
        İlkokul 1, şiir bir diyen M.Doğan Özdemir 9 yaşından itibaren ise gitar çalmaya başladı. 10 Yaşında klasik keman, 17 sinde divan sazı ve klavyeler de profesyonel düzeyde müzik yaptı. Orkestralar kurdu. Dağıttı.
        1985 Yılında "Sabahların Sahibi Kim" isimli şiir kitabı basılan Doğan Özdemir, parasız kaldığı yıllarda evindeki diğer kitaplarla birlikte bu kitabı da eskiciye satmış olması nedeniyle, tek şiir kitabından da yoksundur.
        Sürgün gittiği Sinop'ta can dostu Gürol Demir ile Samsun'dan aldıkları bilgisayarlar sayesinde yıllardır digital dünyada bir şeyler yapmaya çalışmaktaydı. Nisan 2000 den itibaren DoganBaba isimli web sayfasında, "pisipisi"si için öyküler, şiirler yazmakta, bestelerini yayınlamaktaydı.
        Kaderin garip cilvesi 1983 de Vergi Denetmeni oldu.
        Bir önceki 7. görev yeri olan Adapazarı'nda, prefabrik bir çalışma yerinde, eşi ve çocuklarından uzakta, 8. görev yerinin hayalini kurmakta iken akciğer ve mesane kanserine yakalandı ve 2002 Nisanında sağ akciğerini kaybetti.
        Eşi Nihal hanımın gayretleri sonucunda, kanser hastalığı sağlık işlemlerinin takibi ve bakımı gerekçesiyle, Tem-Ağu/2002 tayin döneminde, 6. görev yeri olan Bursa'ya 8. ve son görev yeri olarak tekrar atandı.
        M.Doğan Özdemir, 26.06.2003 tarihinde karın ağrısı şikayeti ile gittiği Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine bu kez karaciger kanseri teşhisi ile yatırıldı. Son bir hafta içinde kemik iliği ve kan kanseri teşhisi de (toplamda lenf, akciğer, mesane, karaciğer, kemik iliği, kan olmak üzere altı farklı kanser türü) konulan M.Doğan Özdemir'in 16.07.2003 tarihinde ziyaretci defterine;
"Doğanbaba'yı bugün 11.30'da kaybettik. Sevenlerine başsağlığı dileklerimizle..."
mesajı yazıldı.
        Doğan'ı, 17.07.2003 günü Bursa Hamitler Mezarlığında, tesadüfen manzarası çok güzel denk gelen bir yerde toprağa verdik. Allah gani gani rahmet eylesin.





Mum Söner,

Büyürken umutsuzluk gecede
Bir titrek ışık
bir mum alevi
"bekle" dedirtir
"ne olur bekle."

Basılmamış öykü kitabın için
gitarın perdelerinde kalmış son şarkın
doğmamış güneşin,
yapılmamış gezin,
gidilmemiş sineman, izlenmemiş konserin
bahçede henüz yetiştirmediğin gül için
bekle."

Zaman geçer
Mum yavaş yavaş erir
ışık azalır
boynunu büker fitil parçası.
Mum söner.
Adına hatıra denilen
tatlı bir parafin kokusu kalır.

"Hayat bu kadar kısa mıydı" diye sorarsın son nefeste?
Aşk yoksa... Elbette!
Aşk yoksa... Elbette!


Herkesin gecesinde
en azından
bir mum olmalı. 


Kalmadı, Bu son şarkı Bu son şiir sana. Artık seslenecek halim kalmadı. Geçti ilkbaharım ve geçti yazım kurudu bahçem gülüm kalmadı. Hekimler umutsuz günüm sayılı Sana adanacak ömrüm kalmadı. Hiç gelmeye kalkma Üç saatlik yol... Evde işin çoktur lüzum kalmadı.
7 Çivi, Senden ayrı geçecek yedi gün yedi kurşun kan damlası kaynar suda yedi ipek böceği Çarmıha gerilmiş İsa'yım ben. Yedi gün yedi çivi.
Arabesk Dindi fırtına Bir tek bulut kalmadı gökte... Kırıldı yeni sürgün vermiş hercai menekşe... Goncaları yere düştü aşı gülünün... Zaten çok nadirdi gonca verdiği... kopan bir elektrik teli "av" beklemede sokağın orta yerinde... ve çocuklar birazdan oyuna çıkar... Komşumuz açtı müziği sonuna kadar "sen başka kollarda ben başka yollarda" Bir güvercin indi bahçe duvarına sanki gözlerimin içine baktı "aramızda uçurumlar söz konusuyken olamayız biz birlikte ayrılmalıyız..." Sonra bir çığlık Siren sesleri Kalabalık... Bu sokağın her yanında arabesk Sen sevmezsin, Bilirim. Necla'nın kocasını işten çıkarmışlar... Münevver de özelleştirme kurbanı Temizliğe gidecek ev arıyor şimdi. Belediye Ekmek'e yüzde yirmi zam Eşi beyin kanaması geçirirken sigortasız çalıştığı için hastanelerin kabul etmediği Ayşe Abla vardı ya.... İntihar etmiş. © Doğan Özdemir
Bana benzeyen biri, Gecede bağlama ile yoldaş bir gitar çalıyor. Sesi bana benzeyen biri Zazaca türkü söylüyor "Devran döndü Gece gündüze Kış bahara sen bana..." Sen bana bir gün gideceğini söylüyorsun. Telli - duvaklı Gitar susuyor. Türkü bitiyor. Elleri bana benzeyen biri şiir yazıyor. "ve çöktü üstüme dört duvar kurtulurdum belki istemedim yar. Aynada yüzü bana benzeyen biri gözyaşlarını siliyor. © Doğan Özdemir
Beni Düşünme Hele Yağmur Yağarken, Yağmur çisi çisi "Gel" diyorsun akşam üstü bulutlara inat sevgi Islanmak ne Yağmur ne ki? Bulvarda bir iş çıkışı gelip geçenlerde telaş bir an önce evlerine dönmek için büyük uğraş Arabaların çamuru birikintilerden atla Az kaldı geliyorum Yeter ki sen ıslanma Ansızın telefona kısa bir mesaj gelir "Yağmurda hiç ıslanma buluşmayalım ne olur" Öylece kalırım çalıştığın işyerine yüz metre kala. Sırılsıklam. Ne geriye gider ayaklarım, ne sana... Yağmur gitgide artırır şiddetini Camdan, gelip geçenlere bakarsın. "iyi ki gelme demişim" dersin. "Bu yağmurda..." Beni bu kadar düşünmeseydin keşke. Hele yağmurda... © Doğan Özdemir
Bir gözyaşı diyor ki, Önemli değil düşeceğim yer. Hangi sokağa hangi caddeye hangi yola Önemli olan kimin kirpiklerinden süzülüp kimin beyaz sakalını ıslattığım Yoksa içine düşeceğim çamurun ne önemi var. Dar bir çevre içinde hükümlüsün sen Müebbet. Affın yok. Dört duvarında karanfil kokmayan bir bahar -Herkes bilir. Bahar mevsimi karanfil kokmaz Bu sadece bir şair benzetmesidir- Oysa beyaz sakallarından süzüldüğüm adam Onunla paylaşmak istemediğin yana yana yürümek istemediğin gözlerine bakmak istemediğin yaşamak istemediğin güzel günleri bekler durur. umutlu, hayalci, çocuk Elbette sen bilmiyorsun ve elbette bilmeyeceksin "Gözyaşının gururu mu olur" diyeceksin Ben o kirpiklerin namusunu taşıyacağım Ben hücrede bile gülmesini bilen o siyah gözlerin kataraktını elbette bilmiyorsun ve elbette bilmeyeceksin. Sen o gözlerin aşkını da anlatamayacağını sanıyordun daha düne dek. Çünkü kenarları çizgi çizgiydi Resimlerde hüzünle kaplıydı çünkü Çünkü biliyordu ulaşamayacağını çünkü sonbahardı çünkü... Bir gün yaşlanmayacak Bir gün açıp da sokak kapısını Çekip gidecek. Kimse görmeyecek Ne öyküler ne şiirler kalacak Ne de bir türlü dinlemediğin o birbirine benzeyen şarkılar Bir kez daha düşün zaman var daha "Evet desem mi yoksa..." Benim düştüğüm yer önemli değil Adapazarı'na Kaynarca'ya Bursa'ya Yer çekimi kanunu var. Gözyaşı dediğin Düşer! © Doğan Özdemir
Bir tebessüm...Bir ihtiyar Birdenbire bir çarpıntı Tam da sol göğsünün altında sanki elektrik...basınçlı su yürek yerinden fırlayacak. Telefon çalıyor Boşuna... Aynada bir tebessüm Aynada bir ihtiyar Bakma telefonun çaldığına yanlış numara ... Duvarda bir kafes Çoktan ölmüş içindeki kanarya Aynalar yalan söylemez Elveda!
Biterken, Böyle olur hep Cevap verilmez telefonlara Ya da yüzüne kapanır. Bir dakika olsun ayrılmaz ona Sevmiş, umut etmiş, beklemiş Merak etmiş, korkmuş, beklemiş "Beklesin! Dert mi bana..." Aşk biterken Geride bırakılana Düşse düşse "İyi akşamlar" düşer. © Doğan Özdemir
Eski Bir Tüfek... Devrimciydik Bir parça Che Guevera bir parça Nazım Hikmet... İnanmıştık sınıfsız bir ülküye İnanmıştık silaha kitaba ve türküye... Caddeleri duvarları biz boyamıştık "Ne Amerika Ne Rusya... Bağımsız Türkiye..." Grevler...Mitingler ve çatışmalar... sonra günlük gazete Aydınlık'ımız... Partimiz..Partimiz...Yine partimiz... "İşçiyiz. Haklıyız. Kazanacağız" Şimdi... Yalnız çocuklarımızın isimleri var. Devrim...Deniz... Doğu... Ve Bora Gözen. "Aydınlık" desen, haftalık dergi. Kimimiz bürokrat, kimimiz tüccar. "Doğu" mu? O hala topal karınca. Gerçi arasıra görüşüyoruz ... Fakültedeki arkadaşlarla ... Marlboroları evde bırakıp, birinci içiyoruz gece boyunca. Rakı içiyoruz. Saz çalıyoruz. Ahmet Kaya söylüyoruz topluca. Eeee...Zaman değişti. Biz de değistik. Ama dostlar... Ama.... "Biz devrimi çok sevmiştik." © Doğan Özdemir
Bunun Bir de Adı Vardı Hani görmek istersin de Sabaha karşı yollarda Taksi yok. oğlum... Yürü! Terminalden Ankara Sonra yine taksi ve Akün sineması önü Önce bir öğle yemeği, Sonra büyük bir kitapçı ve bitiş "Bu son görüşmeydi." Tamam "sevmek" yasaktı da "Seni seviyorum" demenin arkadaşçası neydi. Gördüğüm kız bir heykeldi Konuştuğum bir duvardı Ama yüreğimden geçen... Bunun bir de adı vardı... © Doğan Özdemir
Dağ, Dağı hep ben seyrederim Böyle gece böyle zifiri karanlıkta Zirvede çakan şimşekleri görürüm yağmur yağmaz ama Gözlerim dağ yamaçlarında aklım sende "Birazdan gel diyecek" "Birazdan..." "Şimdi..." Oysa gel diyen olmaz asla... Gecede dağ simsiyah bir gölge kalır Belki bildik yerde olmasa görünmeyecek Üşürüm Çatlar dudaklarım soğuktan Ayaklarım kayar uçurumlardan düşerim Cesedim kalır bilinmez kuytuluklarda başucumda bir gelincik boy verir. Sen sanırsın ki hala evdeyim. © Doğan Özdemir
DEVRİMCİNİN AŞKI 1 Saat gecenin üçü Elimde fırça...Kırmızı boya... "kahrolsun" yazıyorum boydan boya. Her türlü tartışmanın bittiği andır bu. Ve yalnızca namluların konuştuğu zamandır bu. Saat gecenin üçü... Uyuyor musun? Vurulmuşum bir duvarın dibinde Haykırıyorum DUYUYOR MUSUN ? © Doğan Özdemir
DEVRİMCİNİN AŞKI 2 Tam dört adım eni boyu,hücremin Ranza da var, soğuk da var, acı da... Botlarımın bağlarını aldılar. Kibritimi, cigaramı, paramı ... Falakadan ayaklarım duygusuz starı yok,haki renkli parkamın Lamba da yok, pencere de, cam da yok Uzaklarda ...Bir vapurun çığlığı ... Güvertede ...Hüzünlerde bir kadın. Taş duvarda yankılanan son seda "Çözülme YOK Konuşma YOK ELVEDA" © Doğan Özdemir
Doğum Günüm, "Bugün doğum günüm" diyebileceğim kaç 20 Haziran kaldı önümde? Kaçındasen olacaksın? Mesajın,sesin Yaşadığımkadar yaşayamamki (teorikde olsa) bukesin! Kimseninaklına gelmedim İşte,sıradan bir çarşamba "Dostlar"desem, birelin parmakları... hattabir elin birparmağı. "Aşklarım"desem birkaç el (hiçyaşamadım ki bireş, bir aşkla) enkötü yanı da bu hissediyorsun yürekgitgide gençleşiyor bedenihtiyarlıyor yaşla. Halatek katlı bahçelibir evim yok. Fazlabenzin harcamayan bir otomobil Yıllardırvergilerini ödemediğim kapımdaduran 89model hurda aldığımdabeyazdı kahverengişimdi pasdan Yaş45 oldu çocuklar hanidoğum günü pastam! Eskiresimlerime bakıyorum da Mahkemekapısı... Bu hastahane İşkencesonrası Burdayaralı... Gençliğimdede ezilmişlik var Elagözlerimde o bildik hüzün hepbir şeyleri aramışım da bulamamışım buyaşa kadar Günde2 paket sigara içerken artıkgünde 2 saat gitar çalıyorum sigaraaklıma gelmiyor sevişmelerdensonraki o an dışında sağlığımşimdilik iyi sayılır arasıradudaklarımdan sızan kandışında Dijitalbir fotoğraf makinası hayal ediyorum Yıllardırparam yetmez. Alamam. 12Telli bir ispanyol gitar Birde Çin Halk Cumhuriyeti'ne gezi Hawaifalan umurumda değil Enfazla Moskova Nazım'ınmezarı... Evet,"son"a adım adım aynıyolda... usanmadım. Baharlaryaşadım çılgın yazlarımgeçti sımsıcak şimdi... ömrümdesonbahar. Nekadar nefes alsam, kar. Nekadar seni sevsem... kar. © Doğan Özdemir
Dost, Biliyorum dostsun. Ben ölesiye severken seni. ben seni... yalnız seni... hep seni... Çarmıha gerilmiş İsa'yım ben. Ve sen sevgili dostum yeşil gözlü Yahuda Aldanma üzerindeki kana çarmıh ta dostdu. çivi de... bana. © Doğan Özdemir
Düşman Döner dönmez büyük kayayı göz göze geldiler İkisi de namluya sürmüştü kurşunu ikisinin de tetikteydi parmakları ve hiç birinin diğerine üstünlüğü yoktu bu allahın belası dağın başında... Bakıştılar. Konuşmadılar. Zaten ikisinin de farklıydı ana dilleri... Ama gözleri.... Ama gözleri... Çocuksu, Ürkek, Sevimli... Önce,en duygusalı yükseltti namluyu göğe... Sonra diğeri... Mavi göğü deldi iki kurşun Yükseldiler Yükseldiler Kimse görmedi düştüklerini Belki de hiç düşmediler Zira... Hiç yerlerde süründüğü görülmemişti insanın, insana duyduğu merhametin... Akşam,televizyon haberlerindeki "ölü" ve "şehit" listesinde ne Memo'nun adı vardı ne Mehmet'in... © Doğan Özdemir
Bir kriz... Birdenzaman durur bubaşka bir an başkabir mekan Dağılırsisler Bakuçuyorsun! Olsaolsa rüya bu güvercinuçar babaannemuçmaz .....hiç uçmaz Benibir gül bahçesinde hayaledersin. Uzamışsakallarım sankikar beyaz herbir gülü birkadına vermişim bahçegülsüz kalmış yinekoca yaz. Kulağındahayal meyal sorular "Alpellayer misin yatavuk döner?" Belkigülümsersin belli belirsiz "menemen"deyip "sahanda yumurta yaptığımısöylersin sende içinden Ütüyümethederim Akıllıütü 7Saniye kımıldatmazsan elektriğinikesiyor kendi Pantolonütülersin yalandankızarım "allahkahretsin yineçift çizgi!" Lokantaçıkışlarında kavga ederiz İkimizinelinde kredi kartı "Bugün benim günüm" "Hayırbebeğim... Seninki cuma" Nakitpara desen, çoktan tükenmiş Aybaşınınertesi kiminumurunda. Sonrabir ses çağırır seni Hayaldünyasından gerçekzamana... Karşındaeşin ve çocukların "hoşçakalaşkım" dersin içinden "hey!"dersin "krizdi, geldive geçti silingözlerinizi benburadayım..." © Doğan Özdemir
Görünmez Kaza, Her buluşmamızda bir bahanemiz var Bilgisayar, iş yoğunluğu üzerine nescafe, yemek... Her seferinde dilimin ucuna kadar geliyor "seni seviyorum" demek. Mutlaka yürüyoruz. Amaçsız. Yan yana olmak bile çok güzel. Giysilerini seyrettiğimiz bir vitrin camında yüzümün çizgilerini görüyorum önce Ne kadar yaşlıyım senin yanında. "Burada ayrılalım" diyorum hemen. "İlgin için sağol Adapazarı'ndayım yarından sonra düşerse yolun mutlaka uğra" Ardıma bakmadan yürüyorum Ne yana gittiğimden habersiz Sonra bağırışlar duyuyorum "Önüne baksana be adam!" "Ezileceksin, dikkat et!" "Çekil!" Caddenin gürültüsüne karışıyor yüreğimin çığlığı ve bir otomobil altında kalıyor sevgim. Görünmez kaza bu suç kimsede değil. © Doğan Özdemir
Gülün Ömrü Göz kamaştıracak kadar güzel Dalında mağrur pembe. Bir hoyrat ele yetmez de gücü kızıla boyalı saçlarda şimdi. Kokusu yanakta o beyaz tende. Hani aşıktı bülbül? Hani uğruna mahur besteler? Hani gül mevsimiydi bahar? Gül olmaya gör Ömrün bu kadar. Saçlarda süs oldu, gitti. Bülbüle küstü de gitti. Bitti. © Doğan Özdemir
Güvercin Hey! Penceremin kenarına konan güvercin Güzel gözlerinde hüzün Göğsün Bir demirci körüğü gibi inip çıkmakta. Soluklan biraz Fırtınalar yağmurlar geçmişte kaldı Önümüz yaz. En fazla gece olur burada Başının üzerinde milyarlarca yıldız Gece körlüğüne düşmezsin Hele bakmayı bilirsen gökyüzüne Üşümezsin Uçma! Dur... Kanadında bir bıçak yarası mı var? Hangi hoyrat ellerden kalma bu kesik? Belki ilk güven İlk boyun eğiş Belki ilk tuzak... Özgürsün bende. Korkma! Özgürlüğün değerini bilen biri var karşında İstediğin an.... Bir başka pencere.... Ama... İçtiğim suyun tadına bir bak Pencerenin pervazında yem de var Bildiğim şarkıları söyleyeyim kulağına Sen yalnızlığımı unuttur bana Yarını düşünmeden Pencere kenarında İki yürek olalım. Bıktığında çırp kanatlarını gökyüzüne ben sırtımı döneyim Sahi... Bilmiyorsun değil mi? Uzun uzun gözlerine baktığın ve yalvarışlarını dinlediğin bu yaşlı adam müebbet hapse mahkum biridir ve demirlerine konduğun onun hücresinin penceresidir. © Doğan Özdemir
Hoşçakal, Ben beyazlaşan saçım - sakalım içinde sevecen bir çocuksam sen gençliğin ve güzelliğinde şımarık ve asi Affet beni Sevdiklerinle ömür boyu mutlu kal Ben kendi sirkime dönüyorum Hoşçakal. © Doğan Özdemir
İhtiyar, Gökte ay güldü bana Güldü dedi "vay tamahkar! O henüz dalında gül bahar gülü Sen ise bir... ihtiyar..." "Aynıdır yazdığın şiirler Aynı makamda ezgilerin Aynaya bak Bak yüzüne Ne kadar çok çizgilerin" "Bu eller sevemez bu gülü Bu yürek sağır anlamaz Bu ömür bitmiş - tükenmiş Kendi kavgasında yenik Kendi hayatında yalnız..." "Dostu az - düşmanı çok Sıradan görmese eğer çoktan seçecek ölümü Doğacak günden umutsuz Hasta yaralı mutsuz. Denk midir hiç akla kara Denk midir hiç gece gündüz" Yıldızlar hak verdi aya gecenin bulutları esen poyraz dağdaki sis Yalnız biri Sönük ... Uzak Bir yıldız dinledi beni. "Seviyor dedi bu yürek Kendi bahçesinin gülü Bırakın bildiği gibi..." © Doğan Özdemir

ŞİİRLERİNİZ