AZAD AYYILDIRIM







Mine’ye

Sen
Gözlerime bakıp yüreğime sızmak istiyordun!
Tüm sızılarınla!…
Ama geç!
Geç!…
Ben ise
Senden habersiz
sana hep hırsız derdim;
“Bu kız,
WAN gölünü çalmış
ve gözlerinde saklamış”…
Oysa ki
Çok isterdim çaldığını paylaşmayı.
Yani,
suç ortağın olmayı…
Ölümse seninle ölmeyi…
Senden habersiz
namluya sığdırmak istediler yüreğimi…
Ama
yüreğim namluya değil
namlular sığdı yüreğime…
Vurulup düştüğüm yer,
bedenime işgal
kanıma mülteci mekan…
şimdi,
baş ucumda kan kırmızı bir gölüm!
Gülüm,
Umutlarım dağa sürgün
Söz Gülüm
döneceğim sana bir gün...

Azad AYYILDIRIM
Würzburg –Nürnberg (Almanya)

Bêrîvan 1 Bêrîvan henüz yedi yaşında. Dağların eteğinde ürkek bir ceylan? Sıkı sıkıya sarılmıştı sol yanına. Yanı ki, onun tek yaşama kaynağıydı Konuşmadığı ve merhametini hiç görmediği tanrıların emanetiydi sanki. Bêrivan ölümü tanımazdı ama tanısaydı Belki ilk defa katili olurdu onun Çünkü, Bêrivan'nın coğrafyası ölüm kokuyordu. Ermeni yaylasına inerdi. Gülleri incitmeden, Güllerin arasına mevzilenirdi. Bulutlara dalaşır, dağlarla konuşurdu “Ölümki korkaktır” derdi, Bêrivan “Ben buradayım” Güllerse: " ölümki erkendir Bêrivan, tanımazs?ın, küçüksün, sararsa bedenini üşürsün, bizi yanlız koyarsın, bir çobanın kavalında yüreğimizi ezen bir ezgi kalırsın" Dağların düşünde, döşünde ve dürüşünda Bir kardelenin sessi o ses ki, Bêrivanım’ın tek nefesi… Bêrivanım, süt sağanım, hayat saçanım, tek sığınağım… Gözlerin ki, Zülmün rahminde özgürlüğün dölü. Dört ülke bir ülkeye hamile. Sancısı ol şu doğumun! Doğ!… Doğurt!…
Azad AYYILDIRIM
1999.Nürnber ALMANYA

Ey Çığlık! Sana tutunmak istedim, ama ellerim yok benim. Unuttum soylu bir sevdanın ellerinde ellerimi… Zülumün saçaklarında asılıyım, yurdumun kirpiklerine gerilmişim, gözlerinde rehinim ben… ve gözlerimin önünde, çocukluğum can çekişmekte, kanlar içinde… güneşin eli yaralarımda, ve şevhetli bir orospu gibi saçlarını tararken ölüm, gözlerimin ferinde sen, çığlığımdın benim… Ey yurdum! Bana senin sinende ölüm, zülüme zülüm ve sana da ÖZGÜRLÜK YAKIŞIYOR…
Azad AYYILDIRIM
13.08.05 London

Seven Sister`s Street`te Bir Gün” Yedi bacılar sokağında hiç bir bacı yok! Acı bir keman sesi yankılanır, gül yaprağı yanağında Çinli Kız’ın... Içimde korkunç bir boşluk var. Ülkem kadar uzak, ülkem kadar derin Londra’da lordlar, leydiler ve birde ayıp olmasın diye yabancı(lar) Çarmıha gerilmiş Isa’yı beklemekte!… Oysa şimdi Isa alkol, sperm ve parfüm sarhoşluğuyla kızların diri göğüsleri arasında sallanmakta!… Bense sevdasını sol memesinin altında biriktiren Bir Kürt genciyle şarap içmekteyim(!)… Düşlerini döverek severken yine dünden kalan yarım yamalak aşk kırınılarını topluyor cöpçüler ve yeni sevda parçaları çalınır, çalınır Oxford Street’de!… Ben ise dövülerek yüreğime nakış nakış işlenen o deniz aşırı sevdamı ve uğrunda nice acılar çektiğim Sevdamın gizli gizli gözlerinden öptüm. Ve içimdeki Kürt beni döverken taktım koluma iki acı Kürt Stranı`nı… Ustelik sıgaramda yok bu modern kente!… Simdi gidiyorum, tutsaklığın ve köleliğin yüzüne tükürerek, kollarımda iki Kürt şarkısı Sipan û Xecê. Ve sırtından ihanet hançerı yiyen bir iskoç şarkısının yarasını öptüm. Elden ele dolaşan ve ihanete bulaşmayan, Marry`mın O kutsal olan özgürlük abidesi, Ve kanla işlenen o Kızıl Mendil nerede?… Gidiyorum kulaklarımda, ciğerleri sökülen William Wolles`in “Freedom” çığlıkları ve ensemde dağlarımın nefesi. Öldürecek, beni bu ay ışığında bulut dudağındaki kaval sesi Erzurumda `kestiler yolumu`türküsü hala söylenir benim coğrafyamda. Ve dönüyor bakıyorum ki bütün kurnazlık güdülerini yitiren, aylak bir tilki gezerken binlerce insan arasında, Ve bir zenci, kendi rengiyle tarih sayfalarına kusmakta. Ben ise bir martı sesiyle tutuşturdum kendimi, O deniz dalgalarını gözlerinde taşıyan Ingiliz Kız’ın gozunde… Karşımda karnı şiş, kafası boş, bir lord oturmakta. Lordum!… Beni tanıdın mı? Diye sordum. Ben özgürlüğüme Rus ruleti oynayan bir Kürdüm…
Azad AYYILDIRIM
23-12-2002 ,Londra

ŞİİRLERİNİZ