ALİ KAYBAL







Rubai - 2

Öfkem kabarır bir de benim işte o an
Taş olsa düşer baktığımız, haydi dayan
Yol bulmayacak kahpeliğin tez tükenir
Düşmanlara son şans tanımaz gayri zaman.

Ali Kaybal


DÜŞLERLE GELEN MUTLULUK Göğün mavi derinliğinden bir yıldız kayıp düşse, Bir gölün yüzeyinde nilüferlere dönse, Ahu gözlü ceylanlar sudan içmeye inse, Seyretmeye doymasam bu güzel manzarayı. Ceylanın dudakları suyun yüzüne değse, Ateşi suzan olsa da gözler aşkı görse, Güller açsa dalları, bülbüller ses verse, Okşamaya doymasam o kaşları karayı. Elim her uzanışta, yaksın beni ateşse, Ruhuma vursun şavkı, aydınlatan güneşse, Bana layık olacak, gönlümdeki o eşse, Başkası dindiremez içimdeki yarayı.
Ali Kaybal


HEP SENİ Yokluğunun derdiyle ,gözüm görmese hani, Ruhuma gir, bedenimde hissedeyim seni, Can bedene girende, aşk uyandırır teni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Konmasan dalıma, gelmese bülbülün sesi, Dalımda gül hissederim, koklarım seni, Haber getirir, beklerim seher yelini, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Unutur sanma, yanağa konan buseni, Dudağımda hissederim ılık nefesini, Seslerimi dağlar yankılasın, bekle beni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili. Dermani’yim tutarım perçemi, saç telini, Rüyada bulsam kolların sardığı yâreni, Mutluluğa çağırır bulurum bekleyeni, Bir sevgiye yeter, kalbe giren bir sevgili.
Ali Kaybal


YALNIZ SANA AŞIĞIM Derdimi dağlara açtım, dağlar bile ağladı, Yokluğun ateşe döndü, yüreğimi dağladı, Yeter ki sen mutlu ol, derdi ben çekip azıyım, Yıllar geçse unutamam, yalnız sana aşığım. Derdimi ummana döktüm, umman bile almadı, Aşkını kalbime gömdüm, hiç kimseler duymadı, Yeter ki sen üzülme, derdi çekmeye razıyım, Yıllar geçse unutamam, yalnız sana aşığım.
Ali Kaybal


SENİ KİMSEYE SORAMADIM Rüzgar fısıldadı kulağıma, Saba yeli gibi saçlarıma, Meltem oldu değdi yanağıma, Gönlüme girip serin tuttu da, Seni hiç kimseye soramadım. Göl üstüne düşen suilete, Mucizeyle gelen keramete, Kahve falındaki kehanete, İşaret edilen yar oldun da, Seni hiç kimseye soramadım. Minarelere asılan mahya, Ay ışığında buluşan ziya, Nur olup gözde görülen rüya, Ateş böceğiyle tutuştu da, Seni hiç kimseye soramadım. Çölü aşıp geçen bedeviye, Cennetten selam salan huriye, Güneşin düştüğü palmiyeye, Gölge durup ruhumu sordu da, Seni hiç kimseye soramadım. Denizden baş çıkardı balıklar, Gökten kayarak indi yıldızlar, Bereket doldu düşen yağmurlar, Aşkıma tohum oldu açtı da, Seni hiç kimseye soramadım.
Ali Kaybal


SANA GELİRİM Seninle olmak için el ele, yürürüm mahşere, Allah’a yalvarır, vuslata giderim meleklere, Dua ol sen semada, seninle yayılırım göklere, Göğe açık avuç bulurum, gözüne nur gelirim. Aramızda dağlar olsa, zincir vuramam gönlüme, Göklere fışkırırım, yanan ayrılık ateşinle, Alev topu gibi püskürürüm, akarım lüle , lüle, Toprağı yeşile bürüyen tohum olur gelirim. Koza ören böcekten, ipek örülürüm tenine, Dut ağacından, inleyen sazın olurum eline, Mızrap gibi perdede, dokunurum sazın teline, Gönüle düşerim sevdayla, nağme bulur gelirim. Çiçek tozundan alınan, bal olurum kovanına, Sofrana konulan tat olurum, kiraz dudağına, Ceylan mayasından çıkan misk-ü amberim boynuna, Buse konan yüzüne, gülücükle dolar gelirim. Dermani veren su gibiyim, avuçlarına dolar, Gülüne kavuşmuş bülbül gibiyim, dalına konar, Mühür basılı parmak gibiyim, saçlarını okşar, Dağı delen künkle çağlar, hayata döner gelirim.
Ali Kaybal


ŞİİRLERİNİZ