AKIN





PARİSTE ŞUBAT

Orman gibiydi yüzleri
Rüzgãrlarla indiler geceye
Ve keman çalarlardı
Islak ekmekler ellerinde
Paris gecelerinde
Kömür gibiydiler
Kadınlarından uzak
Hayatları ceplerinde
Ve paltoları siyah
Ve kemerleri ıslaktı
Paris gecelerinde
Sırılsıklam aşıklardı
Ve inanılır gibi değildiler
Hayretler vericiydiler
O sokaklarda
Gece yarılarında
Kayboluverirlerdi ansızın

Akın


ŞARABİ AŞKIM Aşkın şarabı budur diye sunduğum önüme Dudaklarında ezdiğin üzümlerdir Ki belli Sunduğun kadehin parlaklığı İçtiğim bu kadehdeki bu billuri Pirlanta gözlerinmiş meğer Nergiz örtülü bahara Koşarım senin çıplak ayaklarinda Bir piç sevdadır bu Sereri bir bıçak gibi saplı Akar kanım ılık sıcak Okyanuslar şãhidimdir Seni içmek bu limanda Bu sarhoşluk Rüzgãra direnen bir yelken gibi duruşum Bir bilsen çingenem Senin yüzünden.
Akın


İSTAVROZ Saçlarımı ve yüzümü Deniz suyunda yıkadım Önce güneş doğacak Düşeceğim yola Bakacağım ardından Sana Ve günahlarıma.
Akın


SON UÇUŞ En son martıda çekip gitti Son çığlığını atarak sokağımızdan Kapkara sokakta Kalakaldım yalnız Böyle yaşanacaktı yalnızlık Yürüyordum kendi yalnizlığımı Gecedeki sokağın sonuna doğru Pardesum yağmur ve ben Kepenkleri çekilmiş meyhanelerin Sağlı sollu Bandırmalı sevgilim Keşke yanıcığımda olsaydı Üşümezdi ellerim böyle Annemi kırmasaydım keşke Çıkmasaydım keşke bu gece Keşke başlamasaydım şaraba Uslan artık deli gönül.
Akın


ŞİİRLERİNİZ