AHMET DÜMRÜL







K.Maraşın Pazarcık ilçesinin,
Küçük Üngüt Köyünde 1948 tarihinde dünyaya gelmişim
Köyüm:
Bir çok Anadolu köyü gibi, dağların arasında unutulmuş
Dört yüz beş yüz hanelik bir köy.
Üst yanı dağ alt yanı uzun bir kaya.
Üç dört km.boyunda yatan bir yılan gibi
Yüksekliği yer yer deyişir yüz‘le iki yüz metre arası
Kayanın dibinde yem yeşil bir dere Yaşıyan bir cennet :
Kayanın dibinde bize hayat veren üngüt suyu akar.
Gözesinin buz gibi suyunu içen bir daha unutmuyor
Bizden önceleride uyğarlıkların yaşadığını belirten
medeniyetlerin izi var
Kayalarda oyma evler evlerin içi nakış nakış işlenmiş
Sert kayayı keski çekiçle oymuşlar
Oraya çıkmak için otuz metrelik merdivan lazım
Üngüt deresinde üngüt suyunu nazlı nazlı aktığını
Kayanın başında seyretmek her şair‘in duyğularını kabartır ruhunu
okşar.
Nerden bakarsan bak
Dağ ile kaya arasına konmuş bir Kartal yuvası bir kale gibidir
Her çiçeğin bir rengi , her güzelliğin bir bedeli var.
Bizde ağır ödedik bedelini
Çocukluğum orda geçti
Yaşam doğanın insafına kalmıştı.
Kışı çok sert geçerdi yazları kurak
Yol yoktu,araç yoktu,dotoru yoktu dert çoktu
Sıtma,gırip, kızamık sırayla
Sayamadığım hastalığın daha nicesi can alırdı
Benliğimden silinmiyen anılar
Bizler doğayla savaştık, duvayla yaşadık, muskayla sarıldı hep
yaralarımız
Çaresizlik bilinçsizlik başımıza neler getirdi
Kader ,yazı demişiz beceriksizliğimize.
O üngüt deresi var ya o Cennet varya bize Cehennem‘ide yaşatı
Ne yazık ki hallen ne ebe ne Doktor var yaşam doğanın insafına kalmış
böye gelen
böyle gitmesin

Ahmet dümrül



SEKİZ MART bu gün sekiz mart kadınlar günü gül‘üm bilmem kaç sekiz mart geçtı kaç bahar çiçek açtı kaç güz yaprak döktü kaç asır geçtı kaç asır senin suskunluğun geçmedı GÜL‘ÜM eşinden çocuğunda başkası görmemiş yüzünü/tanımazlar seni saklamışlar duvarların arkasında çarşafların içinde aşkına kaçak demişler güneşi çok görmüşler/almışlar satmışlar benliğini gasp etmişler parkında deyilsin GÜL‘ÜM saklanma karanlıklarda görsünler seni anasın ana bilsinler seni sana geceyi vermişler dört duvar arası deyildir dünya GÜL’ÜM vur tekmeyi utanç duvarlara tabular yıkılsın yaşamı güzel’leştir gündüz’nü yarat haykır bulutlar çarpıştı desinler aşkı baharı güneş’i yaşa el’in hamuru çoktan kurudu artık susma öyle konuşan dil çalışan el kabaran yürek ol yaşamak hakın hakını al düşünme öyle katıl zamanın akışına bütün harikalar sende mucizeler yarat yok saymasınlar eksik deyil sen KADINSIN insanım deme uğruna ölenlerde var vaadler boş olmasın umutların sönmesin GÜL’ÜM dünya kadınlar günü sekiz mart bu gün senini günün saklanma karanlık’larda görsünler seni unutma bu gün’ü hatırla kadın olduğunu hatırla ana olduğunu unutkanım gül’üm hatırlat bana ANNELER gününü
Ahmet Dümrül 14 3-4-1997


KURBAN OLAM Kurban olam artık benide anla Zalimin geçtigi yol etme beni Bu dünyada zaten haksız yaşıyor Haksızı kayıran dil etme beni Yola çıkan yolcu gider üşenmez Duyğular kabarır hasret boşanmaz Yürek yanmayınca sevda yaşanmaz Ateşi söndüren kül etme beni Karğaların dönüşünü görmüştük Yaramıza halkta sevgi sarmıştık Bu kavğaya beraberce girmiştik Hayın tuzaklara mal etme beni Şafakların sancısıyım nazıyım İki yanı keskin bıçak ağzıyım Sade özgür yaşamaya razıyım Sermaye adına pul etme beni Ahmet Dümrül yalan söylemez dilim Ne cellat niyetli ne azrailim Kimseyi yakmaya taraf deyilim Ateşe uzanan el etme beni
Ahmet Dümrül


DOSTLUK BARIŞ Dostluk barış huzur dolu Nice yıllara yıllara Her şeyimsin Anadolu Nice yıllara yıllara Yeni yılın kutlu olsun Bu yıl barış yılı olsun Bir yıl daha doldu gitti Acı tatlı geldi gitti Kimisini aldı gitti Nice yıllara yıllara Yeni yılın kutlu olsun Bu yıl barış yılı olsun Ora gurbet bura gurbet İçim hasret dışım hasret Seni özlüyoruz elbet Nice yıllara yıllara Yeni yıllın kutlu olsun Bu yıl barış yılı olsun Erişeyim dağlarına Kültürüne çağlarına Selam bütün sağlarına Yeni yılın kutlu olsun Bu yıl barış yılın olsun Akarsular kurumasın Yerde tohum çürümesin Katliyamlar görülmesin Nice yıllara yılara Yeni yılın kutlu olsun Bu yıl barış yılı olsun Ahmet Dümrül: Sora sora Terini döken pazara Bedel ödemiş yazara Nice yıllara yıllara Yeni yılın kutlu olsun Bu yıl barış yılı olsun
Ahmet Dümrül


EKMEK 1 28-06-1993 Ekmek dedim toprak dedim iş dedim Kimi tıka basa kimi aç dedim Ben insanım demek neden suç dedim Bir namlu ucunda buldum ben beni Aydınlığa çıkan yolu ararken İnsanı her şeyden kutsal görürken Bulutların tepesinde yürürken Batağın içinde buldum ben beni Yaşam boyu sıcak sevgi bulmadım Bir gün bile eylenmedim gülmedim Bir ömürde bir an mutlu olmadım Ayaklar altında buldum ben beni Ahmet Dümrül: kuramadım düzeni Başa taç eden var yoksul ezeni Zalim dünya sanki cadı kazanı Zaman tünelinde buldum ben beni
Ahmet Dümrül


KURACAK 30-6-1993 Kuracak bir hayyalim yok Yol gidecek mecallim yok Hal anlatacak dillim yok Bak ne yaptı zaman beni Çalışmaya elim tutmaz Düzelmeye belim tutmaz Anlatmaya dilim tutmaz Bak ne yaptı zaman beni Söz verince cayamazdım Yapamadım diyemezdim Sevdalara doyamazdım Bak ne yaptı zaman beni Cehalletin kurbanıyım Ateşi söndürmez suyum Geçmiş günün yorğunuyum Bak ne yaptı zaman beni Ahmet Dümrül var bir derdim Kimler için ömür verdim Haksızlığa haykırırdım Gör ne yaptı zaman beni
Ahmet Dümrül


3 01-07-1993 BU DEFA Bu defa bana çok zalim vurdu yar Atılan her ok bağrımı delmezdi Benim bu derdimi anam anlardı Oda çekti gitti geri gelmedı Doğan güneş kızıl kanda allandı Gören gözler dayanmadı ağladı Işin ucu ta derine dayandı Gayrı dert çekecek gücüm kalmadı Kim duyar bu feryadımı acımı Haykırsam dünyaya döksem içimi Başkasının hatasını suçunu Daha benim gibi çeken olmadı Bir ömür harcandı gidiyor boşa Cahilin eline edildi maşşa Herkes sevdiğiyle girdi temaşa Ahmet Dümrül yaşamayı bilmedi
Ahmet Dümrül


4 02-07-1993 BOĞAZIMI Boğazımı bir hıçkırık düğümler Yaşadığım bu yer Maraş deyildir Gözlerim sulandı içimde buruk Benim deli gönlüm hiç hoş deyildir Yatermi geçmişi maziye gömek Yetermi sevdamız yaşandı demek Yakışmaz insana yalan söylemek Benim başım dertsiz bir baş deyildir Her kadeyi şerefine kaldırdım Bir ben içtim birde geceye verdim Bak kendi kendime hayaller kurdum Gece benim kadar sarhoş deyildir Bu aşk yüreğime girdi kavurdu O yarsa ömrümü yele savurdu Kim erken kalktıysa bir tekme vurdu Ahmet dümrül cansız bir taş deyildir
Ahmet Dümrül


5 10-07-1993 ÜÇ BEŞ Üç beş yobaz işi deyil İşin içinde çok iş var Dört yüz eli sene sonra PİR SULTAN yeniden darda Yüreğim bir yanar dağdır Ateş bizi korkutamaz Akarsuyu tutuşturan Gözesini kurutamaz Güneşe çamur atanlar Yine matem bıraktılar Zafer çığlığı atanlar Otuz yedi can yaktılar Harcında mahsum kanı var Kanlı sıvas kaynaşıyor Duvarları eskidikçe Yeniden kan bulaşıyor Ahmet Dümrül bıçak olduk Şimdi bilenmiş haldeyiz Kesildik asıldık yandık Biz kurbanlık koyunmuyuz
Ahmet Dümrül


6 14-07-1993 İŞ IŞTEN İş işten geçtikten sonra Ne diyorlarsa desinler Yar kötü bildikten sonra Ne diyorlarsa desinler Bilinmese batıl derler Oyun bozma katıl derler Yokmuş sende akıl derler Ne diyorlarsa desinler Acıdım ağman dediler Uymadım alçak dediler Susunca korkak dediler Ne diyorlarsa desinler Buz erince sular çağlar Denizi selamlar dağlar Bazen meleklerde ağlar Ne diyorlarsa desinler Dümrül artık vakit geldi Sebebim sevdiğim oldu Kaybedecek neyim kaldı Ne diyorlarsa desinler
Ahmet Dümrül


7 16-07-1993 MUTLULUK Mutluluk ağacım bir çiçek açtı Bu gün benim mutlu olduğum gündür Çalınsın çalğılar meyler dağılsın Bu gün benim mutlu olduğum gündür Ocakta demlensin kaveler çaylar Donansın süslensin şehirler köyler Artık dilim durmaz söylerde söyler Bu gün benim mutlu olduğum gündür Parmaklarım sevda teline deydi Halaylar dizilsin oynansın haydi Görünmek başka şey olmak başka şey Bu gün bemim mutlu olduğum gündür Dümrül:Güneş doğdu gönül dağıma Anlam vermediler taşkınlığıma Siz bakmayın benim şaşkınlığıma Bu gün benim mutlu olduğum gündür
Ahmet Dümrül


8 27-07-1993 UTANSIN Elimi kolumu bağladı zalim Bakıpta halime gülen utansın Bir duman sis çöktü görünmez yolum Aydınlığa zoru olan utansın Utansın yolları kesen utansın Garibin bağrına basan utansın Birazda sevgidir yaşamın tadı Bunca katliyama susan utansın Neden suç olurmuş gerçeğin sözü Benmi vurdum yetim ile öksüzü Hiç bir zaman kayırmadım haksızı Yoksulun belini kıran utansın Helaline haram katan utansın Emeğin hakını yutan utansın Bizden değil diye hücüm ederek Ateşlere insan atan utansın Sağ kolum kesildi solum bağlandı Bir gözüm gülerken biri ağladı Yükselen çığlıklar yürek dağladı Beni yüreğimde vuran utansın Utansın kurşunlar sıkan utansın Utansın yürekler yakan utansın İnsanlık onuru’Dümrül’ün derdi Dostluktan barıştan bıkan utansın
Ahmet Dümrül


9 10-08-1993 NURHAK Nurhak dağın tepesine Demirden kuş kondurdular Orduları sağa sola Alay alay gönderdiler Çağ atladık geri geri Sabana koştuk reçberi Yaylaya giden göçeri Çöle doğru gönderdiler Ödül’lenir cana kıyan Bu gidişe gelde dayan Tuzağına düştüğü an Ateşini söndürdüler Ellerimi bağlamaya Dillerimi bağlamaya Yıllarımı bağlamaya Nasıl ayet indirdiler Düşman olduk dost ararken Aldırmadık fırsat varken Vatan Millet Bayrak derken Dümrül:seni kandırdılar
Ahmet Dümrül


10 23-08-1993 KİM DURDUĞU Kim durduğu yerde menzil almıştır Doğru denen yolda yürümeyince Kimin anasının yüzü gülmüştür Gözündeki yaşlar kurumayınca Engeller çok fırsat vermez el vermez Ayak yanlış basar yözler yol görmez Çöller tuzak dolu dağlar bel vermez Ufuklardan Güneş görülmeyince Ateşlendi barut kana katılır Çığlık sesleriyle gece yırtılır Hangi mahküm zencirinde kurtulur Celladına karşı direnmeyince Kimi tespi çeker tekkeye gider Kiminin serveti devletler kadar Asalaklar göbek atar dans eder Etikleri birbir sorulmayınca Ahmet Dümrül zaman geriye gitmez Onu durdurmaya güçleri yetmez Yoldaş başlatığın bu kavğa bitmez Halkın yaraları sarılmayınca
Ahmet Dümrül


11 01-09-1993 ASİ CAN Asi doğmuşuz asi can Haksızlığa baş kaldıran Yaşıyoruz biz ölmedik Sevinmesin bizi vuran Zalimler zülüm dayatır Tarihler bunu anlatır Yaşamanın sancısı bu Yüreğime kan damlatır Güneş solğun ısıtmıyor Göksu küskün buz tutmuyor Yüz bin kere inkar olsa Yaşıyanlar unutmuyor Nurhak dağı şen olasın Zirvende davul çalınsın Karanlığa meşalleydik Kanımız yerde kalmasın Engizek ölüm kokuyor Acı-Dümrül’ü:yakıyor Başında bir kara bulut Nurhak gözyaşı döküyor
Ahmet Dümrül


12 09-09-1993 TIKANDI Tıkandı damarım kanım akmıyor Dost dediğim beni sormadı bu gün Göğsümdeki cevher durdu çalışmaz Doğan güneş umut veriyor bu gün Açan açtı bağrıma bu yarayı Tüm sevdiklerimle açtım arayı Çatırdadı gönlümdeki sarayı Kaynar deli yürek durmuyor bu gün Kimi sevdalanır havalı gezer Kendi kaderini kendisi yazar Yaşamın amacı varise güzel Elim kolum işe varmıyor bu gün Dümrül: can tatlıymış geçemez oldum Derdimi kimseye açamaz oldum Ak‘mıdır kara‘mı seçemez oldum Kapandı gözlerim görmüyor bu gün
Ahmet Dümrül


13 28-09-1993 ÇEKİLMESİ Çekilmesi zor olsada Dayan deli yürek dayan Yalan dünya dar olsada Dayan deli yürek dayan Yaşamak kolay deyildir Yaşıyanlar iyi bilir Her başın bir sevdası var Dayan deli yürek dayan Ne işler geldi başına Her bela düştü peşine Kan karıştı göz yaşına Dayan deli yürek dayan Öfke gelir göz kızartır Telaş sabrını azaltır Direnç umudu yaşatır Dayan deli yürek dayan Dümrül: yazlar sıcak olur Güz‘de dağlar çıplak kalır Kıştan sonra bahar gelir Dayan deli yürek dayan
Ahmet Dümrül


14 21-10-1993 ŞU KOCA Şu koca dünyada fazlamıyım ben Duyğularım hapis düşüncem yasak Bir adım işçidir bir adımda halk Elim kolum işler durmaksa yasak Asker hudutlara bekçi dikilir İşçim fabrikada belin bükülür Halkım savaşlarda canım çekilir Kimin için ölem demekte yasak Hep çıkar uğruna kuyu kazarlar Mülkkiyet adına ferman yazarlar Suçlu deyil güçsüzleri ezerler Anlatması suçtur görmekte yasak Ahmet Dümrül daha diyorlar erken Kardeşi kardeşe düşman ederken Namlu karşısında yaşam sürerken Korktum desem ayıp kaçmaksa yasak
Ahmet Dümrül


15 03-11-1993 AĞIR DAĞA Ağır dağa kar yağmış Yol gitmiyor Maraşa Avcı gözünü dikmiş Tuzağa düşmüş kuşa Her şey bitiği yerde Yeniden doğar gül’üm Yaşamanın bedeli Bazen ansız bir ölüm Ver elini elime Uzaklaşan ayrılır Başın yere düşerse Yaşamak haram olur Dümrül: kararlı yolda Gidiyor koşa koşa Ellerini uzatır Her şafakta Güneşe
Ahmet Dümrül


16 23-11-1993 ATEŞ TÜNELİNDE Ateş tünelinde çekip gidenler Bir şafakta Güneş ile dönerler Duman ile gökyüzüne çıkanlar Yağmur ile geri yere inerler Benzine baruta kiprit çakanlar Otuz yedi canı tenden alanlar Can yakan caniye alkış tutanlar Yaptığını kutsal bir iş sayarlar Alevler üstünde dara duranı Çağın haksızında hesap soranın İnsanlığı candan üstün görenin Anısını sayğı ile anarlar Her sazın telinde PIR SULTAN yaşar Her pınar gözünde AKARSU çoşar Her seven gönüle bir HASRET düşer Bu gün ağlar yarın güler analar İki Temuz Madımak’ı sardılar Dümrül: böyle muradına erdiler Gök yüzüne alevleri gerdiler Ozana yazara ölüm sundular
Ahmet Dümrül


17 15-12-1993 DOYMAZ‘İMİŞ Dünya kadar malı olsa Insan gözü doymaz imiş Bol günlerin bol dostları Dar günlerde gelmez imiş Dost demiştim yaraladı O yar beni anlamadı Boş yere gözüm ağladı Üzülmeye deymez imiş Bu dünyanın emekçisi Ekmek katık sermayesi Milyarların mirascısı Hiç yoksuluk bilmez imiş Sevdamın bedeli peşin Günü gelir bitter işim Üç beş günlük ömür için Küçülmeye deymez imiş Ahmet Dümrül yana yana Ömür bitti döne döne Ye iç doy gez bak keyfine Mal kimseye kalmaz‘imiş
Ahmet Dümrül


18 03-01-1994 HERKES MİSAFİR Bu dünya kimsenin malı deyildir Misafirdir herkes herkes yabancı Şimdi tam zamanı gönlünce eylen Herkes misafirdir herkes yabancı Deli gönlüm havalandı inmiyor Bağrıma bir ateş düşmüş sönmüyor Gelenler gidiyor giden gelmiyor Herkes misafirdir herkes yabancı Sevgimizmi bitti yerimizmi dar Neden bu can bedenimi terk eder Padişahda gider kölede gider Herkes misafirdir herkes yabancı Ahmet Dümrül mutlak olur olacak Benden sonra sıra sana gelecek Bir başını kaldır etrafına bak Herkes misafirdir herkes yabancı
Ahmet Dümrül


19 12-01-1994 AKLIMI Aklımı başımda aldın Beni yerden yere çaldın Sürükledin peşin sıra Diyar diyar dolandırdın Eskimez sevdamız için Yüreğimde bir yer açim Sevgi kutsal seven için Sevdim diye inandırdın Kimi gitti kimi geldi Gidenin anısı kaldı Ben ateş yar yağmur oldu Umutlarımı söndürdü Bu dünyada gözüm yoktur Söylenmemiş sözüm yoktur Ikiliye lüzüm yoktur Sen–dümrül‘ü-usandırdın
Ahmet Dümrül


20 17-01-1994 YANLIŞ Yanlış bir yol gitiğin yol Bir gün kopar tutuğun dal Nerde idin daha evel Kendine dön kendini bul Bahar geçti yaz’ın kaldı Geçen günler ömür aldı Her pazarda bezin oldu Kendine gel kendini bul Avrupa‘ya özenirsin Selam versem utanırsın Sen kendini ne sanırsın Kendine dön kendini bul Düşürmezler Allah vere Uyğarlıkta yerin nere Dümrül:bu ne dalavare Kendine dön kendini bul
Ahmet Dümrül


21 18-01-1994 DAMARINDA Damarında tutamadı kanını Beladan belaya koşan baş bizde Bir ekmeye kiralamış canını Ellerini açmış cebi boş bizde Bizim için yaskalanmış buralar El sözleri bıçak gibi yaralar Başkasında fabrikalar paralar Kayğı denen yenilmiyen aş bizde Kimileri doruklarda yaşarken Elimiz boş sevdamıza koşarken Uyğarlıklar yıldızlara taşarken Yüz kızartan rezaletler hoş bizde Ayrılıklar acıları yaratı Dümrül: gelen hep gideni aratı Bulamadık huzur ile rahatı Bağrımızı delip geçen taş bizde
Ahmet Dümrül


22 28-01-1994 BU ANI Bu anı yaşıyan bilir Duyğularım dile gelir Adına şarkımız olur Seni sevdiğim içindir Günüm karışmış geceye Umut toplarım sermaye Hasretsem seni görmeye Seni sevdiğim içindir Dert bendedir derman varsa Ne yapardı anam görse Benim kilom kaç paraysa Seni sevdiğim içindir Dillerdedir-Dümrül-adım Kader dedikçe taş yedim Beklemeyi çare bildim Seni sevdiğim içindir
Ahmet Dümrül


23 03-02-1994 GÖZÜM VAR Çalğılar çalınsın davular vursun Türkümüz söylensin neşemiz olsun Uzaklaşan dostlar yakına gelsin Hatırnı sormaya daha gözüm var Hangimiz bir ana gül’lü deyiliz Hangimiz toprağın malı deyiliz Hangimiz birazcık deli deyiliz Güneş’e gitmeye daha gözüm var Dümrül:insanlığa sayğımız olsun Tüfekler kırılsın füzeler kalksın Neden savaş olsun insanlar ölsün Benim yaşamaya daha gözüm var
Ahmet Dümrül


24 16-02-1994 GÜL Gül elini yaralamaz Güldeki diken olmasa Tüfek adam öldüremez Tetiği çeken olmasa Gözüme dolan yaşım var Bir kalbim birde başım var Sevdalıyım sevdalıyım İnsanlığa sevdalıyım İhanet bir kötü yara Yakışmıyor insanlara Kim düşeredi tuzaklara Yağlı dil döken olmasa Gözüme dolan yaşım var Bir kalbim birde başım var Sevdalıyım sevdalıyım İnsanlığa sevdalıyım Dümrül:derdim sıra sıra Neredeyim bura nere Başım eyilmezdi yere Boynumu büken olmasa
Ahmet Dümrül


25 25-02-1994 BİLMEM Bilmem yalanı dümeni Bu gün derdimiz başkadır Kurulsun halkın divanı Elimdeki koz başkadır Bıçak vursan kanım akmaz Kurşunlasan canım çıkmaz Her ateş’de beni yakmaz Beni yakan köz başkadır Kötü gözler kötü bakar İçimdeki beni yakar Her kafadan bir ses çıkar Kalpten gelen söz başkadır Düşmanım var beni süzer Arkamda kuyular kazar Sahtekarda iki yüz var Dost dediğin yüz başkadır İsındıkça buzlar erir Aydınlıklar umut verir Dümrül: cahil yol gösterir Aradığım iz başkadır
Ahmet Dümrül


26 12-04-1994 SELAM Hazırlanmış bize doğru Gelenlere selam olsun Hasreti bağrımda gizli Olanlara selam olsun Dost dediğim dost bilince Dostça selamı gelince Gözüme yaşlar dolunca Silenlere selam olsun Yeter halklar savaşmasın Dostluk sevgi barış gelsin Görmiyenler nerden bilsin Görenlere selam olsun Dümrül:taşımaz kem gözü Biz biliriz sağlam özü Bizim için sarı sazı Çalanlara selam olsun
Ahmet Dümrül


27 22-04-1994 ANKARADA Ankarada hazırlanmış Kısmetinde olana bak Neyin var para edecek Elimizde kalana bak Bize kısmet olana bak Verilmese alınır hak Hele açlık bilmez yasak Yanar dağdan tüten neki Yüreğimde yanana bak Hiç dokunmaz bey olunca Sömürecek köy olunca Sandık sandık oy alınca Vad etiği yalana bak Gerilerde kalana bak Dümrül: zamlı paket geldı Çabuk her yana yayıldı Soğan yedik lüks sayıldı Gelip bizi bulana bak Başımıza gelene bak
Ahmet Dümrül


28 28-04-1994 AYAKSIZ ATA Ayaksız ata binmişsin Sanki bana gücenmişsin Böyle nereye gidersin Gitiğin yol dönülmez yol Kader‘emi boyun eydin Usandın dünyaya doydun Bizi böyle başsız koydun Gitiğin yol dönülmez yol Haydi uyan giyin kuşan Adın dilimizde nişan Girindekiler perişan Gitiğin yol dönülmez yol Dümrül:darda Ahmet dede İşim zorda Ahmet dede Yüzüm yerde Ahmet dede Gitiğin yol dönülmez yol
Ahmet Dümrül


29 11-05-1994 KIZIL İŞİK Kızıl ışık yardı karanlıkları Şafaklar doğuran tan kızıl kızıl Kabardı göğsümüz sevdamız böyür Yanar ateşlerde can kızıl kızıl İnsanlığa giden yolu ararız Yaramızı sevgi ile sararız Bir savaş içinde yaşam süreriz Süzülür toprağa kan kızıl kızıl Ölüm yakamızda göz koymuş cana Alkış çalanda var insan yakana Hiç beklermiydın geldiğin sona Yaktığın ateşte yan kızıl kızıl Dümrül: dar ağacı boş kalsın biraz Kimler kurdu kimden kalmıştı miras Has bahçem var diye sevinen yobaz Kanımız suladı gül kızıl kızıl
Ahmet Dümrül


30 24-05-1994 ZAM YÜKÜNE Zam yüküne dayanmıyor belimiz Ha kırıldı kırılacak bak sene Boymumuza yük oluyor başımız Hiç benzermi kodaman ensesine Aklım ermez hillesini bulmaya Alışık deyildir ellim çalmaya Çocuklarım hasret bir tas çorbaya Zorladıkça işim gider tersine Boş laf ile avunuruz hepimiz Dümrül: bitmez kederimiz derdimiz Bulutları delmez oldu sesimiz Katlanılmaz suskunluk hevesine
Ahmet Dümrül


31 24-06-1994 ARA BENİ Sevdalara doyamadım Sevgilerde ara beni Haksizlıklar iz bırakır Yüreğimde yara beni Çıkar çeliştiği yerde İnsanlık düşer deyerde Hani barış dostluk nerde Bağlamışlar zora beni Beyler zevki sefasında Adaletmi neresinde Açılan el kapısında Köle eti para beni Ahmet Dümrül gün boyunca Felek takmış bana kanca Doğru sözü söyleyince Götürürler dara beni
Ahmet Dümrül


32 23-08-1994 ARAMIZDA Aramızda sıralanmış Dağlar hasretimi bilmez Çaresizlik kollarımı Bağlar hasretimi bilmez Boşaldımı gönül yayı Boş ver demesi kolay Dalğın dalğın üngüt çayı Çağlar hasretimi bilmez Yurt dediğin gurbet oldu Acısı içimde kaldı Çok uzaktan bir ses geldı Ağlar hasretimi bilmez Dümrül sözüm yana kaymaz Bu ayrılık cana doymaz Ölen öldü beni duymaz Sağlar hasretimi bilmez
Ahmet Dümrül


33 01-09-1994 NEREDESİN Neredesin benim şahım sultanım Sensiz bu devranı sürmek kolaymı Açıldı yaralar akıyor kanım Tabipsiz yarayı sarmak kolaymı Halep‘te Bağdat’ta fetva çektiler Içtiğimiz suya zehir döktüler Horladılar taşladılar yaktılar Görerek ateşe girmek kolaymı Şu dağları mesken tutu şakiler İnsan çığlıkları orda yankılar Sana muhtaç Şahım yolundakiler Güneşi elinde tutmak kolaymı İsa göğe çıktı yere inmedi Mehti mağaradan geri dönmedi Kırklar lokmasına aklım ermedi Hikmetine sual sormak kolaymı Dümrül:bu yol çetin bir yol dediler Burdan geçmiş üçler beşler yediler Dara durmuş evliyalar nebiler Bu sırrı esrarı görmek kolaymı
Ahmet Dümrül


34 08-09-1994 SEN Sen ateşsin ben dumanım Sen olmasan ben olamam Sen gerçeksin ben yalanım Sen olmasan ben olamam Gözlerinden güneş süzer Bakışların beni ezer Gülüşün meleye benzer Ama sen melek deyilsin Gecem oldun günüm oldun Damarımda kanım oldun Cananımdın canım oldun Sen olmadan ben olamam Hele bi yol zaman aksın Muradını alacaksın Ben çiçeyim sen topraksın Sen olmadan ben olamam Ben yağmurum sen bulutsun Beni yaşatan umutsun Dümrül:sensiz nere gitsin Sen olmadan ben olamam
Ahmet Dümrül


35 16-09-1994 BU DÜNYADAN Bu dünyadan boş yaşanmaz Yüreğin dolu olmalı Bir insanın düşüncesi Halkının malı olmalı Olmalı dostum olmalı İnsanlar mutlu olmalı Garibin yüzü gülmeli Gidecek yeri olmalı Hayat sanki bir oyuncak Bu halimiz ne olacak Derdimizi anlatacak Dağların dil’li olmalı Eski çamlar meşe oldu Hanım eli maşa oldu Ne olduysa boşa oldu Dayanır hali olmalı Adallet şaşırmış tümden Kan akıyor kaleminde Bu dünyanın aleminde Yerimiz beli olmalı Ahmet Dümrül derdim beni Sevdalara sardı beni Yanan közde gördüm beni Sebebi zalim olmalı
Ahmet Dümrül


36 23-09-1994 YETTİ Yetti artık yetişir Haykırmanın zamanı İçimdeki korkuyu Öldürmenin zamanı Sema döndük yaktılar Fidan diktik söktüler Evimizi yaktılar Uyanmanın zamanı İnsanı insan bildik Kurşunlanarak öldük Biz bunu hak etmedik Dur demenin zamanı Sema döndük yaktılar Bize kurşun sıktılar Boynumuzu büktüler Kanımızı döktüler Dur demenin zamanı Dümrül: sayğım insana Bıçak boyandı kana Bizi korkak bilene Gör demenin zamanı
Ahmet Dümrül


37 05-10-1994 TÜRKÜLER Kimseler anlamaz kimseler bilmez Bu türkü yaşadığımı anlatır Köleye kalmıyan beyede kalmaz Türküler yaşadığımı anlatır Dağlar hatırlamaz çaylar söylemez Rüzgarın sesini kimse anlamaz Türküler eskimez türküler ölmez Bu türkü yaşadığımı anlatır Ecel geldiği gün yürek dayanmaz Ama deli gönlüm kanmaz inanmaz Gün gelirki nazlı yarda ağlamaz Bu türkü yaşadığımı anlatır Bir insanın gücü yetiği kadar Son baharda serper tarlaya bider Bir gün bu dünyayı-Dümrül-terk eder Bu türkü yaşadığını anlatır
Ahmet Dümrül


38 25-10-1994 GÖZLERİNE Gözlerine yaş dolmasın Kara gündür gelir gider Sabır etmesini bilmiyen Saçlarını yolar gider Dövünür bağrı yanıklar Ağlayınca dost ayıplar Bu dünyada uyanıklar Parmağını yalar gider Herkes bildiğini söyler Herkes sevdiğini özler Yarışır çaylar dereler Denizlere dolar gider Zaman geçer çağ deyişir Dümrül:yaşamla savaşır Günler aylara kavuşur Ömrümüzden çalar gider
Ahmet Dümrül


39 12-11-1994 ÖZLEMİŞiM Parça parça yüreğimde Sevdamızı gizlemişim Susmak bana göre deyil Kavğamızı özlemişim Düşünceyim tutamazlar Bir zindana atamazlar Ateş ile yakamazlar Güneşlerden alınmışım Ne bir tasa nede kayğı İnsani yücelten sayğı Sardı beni hoş bir duyğu Ben kabıma sığmamışam Boş durmadım koşuyorum Zerreyim can taşıyorum Bir bedende yaşıyorum Ahmet Dümrül bilinmişim
Ahmet Dümrül


40 28-11-1994 EL ELE El ele tutuşup gidelim burda Yaşam kavğasında habersiz gibi Bu dünya durdukça felek boş durmaz Çalar ömrümüzde bir hırsız gibi İster sayğı duy sen ister isyan’et Hatırda silinir kayıb olur kıymet Bir yanımda yokluk bir yanım hasret Yakama yapışmış vijdansız gibi Mülkü iktidara zalimler hakim Onun için ağır kalkmıyor yüküm İşte Anadolum işte Fillistin Dünyamızın çarğı ayarsız gibi Şu insanlık sınıf sınıf ayrılır İçim yanar başım yere eğilir Orda unutuldu burda kovulur Gezer garip –Dümrül-bir yurtsuz gibi
Ahmet Dümrül


41 10-12-1994 ÜZÜLÜRMÜŞ Bizi sevmiş hem çok sevmiş Sevdiğinde öldürürmüş Gücenecek bunda ne var Sevdiğinde öldürürmüş Ayrı kalsak üzülürmüş Hedef oldum kurşun sıkar Dünyayı başıma yıkar İp bulmasa ateş yakar Sevdiğinde öldürürmüş Ayrılsam çok üzülürmüş Köle’nin beyin’de farkı Yaşarsa ömrüne vergi Bu ne coşku bu ne sevgi Sevdiğinde öldürürmüş Ayrılsam çok üzülürmüş Dümrül:inancın temeli Hedefe varmak emeli Yakamızda yobaz eli Sevdiğinde öldürürmüş Ayrılsak çok üzülürmüş
Ahmet Dümrül


42 17-12-1994 DOST PAZARI Uğrarsan dost pazarına Gel gör beni gel sor beni Caymadıysan ikrarında Gel gör beni gel sor beni Sensiz şimdi ne haldeyim Yokluğun çekilmez oldu Gözlerim yollarda kaldı Bu bayramda sensiz geldi Gel gör beni gel sor beni Sensiz şimdi ne haldeyim Dümrül:günüm kararmadan Ateş bacayı sarmadan Ecel kapıya gelmeden Gel gör beni gel sor beni Sensiz şimdi ne haldeyim
Ahmet Dümrül


43 20-12-1994 UNUTULMAZ Bu dünyada çok şey vardır Unutulmaz unutulmaz Biri ana biri yardır Unutulmaz unutulmaz Bir gerçeğe bağlandınmı Umutların dağlandımı Sevdiğinde aldandımı Unutulmaz unutulmaz Ahmet Dümrül:inananlar Darağacında dönenler Hele ateşte yananlar Unutulmaz unutulmaz Anı kalır unutulmaz
Ahmet Dümrül


44 12-01-1995 TERS DÜŞTÜ Dünya çıkarına barış ters düştü Ak Güvercin konacak dal bulmadı Ölen ölür kalan kalır demişti Doktoru Hekimi merhem sürmedi Efendiler nara atar bağırır Bulutlar yağmurla ölüm yağdırır Ne söylenmiş ise yarına kalır Verdikleri sözde duran olmadı Dümrül:dost köyüne hasret çekerken Halkımız haksızda yaka silkerken İnsan eli insan kanı dökerken Neden hesabını soran olmadı
Ahmet Dümrül


45 24-01-1995 UNUTUN GİTTİ Bir gün aramadın unutun gittin Bana sen gereksin başka derdim yok Teseli karetmez eridim bitim Bana sen gereksin başka derdim yok İster ağlatırsın istersen güldür Ruhumda açılan boşluğu doldur Bu can bedenimde baki deyildir Bana sen gereksin başka derdim yok Dümrül:gözüm yoktur devlet olmaya Şu koca dünyada sonsuz kalmaya Üç günlük ömürden huzur bulmaya Bana sen gereksin başka derdim yok
Ahmet Dümrül


46 14-02-1995 PAŞALARDAN Paşalardan emir gelmiş çaresiz Toprağa terini silmiş gidiyor Sevdiğini yüreğinde götürür Gözlerine yaşlar dolmuş gidiyor Bırakmazlar insana dost olmaya Zamanı yok doğruları bulmaya Toprak için öldürmeye ölmeye Kaderine boyun eymiş gidiyor Elinde alınır ektiği ekin İsyan etiği an kesilir hüküm Savaşta kurtulsa açlığa maküm Dünyanın çarğına deymiş gidiyor Kimi boğazlanır kimi keyfinde Doktor saramadı yaram derinde Dümrül: buna dayanmanın zorunda Doğan güne karşı dönmüş gidiyor
Ahmet Dümrül


47 20-02-1995 AYNI DİL‘İ Aynı dil’li konuşmuştuk Aynı yolda yürümüştük Söz vermiştik dost olmuştuk Hani nerde verdiğin söz Yüreğime koydun bir köz Beraberce bağ budadık Su çektik bahçe suladık Birimiz hepimiz dedik Hani hani sözün nerde Bırakmışsın beni derde Ateş bizim can bizimdi Damar bizim kan bizimdi Bayram bizim gün bizimdi Hani hani verdiğin söz Yüreğimde yanar bir köz Ahmet Dümrül ne söylersin Yalan yalandır neylersin Hepsi bana bana dersin Hani nerde verdiğin söz Yüreğimde yanar bir köz
Ahmet Dümrül


48 09-03-1995 KARA EL’İ Kara yüzün kara el’i Düşünceye uzanıyor Insanlıkta yüz karası Aydınlıkta yakınıyor İleriye adım atmaz Hep gerilere gidiyor Kara vijdanlı utanmaz Doğan günü kıskanıyor Dilde küfür yüzünde şer Körlüğe davet ediyor Bu dünyadan haberi yok Kendini alim sanıyor Elli senedir tanırım Aynı pilağı çalıyor Dil‘linde düşmüyor Cennet Sanki Mahşer‘den geliyor Dümrül: söylediklerine Hadini bilmez gülüyor Uzatmış bir kara sakal Kendini Derviş sanıyor
Ahmet Dümrül


49 14-3-1995 UYAN Uyan sevdiceyim ayak sesi var Çevremizi sarmış duman sisi var Gelen dost deyildir cana kastı var Gün doğmadan bizden can istiyorlar Para pul zaten yok kan istiyorlar Fermanlar yazılmış fetva verilmiş Kimileri kör kurşunla vurulmuş Cenazeler sokaklara serilmiş Uyan sevdiceyim can istiyorlar Gün doğmadan bizden kann istiyorlar Ahmet Dümrül onlar çok sevinmesin Gelince kaçılmaz başa gelmesin Korkum ölüm deyil ucuz olmasın Uyan sevdiceyim can istiyorlar Gün doğmadan bizden kann istiyorlar
Ahmet Dümrül


50 30-03-95 İŞİ VAR Bu dağlarda Ak Güvercin yaşamaz Gelmiş ama hiç gitmiyen kışı var Güvenilmez tövbe‘karın sözüne Bakarsın ki Şeytan ile işi var Neyleyim ben Horasanı Tebrizi Temelinde çöktü dostluk köprüsü Sabahın tezinde düşman ordusu Elimizde kör kuyunun taşı var Ahmet Dümrül söyler dilim gerçeği Kan kokusu sarmış şehiri köyü Yeşermedi ise barış çiçeği Birazcıkta insanlığın suçu var
Ahmet Dümrül


51 04-04-1995 SU DURULMAZ Su durulmaz dağ delinmez Toprak teri emmeyince Karanlıkta yol gidilmez Bir ışığın olmayınca Damarda kan tutuşunca Gönül sevdiğini arar Sevdalarda yanmayınca Yaşamın ne anlamı var Toprak verdi toprak alır Dal kurur yaprak dökülür Mor dağlar çıçeksiz kalır Gökten yağmur inmeyince Dümrül onu bunu bilmez Hak verilse hatır kalmaz Devrimlerde devrim olmaz Gücü halkta almayınca
Ahmet Dümrül


52 06-04-1995 OLSUN DA Olsunda senede bir defa olsun Hatırla sen beni doğum gününde Keder yakışmıyor gözlerin gülsün Hatırla beni sen doğum gününde Aynı deyerdedir canda cananda Sevgi yüceleşir ölmez insanda Bakarsın‘ki geldim beklemesende Hatırla beni sen doğum gününde Kırğınlık darğınlık ölüm sırada Belkide yükselir dağlar arada Ben gelmesem canım göynüm orada Hatırla beni sen doğum gününde Rüzgar ile estin yağmurla yağdın Mutluluk gölünde-Dümrül‘ü- boğdun Mezarda’da derim iyiki doğdun Hatırla beni sen doğum gününde
Ahmet Dümrül


53 09-04-1995 BiR KADINA BENZER Nebilerin anlattığı Mirahç bir kadına benzer Dokunursa derde derman İlaç bir kadına benzer Aşkı beni incitmiyor Anlatmaya dil yetmiyor Bir Güneş‘ki hiç batmıyor Güneş bir kadına benzer Toprağa emek verilir Ufukta umut görünür Kundakta bebek sürünür Amaç bir kadına benzer Dümrül’ün elinde tutan Yarını bu gün anlatan Şu mevsimleri yaratan Araç bir kadına benzer
Ahmet Dümrül


ATEŞi YÜREĞIMDE Parça parça Dikenli patika yollarında Karlı,yağmurlu Yol vermez yaz bilmez Uzak dağların ardında Törelere , sevdalara, Şenliklere ve acılara karışmış Barışa kardeşliğe hasret Türküler getirdim Santrallar kurdum Köprüler yaptım iletişimlere kavuşmalara Toprağını Anadoluda Suyu Sevda çayında Hasreti ayrılıklarda Şefkatı anamda Sevmeyi sevdiklerimde Acıyı işkence renginde Utancı fukaralıkta Derdi Veyselde İsyanı Pir Sultanda Bedrettinde Şiiri Nazımda Direnci kanımda İnancı ruhumda Aşkı Yonusta Karacaoğlanda Kül’ü Keremde Ateşi Yüreğimde türküler getirdim
Ahmet Dümrül


ŞİİRLERİNİZ