ADNAN YILMAZ







Bir, Bir

Hayallerimiz vardı bizim,
Daha yaşanacak özlemlerimiz,
Gün yüzüne çıkartmadan daha umutları!
Silindi hafızalardan bir, bir.
………………….
Ben bir köşk istiyordum,
İçinde de sen! Ve çocuklar;
Sense razıydın gece konduya,
Yıkıldı evlerimiz bir, bir.
…………………….
Ben bir otomobilim olsun derdim,
Şöyle son model afilisinden!
Sense razıydın bir kaplumbağaya,
Gezelim isterdim tüm dünyayı,
Lastikler patladı bir, bir.
…………………….
Hep kendi işim olsun derdim,
Kapısını kendim açmak istedim,
Raflarını kendim düzeltmek,
Sense razıydın üç kuruş maaşa,
Uzatırız ayağımızı derdin hep,
Uzatırız yorganın boyunda,
Açamadık bir türlü o dükkanı,
Sokamadık başımızı bir işe,
Asgari ücrete mahkum olduk bir, bir.
………………………
Anan anamdır derdin de;
İstemezdin babamı bir türlü,
Bense hep yabancı kalmıştım sizinkilere!
Kıramamıştım bir türlü zincirleri,
Kilitli kalmıştı gönlüme kapıları,
Sevememiştim hatırın için de olsa!
Ayrı düştük ailelere bir, bir.
………………………
Sen yemek pişirirdin malzemesiz;
Ellerin olurdu tadı tuzu patetesin,
Çoğu zaman eksik kalırdı bir şeyleri,
Katık yapardık sevgimizi ekmeğe,
Yemekse çoğu kez dökülürdü,
Sürdürmek için çok uğraştık;
Kaç gece mum ışığına kapattık aydınlığı!
Ödemeye gücümüz yetmezdi elektriği,
Mumları söndürürdük sonra bir, bir.
………………………….
Ben hep bir oğlum olsun isterdim,
Sense zamanı değil derdin hep;
Oysa ne bilirdim? Zaten olmayacağını!
Nedenini öğrenmeye de yoktu paramız;
Bir gün dönecek kaderim derdim sana,
Gülerdin; umutlarını göz yaşıyla yıkayarak,
Çıkar dolaşırdık akşamları çoğu kez,
Hiç unutmam bir defasında;
Dondurma bile ısmarlamıştım sana!
Yılları sıralıyorduk ardımızda bir, bir.
…………………………..
Nihayet gelmişti beklenen haber?
Acıydı belki ama; yokluklar bitecekti,
Hasret girecekti en fazla aramıza,
Ama; emindim oda çok sürmeyecekti!
Son paramızdı yol harçlığı cebimdeki,
Sense akşamına bile ekmeği olmayan,
Yalnızlığın gecesine hapsettiğim tek insan!
Düşmüştüm gurbetin yoluna bende,
Daha vedalaşırken çökmüştü ayrılık,
Bir bardak su içmiştim de kesmemişti,
İçimde sönmeyen yangındı ayrılık!
Sensizliğin söndürmeye çalıştığım,
Acısıydı içime oturan bir, bir.
…………………………….
Gidişimin haftasıydı seni aradığımda,
İlk avansımı almıştım da sana göndermiştim.
Daha cebime bile koymadan parayı,
Nasılda gururlanmıştım seni ararken!
Nasılda mutluydum bir bilsen!
Halbuki cebimde ki son kuruşa kadardı gönderdiğim,
Bir sigara bile yoktu ardından kutlama yapacağım,
Ama sendin mutlu olması gereken,
Sendin benim için önemli olan!
Sendin! Sen; hasreti yakıp kavuran; bir, bir.
………………………………..
Bayramları gözler olmuştuk; bayram diye!
Sevdamız kucaklaşırken sensiz gecelerde,
Köşesi yırtık bir resmin doldururdu hayallerimi,
İple çekerdim arife gününü; günler öncesinden,
Renk, renk Sümer basmaları kestirirdim,
Çiçeklerine bakıp gülerdim, yakışır diye!
Her bayram öncesi şenlik kurulurdu yüreğimde,
Her bayram dönüşü ise matem bürürdü.
Bitecek derdim her vedanın ardından,
Bitecek bu çileler bitecek bir, bir.
………………………………
Dişi kuştun sen; yuvayı kuran,
Önce yataktan başlamıştın düzmeye evimizi,
Gelince demiştin bacıma; rahat etsin!
Huzurlu uyusun yatağında yiğidim!
Sonra sermiştin odaları ne lazımsa,
Boğazından bile kesmiştin de; almıştın ne lazımsa;
Düzmüştün eşyalarını kutu gibi yuvan için bir, bir.
……………………………..
Bir gün şantiye şefi çağırtmış beni;
Koşarak gittim, bilmeden akıbeti,
Yüzünde acı bir ifade vardı gülen adamın,
Hazırlan çok acele memlekete gitmen gerekiyor,
Bir haber aldık diyordu; Baban hastalanmış,
Ağır durumu dediler ve seni istediler,
İzinli sayılacaksın bir süre gelme dinlen dedi.
Çıktım yola, babam dedim kendi kendime;
Yaşlanmıştı artık! Çok çile çekmişti hem de;
Belki zamanı değildi ölümün ama hastalanmıştı,
Kim bilir? Belki de ölmüştü de söylememişlerdi;
Hüznü sarmıştı babamın ve çocukluğum geliyordu,
Gözlerimin önüne film karesi gibi bir, bir.
………………………………….
Nihayet inmiştim saatler sonra hasretini duyduğum;
Uğruna deli divane olduğum topraklarıma,
Koşar adımlarla yürüyordum on dakikalık evime,
Yaklaştıkça ter basıyordu bedenimi,
Şafaklarıma sel akıyordu titreyen yüreğimden,
Bir kalabalık sarmıştı mahallemin girişini;
Yazın yakıcı sıcağında kara bulutlar çökmüştü,
Yüzler eğikti yere, bakışlar kancık;
Sanki suçluluk kol geziyordu? Masum insanlarda!
Evimin kapısında yoğunlaşmış bir telaş;
İçerden yükselen feryatlar yırtıyordu bağrımı,
Avaz, avaz bağırıyordu bacım;
Zeliş! Zeliş! Ben abi me ne derim?
Nasıl karın öldü derim?
Nasıl sana ölümü yakıştırırım?
Nasıl anlatırım? Olanları bir, bir.
……………………………….
Oyy! Benim kara talihim,
Oyy! Alnı açık başı dik ceylanım,
Oyy! Hasretim, fesleğen kokanım,
Nasıl? bensiz teslim oldun Azrail’e,
Nasıl? Koyup da gittin? Sevdamızı sessizce,
Nasıl? Beni terk ettin? Bıraktın tek başıma,
Nasıl? Kıydın Tanrım ona, nasıl?
Yaşama sevincimdi benim, hayata bağlayan,
Ovamı sulayan nehirdi o; toprağıma can veren,
Hayallerimdi süslediğim her zaman,
Daha doğmamış yavrularımın anasıydı!
Dudaklarımda bitmeyen bir türkü!
Yüzümden eksilmeyen tebessümdü!
Bak dikenli tele sarıldı yüreğim sensizliğinde,
Çünkü sen yoksun evinde!
Hasretler yine hasrete kaldı bir, bir.
Hasretler kıyamete kaldı bir, bir.

Adnan Yılmaz


ŞİİRLERİNİZ