Ziyaretci defteri İletişim Chat
                Menü
ÖZDEMİR İNCE hayatı ve şiirleri



1 Eylül 1936’da Mersin’de dogdu. Gazi Egitim Enstitüsü Fransizca Bölümü’nü bitirdi. Lise ögretmenligi yapti. Ardindan Pariste Sorbonne Üniversitesi’nde egitim gördü. Bir süre ögretmenlik yapti ve 1969’da TRT’ye girdi. 1982’de kurumdan "gönülsüz" emekli oldu. Çeviri yaparak hayatini kazandi. 1989’da Istanbul’a yerlesti. Can Yayinlari’nda editörlük yapti. 1996’dan sonra Telos Yayinlari’nda editör ve genel yayin yönetmeni. Hürriyet Gazetesi yazarlarindan.





BİR KENTİ YAŞAMAK


Bir kenti yaşamak
ona boyun eğmektir-
sözleşmesiz, anlaşmasız-,
ne derse tek tek yapacaksın,
düşünmeden, direnmeden.

Yabancıysan
ve gezgin değilsen
"bir kent yeter" diyeceksin,
"tek bir ölüm";
boğazına oturmuş olan
bir bardak su isteyen.

Boyun eğeceksin yolcu!
bir köle gibi tıpkı,
anlamak için belki,
nedir mutluluğu bir tutsağın?

DURUM


Pazar günü geçmek bilmiyor
Birden bir kavak fışkırıyor pencereden
Hızla kapıyı örtüyor bir sokak
Bir kız saatine bakıyor alanda
Gençliğim, güneşim, rüzgârım benim!
Bu çıraklık sabah akşam sürüyor.

Pazar günü geçmek bilmiyor
Toprağın alnında eriyor güneş
Sevdiğim uzakta, bir an kadar yakın
Aramızda sessizliğin amansız yasası
Aklımda denizle donatılmış kentim
Alışıyor sevgilim yaprak dökümüne.

Pazar günü geçmek bilmiyor
Nerede o ölüme yürümek öyküsü
Ölüme yürümek, bir tarla açarmış gibi,
Yürümek, genç ve mutlu, yürümek, sessizce.

Pazar günü geçmek bilmiyor
Gecenin güne değdiği yerde
Saatler geçiyor parmaklarımın arasından
Paslanmış demir renkli saatler
Taze kan kokusu yoğunlaşıyor aklımda
Bir pazar, yanmış küllenmiş bir gövde,
Bütün pazarlar gibi geçiyor
Bütün aylar, bütün yıllar gibi geçiyor.

Kentim biraz uzakta, donatılmış bir gemi.

EVREN YOLCUSU

Atlayarak çiz dünyayı,
gerçekler söylenmeyen alanlarda kalsın,
yani gerçekleri söyle, sadece onları;

Bana sorarsan -ki sormasan da olur-,
yüreğindedir yaşamın bütün ipuçları.

EY OĞUL YAZICI OLURSAN

Ey oğul bir gün yazıcı olursan
gözü gözünde yüreği yüreğinde eli elinde
inancın tadını söyle ülkemin çocuklarına

Ey oğul bir gün yazıcı olursan
kuşkunun birikmenin ve beklemenin yazıcısı
sakın masal anlatma ülkemin çocuklarına

Zaman akıp gitmekte dağ taş değişmektedir
demir paslanmakta temel çürümektedir
al kalemi bildiğin en gerçek sözü yaz

İşte ateş tuğlası ağaçlar kökleri
işte ayağımızın bukağısı sırtımızdaki hançer
yazılmamış şiir isimsiz kapalı kitap

Erkeklerimiz var elmanın bir yarısı
biraz sabır biraz öfke biraz sarmaşık
sorusu sorulmamış yanıt boynu Pir Sultan

Ey oğul bir gün yazıcı olursan
sesini sev sevgini çoğalt yüreğini aç
onu güzel ölüyü anlat ülkemin çocuklarına


PAY

Ev kurmak için bir zaman
tarla açmak için bir zaman
sevişmek için bir zaman

bakmak için bir zaman
görmek için bir zaman
anlamak için bir zaman

duymak için bir zaman
ayaklanmak için bir zaman
konuşmak için bir zaman

ekim için bir zaman
bağbozumu için bir zaman
kalmak için bir zaman

doğmak için bir zaman
yaşamak için bir zaman
çalışmak için bir zaman.

-Ölüm mü? demiştin?
Ölüme yer yok ülkemizde,
ölüme zaman yok.


YAKARI

                    -Şairler esnafı pîri Hasan bin Sâbit'e-

İdris peygamber, terzilerin pîri,
izin ver güzel bir şiir yazayım ben de,
yaşım kırkı geçti yaşlanıyorum artık,
izin ver güzel bir şiir yazayım ben de,
"ozan" desinler bir kez ölmeden önce.

İdris peygamber, terzilerin pîri,
el ver artık kendi dükkânımı açayım,
bir kaftan keseyim kendime ben de,
astarı sözcüklerden dikişi ibrişimden.

Ben de güzel bir şiir yazayım artık,
okudukça kıskanıyorum öteki kalfaları,
şarapları bol, ilham perileri oturaklı,
biliyorlar geceler kaç saat sürer
günler kaç fersah. El vermiş ustaları.

Ben de güzel bir şiir yazayım artık,
cebine kuş üzümü, sarı leblebi doldurayım,
parklara götürüp simitler alayım ona
kıvırcık saçlarını rüzgârla tarayayım.
Ben de güzel bir şiir yazayım artık,
son günlerimde yalnız kalmayayım.

İdris peygamber, terzilerin pîri,
ey bütün pîrleri bütün mesleklerin,
izin verin bir tek dize yazayım, tek bir dize,
bir kez "oldu" desinler ölmeden önce.


LÜTFEN CEVAP VERİNİZ

I.

Bir an dünyayı uyanır
gibi ayağa kalkmıştı

uzakta birkaç dolunay
vuruyormuş güya pencere

camlarına. Bütün beliyle
bir fıskiye sanki avluda

eğilmişti kurak bir yağmur
mevsimi geçiren yaşamına

bir esinti bile eklemişti
vurgun yemiş hayatımıza.

O gençlikten bu yana
görür görmez tanırım

o ince belli baharı.
Dünyanın bütün bademleri

çiçek açmıştır o gülün
gülüşünü emmiş ağzında.

Gergefini dağıttı bu genç
bedenin bir tufeyli ölüm

ama burnumdadır hâlâ kokusu
yaşlanırken o eski bademlerin.

YAZIN SESİ

Gövdenin çeperinde bir başka gövde
içe doğru bir toprak kayması
ertelenmiş yaz: bir heyelandır

Duran bir kent: bir görünür
bir yiter toprak damlarla
Homeros'un kehribar denizi arasında

Bir kadın bir sarmal eksen
çıplak ayakları sel izi bırakır
avlunun mıknatıslı taşlarında

Yanından geçip gider o burgu
ateş yiyici bir ağız, bir etobur
kışkırtıcı baharat kokuları çoğalır

Gözünün yaşına bakmaz anla artık
bu iletken bu şehvetli ağustos
nisandan bile zalim bir aydır

DENİZ KIYISINDAKİ KADIN

ezbere biliyorum bütün gizlerini
rüzgar gülünün imbatı tanıdığı kadar

ekmeğin adı susuzluğun adı açlığın adı
dorukları olgunlaştıran baş dönmesi
senin çıplak gövdeni yoğunlaştıran

açık suyun tanığı uzun kolların
toprağın yalnızlığı bacaklarının arasında
doğumun ve ölümün yalnızlığı

yatmışsın orada acı bir öykü gibi tıpkı
mutlu çağların destan kabartmalarında
sıcak çakılların yakıcı kumların arasında
isyanın gerçekliği senin duruşun

büyüyen bir çayırdır yaşamın senin
karanlığın üstüne iner her gece
örter onu tül perde duruluğuyla
deniz kıyısındaki kadın
benim uzak sevgilim
güneş işte böyle doğar darağacında

DÖRT DUVAR ARASINDA

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde
belki bir kapı, belki bir mezar -
ama çatı değildi - sanki bir yangın
tavşanların, kuşların hızından anlıyordun
ama çatı değildi kapanan
üzerinde bir bayrak dalgalanan

Ama çatı değildi kapanan
biraz daha ışık, diye haykırdın
dağlarıma ve uçurumlarıma
hepsini gövdeme
duvarlarıma kazıyacağım

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde
Kiminin bahtı, kiminin yüreği
kiminin kapısı ve penceresi

Düşündün: Her şey bütün bir sonsuzluk
ve bir dakikaydı önünde ve sonunda

Bir dakika, o senin olan bir dakika
yani yaşaman için sana bırakmadıkları



ŞAİRLERE DÖN

copyright by image and more
     
Anasayfa

Şiirlerim
Şiirleriniz
Şairler
Yabancı Şairler
Halk Ozanları
Denemeler
Sesli Şiirler
E-Kart
Dört Dörtlük

Fotoğraflar
Karikatürler
İlginç Resimler
Animasyonlar

Hikayeler
Güzel Sözler
Sevgiye Dair

Medya Linkleri
Nevşehir
Linkler
Biyografim

     
LOTTO şans sayılarınız için tıklayın!