Ziyaretci defteri İletişim Chat
                Menü

NECATİ CUMALI hayatı ve şiirleri



1921 yilinda Florina’da (Yunanistan) dogdu, 10 Ocak 2001 tarihinde Istanbul’da öldü. 1941 yilinda Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1945-1948 yillari arasinda Ankara’da Milli Egitim Bakanligi Güzel Sanatlar Genel Müdürlügü’nde çalisti. 1950-1957 yillari arasinda Izmir ve Urla’da avukatlik yapti. 1957-1959 yillari arasinda Paris Basin Ataseligi’nde memurluk görevinde bulundu. 1963-1965 arasinda esinin Disisleri’ndeki görevi nedeniyle Israil’de ve Paris’te yasadi. Yurda döndükten sonra Istanbul’a yerlesti. Ve yasamini burada tamamladi.





KARABATAK


Dalar gider pencereler önünde şimdi
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Vapurlar geçer bomboş güverteleri
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar

Bilirim yalnızlık üşütür insanı
Kalp daima sevecek birini arar
Hatırlar bakışlarda kalan aklarını
Avuçları hafif terli, yanakları al al
Ağaçlıklı yollarda akşam dolaşmalarını

İlk yıldızlar karanlık basmadan doğar
Hafif çiçek kokuları gibi uçar içiniz
Yavaşlar eve dönerken adımlarınız
Esen rüzgara, durur, kulak verirsiniz
Bakışlarınız bütün kadınlarla karşılaşır

Daha önünüzde uzun bir yaz vardır
Bütün gün şurada burada gecikir oyalanır
Döner durur yatağında bütün gece
Ay ışığı, sıcak hava, tutuşturur kanını
Uykularını kaçırır en ufak bir düşünce

Şimdi rüzgarlar soğuk eser yüzünüze
Hüzün verir yağmur sularından geçen bulutlar
Bayırlarda yol alan posta arabaları
Şimdi birbirinden ayrı yaşar kurtlar, kuşlar
Sular çakıllardan ayrı akar

Dalar gider, gözleri büyür de
Ilık yaz akşamlarını hatırlar
Avuçları hafif terli yanakları al al
Bomboş uzanan denizin üstünde
Aç bir karabatak dalar çıkar




KARDA AYAK İZLERİ VAR Karda ayak izleri var Vurulup düştükleri yere kadar Yüzleri tanınmayacak bir halde Öldüğü yerde kalmış cesetleri Onlar için hatıra yok Saat durmuş Onlar için değil Yıldızlar ve bu gece Onlar için değil gelen güneş Artık onların yok Uzak şehirlerde Sevdikleri Artık hepsi bitti Açlık, susuzluk ve kin Ne matara ne ekmek torbası lazım Ne silah Elbise ve düşen şapka da lüzumsuz Artık üşümezler ki En güzel ocak ateşleri Artık ısıtamaz ellerini İsimlerini en yakın tanıdık Söylese işitmezler Kurt mu, dost mu, düşman mı? Bilmeyecekler baş uçlarına geleni Artık ne tren, ne gemi Onları getiremez bir daha

SABAHLARI SEVERİM OLDUM BİTTİM Kalktım sabahı dinledim 4:20 bir yaz günü sabahı Evlerin yüzü ağardı Ağaçlar yeşile çıktı Ben sabahları severim oldum bittim Sabahları çocukları bütün başlangıçları Kalktım sabahı dinledim Kente giren caddelerde köylülerin Geceden yola çıkan sebze arabaları - Fırınların kepenkleri nedense hep aralıktır - Çıplak ampul ışıklarıyla karışır sabahlara Taze ekmek kokuları Kalktım sabahı dinledim Hanların önünde geceleyen Koca koca kamyonlar kalktı İşçi kahvelerinde çaylar demli İstasyonlarda salepler dumanlı Kalktım sabahı dinledim Analar uğurladı çocuklarını - Her serüvenden ilk sayfa - Üstlerinde henüz yatakların doyulmamış sıcaklıkları Bakışları otobüslerin trenlerin soğuk camlarında - Hep anımsayacaksınız bundan sonra - Ayrılıklar izleyecek ayrılıkları Kalktım sabahı dinledim Dudaklarımda okuldan kalma bir şarkı Hani yorgundum yeniktim çaresizdim Döndü - Evet dün Dün bir kentti geride kaldı Bu sabah bir başka kente indim

UZAK HAZİRAN İki dudak arası bir zaman Gözgöze geldikse geçerken Mayıs'la Haziran arasında Yağmurlu bir saçak altından Aşktı uçup giden üstümüzden Aşktı değip geçen yanımızdan Uyanıp kış uykularından Şubat'la Mart arasında Eylül'le Ekim arasında Yaz sularından kıyıya çıkan İki adım arası bir zaman Gözgöze geldikse geçerken Günlük güneşlik bir kaldırımdan Aşktı uçup giden üstümüzden Aşktı değip geçen yanımızdan Aşktı görmedik bilmedikse Kimbilir hangi Eylül bir daha Hangi uzak Haziran

GÜZEL AYDINLIK Akdeniz göklerinden Köpüklerden, limon çiçeklerinden Gözlerimde kalan Güzel aydınlık - Nesrin'i bir defa öptüm Beyaz badanalı odam Annemin yüzüne, soframıza Gençlik hülyalarıma düşen Güzel aydınlık - Ümitsiz kaldıkça seni düşündüm Biz fakirdik ama iyi insanlardık Bolluk yıllarında da Felâket günlerinde de Seni yanı başımda gördüm Güzel aydınlık Tatlı aydınlık

AĞUSTOS ÜZÜMLERİ Ağustos üzümleri Mahzenimizde şarap Ağustos ışığını Saklar şarabın rengi İçelim kış ayları Ağustos onuruna O güzel ağustosun Sönmesin ateşleri

ESKİ SEVİ Eylülün ikindi güneşi Selviliklere vuran Ak taşında bir gömütün Solan boynu bükük Günün anılar saati Yalnızsın balkonunda Yüzünün bahçelerinde Eski sevinin gölgeleri Sırtını dönerek bir bir Ölen güneşe sana Gittiler bu akşam da Yüzünden yola çıktılar Bak aştılar taşları selvileri Üşürsün hava serin Ey yaralı yürek gir içeri Ey yaralı güneş hoşçakal

GÜNEŞ DELİSİ Akan suyu severim ben Işıldayan karı severim Bir yeşil yaprak Bir telli böcek Yeşeren tohum Güneşte görsem Sevinç doldurur içime Bir günü Güzel bir günü Güneşli bir günü Hiçbir şeye değişmem Onun için savaşı sevmem Onun için zulmü sevmem Onun için yalanı sevmem Bilirim yaşamaz güneşte Bilirim yaşamaz yanyana aşkla Ne haksızlık Ne korku Ne açlık




ŞAİRLERE DÖN

copyright by image and more
     
Anasayfa

Şiirlerim
Şiirleriniz
Şairler
Yabancı Şairler
Halk Ozanları
Denemeler
Sesli Şiirler
E-Kart
Dört Dörtlük

Fotoğraflar
Karikatürler
İlginç Resimler
Animasyonlar

Hikayeler
Güzel Sözler
Sevgiye Dair

Medya Linkleri
Nevşehir
Linkler
Biyografim

     
LOTTO şans sayılarınız için tıklayın!