Ziyaretci defteri İletişim Chat
                Menü

KÜÇÜK İSKENDER hayatı ve şiirleri








28 Mayıs 1964’te İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde beş yıl okuduktan sonra ayrıldı. Bir süre de İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğrenim gördü. 1985 yılından itibaren çeşitli edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanmaya başladı. İlk ve uzun şiirleri Adam Sanat Dergisi'nin hemen her sayısında yer aldı. Temalarında alışılagelmişin kimi kez tam karşısında yer alan, polemikçi, başkaldırıcı şiiriyle sadece 1980'li yılların değil tüm Türk şiirinin en gözüpek şairi. Fazlaca karışık ve yer yer fazlaca uzun ve çoğaltımcı şiiri özgün çarpıcı başarı düzeylerine de ulaşabiliyor. Geleneksel yöntemler kullanarak yazdığı divan tarzı şiirleri, gazelleriyle de dikkat çekiyor.




BİR MARTIYI
AĞLATTIN SEN

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir elyazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!

bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber! bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık



GÜLTEN ensenden öptüm seni. Çok fena! rüzgar gibi geçti beykoz vapuru kulakmemenden süt sağdı dudaklarım sağanak halinde seviyorum bütün orospuları preveze'den dönüyor prezervatifli donanmam domalıp duruyor İstanbul, osmanlı paşası terbiyeme hem, kime ne? Olası ki elim bacaklarınla aynı burçtan aaa! tüyler. Zıp zıp zıplıyor apışaram A-Rh pozitif gülten temizlikçi kız. Temiz kız. Nazsız! hiç temyiz edilebilir mi kızlık zarı caaart! diye girdim içeri bir bahar sabahı adım fatih sultan penis, tevellüt tereddütsüz on yedi! evlenemeyiz gülten. Güldürme beni şimdi tam boşalmak falan üzereyken. korkudan altına kaçırıyor bak galata köprüsü köprüaltı çocukları sidikten yağmurla usanmış tam bütün hırsımla abazanlığımın basur memelerini emerken boşuna okutmuyorlar adama okulda fiziği, coğrafyayı dayılanma bana gülten. Tenin dayısı olmaz kayısı gibi bir aşk kaçırılmaz mı, ara beni.. ensenden becerdim seni gülten. Çok fena! denize parça koydu makinist beykoz vapuru!

DE GÜLÜM de gülüm! De ki: ela birgünde geleceğim istanbul darmadağın olacak, saçlarım darmadağın. Hepsi, darmadağın! üzülme gülüm! Toparlanacağız, birlikte, ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm hem de çelikten toprağını dele dele hayatın! de gülüm! De ki: bitmiştir umut, bitmiştir sevgi, bitmiştir güven! güven bana gülüm! sana bitmemişliği öğretecek, tattıracaktır hasretten - hakikatten- ten değiştiren yüzüm! göreceksin gülüm! Bekle! hırslarımız, acılarımız gitgide ihanetlere hainlere, ezilmelere alışacak... göreceksin – sevinçten ağlayacaksın gülüm - ki işte o vakit bana – doğrudur! - şair olmak, seni sevmek pek çok yakışacak! bak! şiirler var, mektuplar var, çocuklar var sokaklar var, kediler! inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize! ölüm inananlar için sessizce kara kaplı kitaplardan çıkartılacak... göreceksin gülüm! bekle, göreceksin! Artık hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz Bu dünyada, yapayalnız, umarsız kalmayacak

SON SEN şiddetle ihtiyacım var beni öpmene dudakların dudaklarımı hacize gelsin dokun! dokun! dokun etime, etimle süslensin ardıç gözlerin akşam olup da delikanlılar siyah giydiler mi (dışavurumcu zifir ve seni seviyorum) turuncu soyundu mu orospu karılar ve dönmeler bir şelale çalarım en yakın vitrin camını kırıp ceplerimde bahar şiirleri ve ilkokul öğretmenleri en güzel sesleri çizip anahtarımın kenarıyla ağlarım! ağlarım ulan sana ne, sen soyun - mumları söndür - yatağına uzan! süte aşkı üfle!(*) bıyıklarımı kestim, kravatımı taktım, suyumu içtim gittim (**) gidiyorum (***) (*) sevda kafiyeleri arasındaki kıvamlı stoplazmik uzantılar değil miydi saçlarını kızartıp da seni gövdeni boşaltıp çekip uzaklaşmaya mecbur eden çekiç uğultusu ve kıl buketleri - ki benim şahmerdanım senin çocuk karanlığında yaşlı bir alice'di ve harikalar diyarında iskambil adamlara poker borcum, sen, nasıl, fakat (**) yağmur kadardın, prezervatiflerimizden kan emdi mesut yaşayan meşhur yalnızlar ve meddah kronolojiler. Ağzında kanarya lekesi. (***) muradım yanıyor. Sen oyna hayatımı ey Robert De Niro. Sen söyle şarkımı ey hüzün: Newyork! Newyork!

BİR GECE ŞAH’ESER İMPARATORU FUZULİ BİR DELİKANLILIK YAPTI İSE BEN BUNU YAZDIM Arkadaş’a beni bir pazar gecesi siyanürle vurun! gölgemi bir vapurun saadetine vermişken, zeki müren'den hicaz makamı şarkılar dinlediniz ama dönüp arkama bakabilmeliyim kaç kişisiniz nerden gelmişsiniz neler giymişsiniz elimde bir demet letafet çiçeği de, tavanı kırmızı, duvarları beyaz badanalı bir odada bir arada bir ara olmalıyız, hatırladınız bıçak sapı gibi gülümsememe de izin vermelisiniz - babam bana küstü, döv onu babaanne çıngıraklı yılanlar almıştın hani bana yaşgünümde - gerdanımda genç kızların çılgın tortusu ve soğuk su, oramda buramda buram buram ilkaşk kokusu, işte ben trenleri biraz da bu yüzden severim ne çok severim bilemezsiniz beni bir pazar gecesi siyanürle vurun! palyaço makyajı yapmış olayım, gülün önce amuda da kalkayım, telde de yürüyeyim filan size nadide karanfil kolleksiyonumu göstereyim kayısı gülü çocuklarımı, arılarımı da, tenezzüllerimi, biliyorum: zeki müren'den hiç şarkı dinlemediniz radyoda jean-sebastian bach çalıyor, bakınız cam pervazındaki baykuşun yok bir ayağı da

GAZEL Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu Bir bencileyin âşık-ı şeydâ bulunur mu Uşşâk-ı belâ-keşlere âyîne ne hâcet Sînen gibi mir'ât-ı mücellâ bulunur mu Bir ben gibi tâ haşre kadar âşık-ı sâdık Sultânıma ben söylemem ammâ bulunur mu Bir iki üç ahbâb olup âh olmasa ağyâr Âyâ o perî bir gece tenhâ bulunur mu Bilmezsen eger kendini Leylâ'ya su'âl et Bir sencileyin dil-ber-i ra'nâ bulunur mu

CİVANGİR L yalınayak alkol kamplarında hayatımız bir komplikasyon bir o adada bir bu adada karaya vurdu yüzün ah bir gözü dönmüş hüzün gibi üzerime sıç'rayan okyanus yunusları bir dalıp çıkmaları acı karşılaşmalar gibi sularında köpük köpek ömrümüzün ben buruşuk ipek mendil kaldım bileklerimin iç kısmını öpemez kimseler tuttu sürükledi beni ibne ince sülün bir maytap matrak bir tanrıyla salaş bir kulun şakalaşması gibi siktiri boktan ayrılıklar. onlar bir duble rakı daha söylediler onlar bir duble rakı daha anlattılar bir elimi götürüp saçlarına taktım ben senin bir elimi götürüp siyah eldivenlere astım dudaklarına hafif değdirdiğin ben mendil kaldım ter içinde uyandım ben sana topuklarım göğsünde tıknaz güllere bükülmüş dirseklerim senden uzanıyor sarsılıyor boşlukta bir uçaklar düşüyor seviştiğimiz yatağa bir uçaklar havalanıyor sen savruldukça yatakta sonra kalkıp iniyoruz merdivenlerden topluyoruz çözülen hislerimizi son anda geçen günlerin hatırına bir erguvan iniltisi

MOLEKÜL BUKETİ el kararı bir ruhla öperken seni nesnenin tanrıyla atıştığı uzun gözlere ait urlarda, bilemem rolümüzdü bilgi; el kararı bir ruhla öperken seni cismin hacimle seviştiği ani panikatak şovlarında, bilemem neredeydi yüzümüzdeki bitkinin kökü. öğrendim, ki veda ve kıymettir ergeç birbiriyle vuruşacak olan, bilirim renkler arasında adı onun da anılsın diye. üstünkörü!

DIR DRAM bir acı çökmüş yüzünde, böyle anlarda bana gel seninle sevişilmiyor gülüm rıhtımına inen patikada kaşlarını yıkadığın suda görüyorum ilk vücudunu doğan bu senin, sevdalara vurulmuyor belki en fazla güzelliğin istanbullardan koşma! koştun mu façama takılıyor iliğin ağzının kenarında bir şap ormanı en çok orama fısıldıyor diriliğin kendisi şairin mektubu okunmaz mor anlarda meçhul aşkların sidikli timsahı yatağa kuruldun mu afrikam kalkıyor! tak! tam altımış dokuz'dayken basılıyor diller! - tamam abi, diyor, şimdi soyunurum suretim bu gece zulanıza konuk olsun! eh ne de olsa maarifetli orospu bir redifin bütün isim hallarında yaşaması sesini mahlas diye kullanan oğlanın havzaları yeni yeni kıllanıyor t aşağı bir saksafonun bittiği yerde başlaması bir yaşlanmanın şimdilerde anlatılıyor eksi birinci dünya savaşı bir penis havlıyor bir vagina salya sümük benimkini mimar sinan oturtmuştu, diyor, iki kubbe arasına dimdik! sonra yatırıp çocukları ayıp fıkralara geçiyor tarih! - can yücel'in biri bir gün...

ÖLÜMÜ DE KUSACAĞIM çınar ağaçları ölüm orucunda hasarat ayaklarımla geldim geceye bu şehir şimdilik şurda unutulsun uzun bir bıçak vardı ya avucumda kendi kendini kanatırdı sessizce sevdiğim adamın adı: sokak adları sokak atları ve sokaksız yalnızlığım içimde tuzlu bir mağma taşırmışcasına yüzüme geldim yüzümde kuru çam yaprakları çamlar dediysem inanmanız da gerekmez pencerelerden sarkıtılan kaçık erkek çorapları... aaah! ölüm! zulmettikçe hicvedeceğim seni içeceğim anasını satayım kusacağım da! her yere bakan gözlerimle... tut elimden istanbul! tut elimden pis orospu! tut ki elim sana bir mektup gibi kanasın tut ki elim bir an olsun sıcak bir an olsun bir sübyan ağlayışı gibi imzasız kalsın!

ÇÜRÜK KRAL DEPOSU’NDAN 194 Sırtını ova ova yarım bakraç balgam çıkarttık ejderin ciğerlerinden; ipek'ten değil baharat yolu'ndan gelen bir illet gibi, tertibi tastamam hepsi de alnının göbeğinden vurulmuş on beşinde gangster bozuntusu çocuk ağız kenarında bir sahil kasabası gibi duran gitanes yüzünde bir bıçak yarası gibi duran buz siyahı gözler esrarengiz, meraklı ve defans ağırlıklı hayatlara düşkün herşeyin durduğu yerde hareket halinde muzaffer ve intikam hırsıyla dolu şaheser hikayeler! O çocuklarla sabahlarken terkedilmiş bir senaryonun kötü adam karakterlerinde herkes seçtiği rolün repliğiyle boğuşurken kostümler bol gelirken, dar gelirken bedenlere kim "kamera!" dedi, kim "stop!" dedi bilinmezken binlerce bobin kutusu içinde ararken kendi karakutumuzu hepimizin bir asistanı var sonunda vurduğumuz aşk ile çekememezlik arasında hep ihtiyaç duyduğumuz!

BUNDESLADE bir atlıkarınca yangını sonrası isli, sıcak kemikleri çocukların. - çok tanrılı yanlızlıkların son akşam yemeği sofrası - Toy siyah! evcil kinler evcil hırslar besle bedeninde ve körpe dakikalarda zor cinayetlerinin ağzını kanla sil ağzını mor yakamozla yıka! gözlerinde ve özlemlerinde bir yabacılaşma, (oyuncak dudaklarımız plastik anılarımız var bizim öyle hatırlıyorum) kör paslı testereyle budadığım yüzün dökülüyor avuçlarıma prizmatik dökülüyor lunaparklarıyla senden. Neden billur bir cinayetin her yerinde seksek oynardık? yıldırım intiharlara paratoner ayyaşlıklarımız kiremit dil parçaları kaydırırdık tükürüklerde ve neden ipek tülbentlere örtülürdük sebepsizce? kimdi o karakalem resmini yapan belleklerimizin bastırılmış kağıttan yelkenlilere?

GECE KUKLALARI çelişkili kuvvete dönen yapışkan bir ölü var korkulan otobanın ortasında viraj yaratan. bir dedektif hissiyle yaklaşırken dünyaya ay toprak tutarken elini cetvelle çizilmiş suyun gözlerini düşürmüş bir genç kız gibi mağrur ve diken diken; arabanın bagajında bir ölü var direksiyondaki cesetle hayatı tartışan.

AY Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk! misafir oyuncu bir terkediş biçimi ile ellerim vücudunun prömiyeri! Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim! amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran! dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan !

NE ÇOK Seni ne çok kedi tırmalamış anne camlara baktım ordamısın hala dün akşam haydutlar bıçaklamış bir karanfil kaçamamış vurmuşlar ölememiş solmuş seni ne çok iğfal etmişler anne her yerin delik deşik ağlayışın bile yamuk yumuk bakışların kısık ve bilhassa değişik ne çok isyanlanmışım ne çok gitmemişim meğer bağırdıkça etlenmiş sesim etlenikçe sesim, kanamış elmas liğme liğme seni ne çok öldürmüşler anne beni ne çok dövmüşler artık evlenelim anne hayata karşı ve gel, beraber kaybedelim mor savaşı benimle birlikte intahar et anne


ŞAİRLERE DÖN
copyright by image and more
     
Anasayfa

Şiirlerim
Şiirleriniz
Şairler
Yabancı Şairler
Halk Ozanları
Denemeler
Sesli Şiirler
E-Kart
Dört Dörtlük

Fotoğraflar
Karikatürler
İlginç Resimler
Animasyonlar

Hikayeler
Güzel Sözler
Sevgiye Dair

Medya Linkleri
Nevşehir
Linkler
Biyografim

     
LOTTO şans sayılarınız için tıklayın!