UĞUR ÇELİK








Güzel sevgilim’e….


Ne kadar beyaz bir sayfa hazırladın bana dersen… Kara kalemlerle gelişi güzel çizgilerle
dolu bir sayfa var önünde… silmeye kalkma senin silgilerin yetmez o kocaman çizgilere…
sende üzerine birkaç çizgi çiz…elini korkak alıştırma korkma daha kötü olur diye…
Düşünme acıtırım diye…Kimin ne yaptığı değil aslında herkesin her gelenin bir çizgi
bırakıp gitmesi de değil önemli olan, önemli olan unutturman bana…Neyi mi?...
Yaşadığımı unuttur bana, bugüne kadar yaşadıklarımı unuttur bana bir an olsun
unuttur… Bakabileyim gözlerine o çizgilerin arkasından…Görebileyim seni…
Sislerin dağılmasından sonra fark edilen güzellikler
gibi göreyim seni de…
Bir gece olsun geçmesin aklımın ucundan o kelime… içi boş, sadece korkularımızın
dolu olduğu o kelime bir gece olsun benden uzakta dursun… Sonrasında ne yaparımdiye
düşündüğüm o kelime Bir anlık isyanımda aklıma gelen tek kelime gelmesin bir kerede
aklıma…Sen gel aklıma umudum ol… içime güneş gibi doğ… Karanlıkları yırt tüm her
ne varsa dert, acı , keder al götür getirme bir daha… Ama sen gel aklıma en umutsuz
anımda, isyanımda yatıştır beni Ölüm gelmesin aklıma her isyanımda korkularıma
sığınıp doğmasın karanlıklarıma…
Özlediğim ne varsa onu getir bana yanında…Bildiklerimi her gün birlikte dolaştıklarımı
getirme… Acı getirme bana, hasret getirme, sevgisizlik getirme bana bilmediğim
ne varsa onu getir…Unuttuğum ne varsa onu getir…Bir tas çorbam ol ısıt beni sabaha karşı…
Bir bardak şarabım ol al aklımı benden…
Gelişin gidişinin habercisi olmasın…Gitmek için gelme unutmak için gelme…Nasıl olsa
unutulur diyerek gelme! Unutulmayan o kadar çok şey saklıyorum ki içimde…Bir mahsen
ki kapısı kilitlenmeyi bekleyen içi gözyaşlarıyla dolu…Vazgeçişlerle dolu…
Bir adım atsam boğuluyorum…Hala kulaklarımda hıçkırışlarım,iç çekişlerim…
Terk edilişlerim…Güzel sevgilim geleceğin yer koca bir harabe şimdi…
Ya bir penceresi eksik ya da paslanmış bir parçası… Ya da yıkılmış bir tarafı…
Hafiften de eğik durmakta…
En iyisi gelme…
Uzat başkasına ellerini…
Yine kandır kendini…
Her şey güzel olacak de…
Pembe panjurlu evimiz olacak de…
Bırak bu harabe ev yine yıkık dökük kalsın umarsız gençliğine özlem duysun
yaşadıklarına hayıflansın… Bir gün belki fark edilir ha ne dersin…

uğur çelik



Hepimiz aslında yalnızız... Bırakın birbirimize itiraf etmeyi kendimize bile itiraf etmiyoruz...İnternetin hayatımıza tam anlamıyla girmesiyle aslında bütün yalnızlığımız kabak gibi ortaya çıktı...Eskiden ben 12 yaşındayken apartmanda herkesi tanırdık. Birbirine gelip giden komşular vardı.Birinin bi derdi oldu mu hemen koşturan insanlarla doluydu.Çok iyi hatırlıyorum alt komşuya misafirliğe gitmeden önce gider sorardım -müsaitseniz akşam oturmaya gelicez diye.Artık yolda birbirini gören tanıdık insanlar bile selam vermeden geçip gidiyor.İlk ne yalnızlaştırdı bizi? Televizyon. O dönemlere yetişemedim ancak inanıyorum ki bu dönemlerden kat ve kat daha iyi ve mutlu bir dönemdi.Akşam oturmalarının çok olduğu çayların böreklerin yapılıp sohbetin geceye kadar sürdüğü, insanların birbirlerine yalan söylemediği, herkesin arkadaş olduğu dönemler...Aşkların yalın yaşandığı katıksız olduğu dönemler... Gelen televizyon ile bölündü sohbetler yeni yeni duygular geldi birden hayatımıza. Kin nefret kıskançlık bunlar elbette vardı hayatımızda herzaman ama artık iyiden iyiye büründü benliğimize ve sonucunda yalnızlık geldi kuruldu en güzel yerine. Televizyonun ardından Bilgisayarlar geldi çok hızlı gelişen dönemlerdi bunlar değişimin kaçınılmaz olduğu kuşak çatışmalarının arttığı dönemler.Yeni neslin oyuncağı olan bilgisayar kısa bi sürede yalnızlığımıza yalnızlık kattı. İnternet ile birlikte insanlar üşengeç ve kolaycı oldukları için dostluklarınıda internetten yürütmeye başladılar.Yani yine biz yeniliği benliğe tercih etmiştik. Yine biz yalnız kalmaya razı olmuştuk.Şu anda burda olanların arasında internette dostluk kuran hatta sevgili olan bi çok arkadaşımız vardır mutlaka.Kendilerine bile itiraf edemezler yalan olduğunu internet in...Çünkü işte o zaman gerçekler çıkar karşılarına gerçeklerde herzaman acıdır. Bu yazıyı yazmak istedim çünkü ben kapı komşularımı özledim, kapı komşusunu tanımayanlara inat, çünkü ben sıcak sohbetleri özledim klavyenin soğukluğuna inat, çünkü ben aşkları özledim yalansız katıksız ve karşılıksız sevgileri gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirenlere inat... Gerçekler yerine yalanı tercih edenlere inat. Marifet msn de binlerce kişinin var olması değil önemli olan derdinde sevincinde birilerinin yanında olması paylaşmak... Şu internetin soğuk yüzünden kurtulup gerçeklere dönmeniz dileğiyle...

uğur çelik